Anasayfa Dergi Dosya 13 yıllık AKP iktidarında kadın, çocuk ve iş cinayetleri – DOSYA-1

13 yıllık AKP iktidarında kadın, çocuk ve iş cinayetleri – DOSYA-1

Paylaş

13 yıllık iktidarı boyunca yaşamın her alanına müdahale eden düzenlemeleriyle gündeme gelen AKP, iktidarı boyunca, uyguladığı neo-politikaların bir sonucu olarak artarak yaşanan cinayetler de Türkiye’yi adeta “ölü kadın, işçi ve çocuklar ülkesi”ne dönüştürdü. Türkiye’de, AKP hükümeti iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana 15 bin 70 işçi yaşamını yitirdi. 14 yılın sonunda üç katına çıkan taşeron işçi sayısıyla “taşeron cumhuriyetine” dönen Türkiye’de 14 yıllık iktidarına Tuzla tersaneleri, Davutpaşa, Ostim, Soma Kozlu, Karadon, Ermenek, Esenyurt, Torunlar gibi yüzlerce iş cinayetini sığdıran AKP hükümeti döneminde enerji, inşaat, maden, tarım ve ulaşım gibi iş kollarında yaşanan iş cinayetleri iki katına çıkarak 91 yılın rekorunu kırdı.
680x680nc-ist-070415-akp-iktidari-is-cinayetleri-dosya-112
Aşırı kar hırsının sonucu olarak ortaya çıkan taşeronlaştırma politikaları ve güvencesiz çalıştırma nedeniyle AKP iktidarı boyunca yaşanan ölümlerin başında iş cinayetleri geliyor. Adı artık iş cinayetleri ile anılan Türkiye’de, AKP hükümetinin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana esnek, güvencesiz ve kuralsız çalıştırma sonucunda 15 bin 70 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinde Avrupa’da ilk dünyada ise üçüncü sırada yer alan Türkiye’de her saat 80 “iş kazası” yaşanırken, her gün 4 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor.

Taşeronluk AKP döneminde 5 kat arttı

2002 yılında 380 bin olan taşeron işçi sayısı AKP Hükümeti’nin 13 yıllık iktidarında 1 buçuk milyona ulaşırken, bağımsız araştırma kurumlarının verilerinde ise istihdam edilmeyen taşeron işçi sayısının 2 milyona ulaştığı belirtiliyor. 13 yılın sonunda üç katına çıkan taşeron işçi sayısıyla “taşeron cumhuriyetine” dönen Türkiye’de 13 yıllık iktidarına Tuzla tersaneleri, Davutpaşa, Ostim, Soma Kozlu, Karadon, Ermenek, Esenyurt, Torunlar gibi yüzlerce iş cinayetini sığdıran AKP hükümeti döneminde enerji, inşaat, maden, tarım ve ulaşım gibi iş kollarında yaşanan iş cinayetleri iki katına çıkarak 91 yılın rekorunu kırdı.
680x680nc-ist-070415-akp-iktidari-is-cinayetleri-dosya-17
AKP dünya Avrupa şampiyonu oldu!

Hükümetin iktidara geldiği 2002 yılında, 872 işçinin yaşamını yitirdiği Türkiye’de 2014 yılına iş cinayetlerde yaşamını yitiren işçi sayısı bin 886’ya ulaştı. 2003 yılında 811, 2004’te 843, 2005 yılında bin 96, 2006’da bin 601, 2007’de bin 44, 2008’de 866, 2009’da bin 171, 2010 yılında bin 454, 2011’de bin 710, 2012 yılında 878, 2013’te ise bin 235 işçi yaşamını yitirirken, 2014’te bin 600, 2015’in Ocak ve Şubat aylarında ise 206 işçi yaşamını yitirdi. İş güvenliği konusunda “sabıkalı” olan AKP’nin iktidarında iş cinayetlerinde yıllara göre yaşanan artış dikkat çekerken, özellikle 2005 yılından sonra ölümle sonuçlanan iş kazalarındaki artış da dikkat çekiyor.

Madenlerde bin 289 işçi yaşamını yitirdi
680x680nc-ist-070415-akp-iktidari-is-cinayetleri-dosya-115
İş cinayetlerinin en çok yaşandığı iş kollarının başında Maden iş kolu geliyor. Kaçak işletilen maden ocakları ve Fransızcada kiralama, geriye döndürme anlamına gelen rödovans uygulaması nedeniyle adeta davetiye çıkarılan maden cinayetlerinde 2002 yılında 69 işçi yaşamını yitirirken, 2014 yılında 344 işçi yaşamını yitirdi. 2003-2015 yılları arasında madenlerde yaşanan iş cinayetlerinde bin 215 işçi yaşamını yitirdi. Çalışma Bakanlığı tarafından verilerine göre ise 13 yılda madenlerde meydana gelen iş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçi sayısı bin 289. Yüzde 99.15’i taşeron olarak çalıştırılan maden işçileri, Meclis’te sabaha karşı çıkarılan “torba yasalar” nedeniyle sayıları her geçen gün artarak ölmeye devam ediyor.

Kömür karası değil, yüz karası
680x680nc-ist-070415-akp-iktidari-is-cinayetleri-dosya-113
Türkiye’de iş cinayetlerinin en çok yaşandığı iş maden iş kolunda iş cinayetleri karşısındaki söylem ve uygulamaları her dönem tepki çeken AKP hükümeti, denetimsizlik ve taşeronlaştırma nedeniyle yaşanan cinayetlere karşı önlem almak yerine “fıtrat” ve “kader” söylemleriyle yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarttı. İş cinayetleri literatürüne, “fıtrat” ve “kader”i ekleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2010 yılında Zonguldak’ta meydana gelen ve 30 işçinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasında, “Bu mesleğin kaderinde bu var” diyerek yaşanan cinayetleri meşrulaştırırken, yine dönemin Çalışma Bakanı Ömer Dinçer de, cenazelerine 28 gün sonra ulaşılan işçilerin “acı çekmeden ölmeleriyle” övünerek, “Güzel öldüler” açıklamasını yapmıştı.

91 yılın en büyük maden faciası: Soma

Her geçen yıl artan iş cinayetlerini “kaderin” insafına bırakan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son olarak Soma’da yaşanan ve 91 yılın en büyük maden faciası olarak tarihe geçen facia ile ilgili de, “olağan şeyler” açıklamasını yaptı, “Arkadaşlar yani biz bir defa bu tür ocaklarında, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu olaylar hiç olmaz diye yorumlamayalım. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan iş cinayetlerini fıtrat olarak nitelendirirken, Başbakan Danışmanı Yusuf Yerkel’in Erdoğan’ı protesto eden bir madenci yakınını yerde tekmelediği görüntüler, hükümetin “kaderine” razı gelmeyen işçilere yönelik yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi.

Yükselen binaların altında kalan hayatlar
680x680nc-ist-070415-akp-iktidari-is-cinayetleri-dosya-1118mansettt
AKP Hükümetinin 14 yıllık iktidarı dönemin iş cinayetlerinin en çok yaşandığı iş kolundan biri de inşaat iş kolu. TOKİ ve sermaye iş birliğinde daha fazla kar uğruna güvencesiz ve kuralsız çalıştırma politikaları sonucunda meydana gelen iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iş kollarından biri olan inşaatlarda yaşanan iş cinayetleri sonrasında hazırlanan raporlar, inşaatlarda yaşanan ölümlerin adeta “geliyorum” dediğini gözler önüne seriyor. “Betonlaştırma” politikası ve kar hırsının yüzlerce inşaat işçisinin canına mal olmaya devam ettiği Türkiye’de AKP Hükümetinin iktidara geldiği 2002 yılında inşaatlarda yaşanan iş cinayetlerinde 24 işçi yaşamını yitirirken, 2014 yılında inşaatlarda yaşamını yitiren işçi sayısı en az 272 olarak kayıtlara geçti.

Son 5 yılda bin 754 işçi yaşamını yitirdi

İşçi sağlığı ve iş güvenliğini maliyet unsuru olarak görülen iş verenlerin insafına bırakılan inşaat işçileri, en çok rant merkezli inşaat yapımlarının devam ettiği İstanbul gibi kentlerde büyük şirketler ve TOKİ tarafından yapılan 3. Köprü, bağlı otoyol projeleri, AVM ve rezidans gibi projelerin inşaatlarında çalışırken ölüyor. Özellikle Kürdistan ve Karadeniz’den gelen 1 milyon 954 bin işçinin çalıştığı inşaat iş kolunda 2009’dan bu yana son beş yıllık dönemde 35 bin 846 iş kazası yaşandı. Son beş yılda yaşanan iş cinayetlerinde bin 754 işçi yaşamını yitirirken, bin 940 işçi de sakat kaldı.

Yargılamalar ‘kader’ söyleminin uygulamadaki devamı niteliğinde

Taşeron çalıştırmanın en yaygın olduğu iş kollarından biri olan İnşaat iş kolunda yaşanan iş cinayetlerinin ardından yapılan yargılamalar da hükümetin iş cinayetlerinin ardından yaptığı “kader” ve “fıtrat” açıklamalarının uygulamadaki devamı niteliğinde. Son olarak Mecidikeköy’deki Torunlar Center’de 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan asansör faciasında sorumlular hakkında hazırlanan iddianamede asansör firması ve iş güvenliği uzmanlarının da aralarında bulunduğu 25 şüphelinin taksirle 10 kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan cezalandırılması istenirken, Torun Center’ın sahipleri, diğer iş facialarında olduğu gibi yine ölümlerden sorumlu tutulmadı. İnşaat iş kolunda yaşanan iş cinayetlerinde ortaya çıkan tablo ve yargı pratiği işçilerin, “Dünyayı biz inşa ediyoruz ama altında da biz kalıyoruz” şeklindeki sözlerini akıllara getiriyor.

Enerji iş kolunda ölen işçi sayısı 2 katına çıktı

İş cinayetlerinin en çok yaşandığı iş kollarından biri de enerji ve tarım iş kolu. Enerji iş kolunda 2002 ile 2004 yılları arasında yaşanan iş cinayetlerinde 19 işçi yaşamını yitirirken, 2013 yılında en az 44, 2014 yılının ilk 8 ayında ise 30 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinin çoğunlukla arıza, bakım ekiplerinin elektrik direkleri ve yüksek gerilim hattında yaptığı çalışmalar sırasında iş güvenliği sağlanmadığı için yaşandığı Enerji iş kolunda hükümetin özelleştirme politikaları sonucunda taşeron çalıştırma ana çalışma biçimi olarak öne çıkıyor. İş güvenliği isteyen sendikalı işçileri işten atma biçiminin neredeyse gelenek haline geldiği Enerji iş kolunda, hakları gasp edilen işçilerin adalet arayışları ise sürüyor.

Tarım iş kolunda 4.8 milyon işçi kayıt dışı!

Her yıl yüzlerce işçisinin yaşamını yitirdiği Türkiye’de, iş cinayetlerinin en çok yaşandığı bir diğer iş kolu ise Tarım. 2010 yılında 269 işçinin yaşamını yitirdiği tarım iş kolunda 2011’de 209, 2012 yılında 117, 2013’te 292 işçi yaşamını yitirirken, 2014 yılında ise 301 işçi yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren işçilerin büyük kısmını neredeyse tamamı kayıt dışı çalıştırılan ve sayıları 3 milyonu bulan mevsimlik işçilerin oluşturduğu tarım iş kolunda, kayıt dışı çalıştırılan 4.8 milyon işçinin büyük kesimini ise kadınlar oluşturuyor. Elektrik, temiz su, tuvalet ve kanalizasyon sistemlerinin bulunmadığı barınma alanlarında yaşamlarını sürdürmeye çalışan mevsimlik tarım işçilerinin büyük çoğunluğunu Kürtler oluştururken, olumsuz çevresel koşullardan en fazla etkilenen kesim ise tarım işçilerinin büyük bir kısmını oluşturan kadın ve çocuklar.

‘AKP döneminde taşeronlaştırmada sıçrama yaşandı’

2011 yılından bu yana Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan iş cinayetleriyle ilgili yayınladığı verilerle iş cinayetlerine ve işçi ölümlerine dikkat çeken İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi (İSİG) adına konuşan Murat Çakır, özellikle 12 Eylül darbesinin ardından uygulanan neoliberal politikalar nedeniyle iş cinayetlerinde ciddi artışlar yaşandığını dile getirdi. Türkiye’de taşeronlaştırma politikalarına geçiş dönemini “Özal dönemi” ve “Erdoğan dönemi” diyerek ikiye ayıran Çakır, “İlk dönem taşeronlaştırmaya geçiş dönemi, yani Özal dönemi. İkinci dönem, AKP dönemi ise bu politikaların oluşturduğu taşeronlaştırmanın oturduğu, sendikasızlaştırmanın yoğunlaştığı, çalışma koşullarının esnekleştirildiği dönemler. AKP döneminde bir sıçrama görüyoruz” dedi.

‘Hükümetin palazlandırdığı sermaye kesimi toprağı gördüğü an kazıyor’

İşçi sağlığının işveren tarafından maliyet unsuru olarak görüldüğü ve alınıp satılan meta haline geldiğini söyleyen çeken Çakır, bu uygulamanın sorumlusunun hükümet ve ona bağlı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olduğunu belirtti. İnşaat alanında belirli kesimler üzerinden yürütülen rant eksenli politikalara değinen ve en çok iş cinayetlerinin yaşandığı iş kolundan biri olduğunu söyleyen Çakır, “İnşaat sektörü diye ‘ucube’ bir şey çıkardılar. Hükümet kendi ideolojisine yakın Kayseri esnafını, sermaye kesimini bu sektörde palazlandırdı. Toprağı gördüğü an kazıyorlar” dedi.

Yeni para kazanma rejiminin temelinde iş cinayetleri var

Hükümetin maden iş kolunda yaşanan iş cinayetlerindeki rolüne dikkat çeken Çakır, AKP’nin iş cinayetlerini “kader”, “fıtrat” gibi dinsel motifler kullanarak meşrulaştırdığını söyledi. Çakır, şöyle devam etti: “Türkiye Taşkömürü Kurumu aracılığıyla madenlerde rödovans sistemi ile kendi madenlerini taşerona veriyor. Hükümet birçok yerde bu uygulamaların müsebbibi olarak işveren konumundadır. Buralarda birçok işçi ölüyor. TTK sadece kendi işletse madenlerde çok keskin düşüşler olur. Bakın kamulaştırmadan bahsetmiyorum bile. Enerji bakanı zaten uygulayıcısı. Yeni para kazanma rejiminin temelinde bu var.”

‘AKP Hükümeti iktidarda kaldığı sürece…’

İş cinayetlerinin ardından başlatılan yargılama süreçlerinden de bir sonuç çıkmadığını söyleyen Çakır, “301 işçinin öldüğü hangi ülke olursa olsun işverene her halde bir ceza verilir. Ama bu ülkede Soma Holding A.Ş’nin patronu Alp Gürkan’a dava açılmadı. Torunlarda Aziz Torun’a dava açılmadı. Erzurum’da TEDAŞ işçileri gölette boğuldular, yargı ölen işçileri suçlu buldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kendi alt biriminde çalışan herkesten sorumludur, bunu ben değil Türkiye Cumhuriyeti Anayasası söylüyor. Ama bunun mahkemelerde karşılığı yok. AKP Hükümeti iktidarda kalmaya devam ettiği sürece bu böyle olacak. Mevcut politikaları ile bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum” dedi.

Yarın: Çocuk da olsa gerekeni yaptılar:13 yılda 119 çocuk katledildi  .Diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here