Anasayfa Dergi 2017’nin kitapları: Siyasetten başımızı kaldırıp kitaba bakamadık ama…

2017’nin kitapları: Siyasetten başımızı kaldırıp kitaba bakamadık ama…

Paylaş

Müslüm Yücel hazırladı : 2017 yılına kötü başladık; İstanbul, Ortaköy’de bulunan eğlence merkezi Reina’ya giren Abdüladir Masharipov, 39 kişiyi katletti. Dünyanın gülüp eğlendiği bir zaman diliminde, yeni yıla yasla girdik. Yas, bununla sınırlı kalmadı. Orta Çağ’da mezarlardan ölü çalma yerini, 2017’de mezarlıktan ölü çıkarmaya ve bunu bir gösteriye dönüştürme aldı; Aysel Tuğluk’un annesi gömüldüğü mezardan çıkartıldı. Ancak siyaset, yası gizlemek için geniş bir kılıf sundu.

Belleği susturarak iç dünyamızdaki adaleti küçük siyasi meselelerle uyuttuk. İleriki aylarda referandumlara kulak verdik.  Nihayet Nisan 2017’de, Türkiye makas attı. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu olarak işleyen dizge, yerini Başkanlık sistemine bıraktı. Devlet ve hükümet artık birdi. Komşularımız da ise başta Irak ve Suriye’de bir yanda savaş diğer yandan özerklik ve bağımsızlık tartışmaları vardı. Sonuç savaşa devam, bağımsızlık bir düş olarak tarihin sayfaları arasında yerini aldı. Ekonomide gazeteler doların ateşi düştü diye yazsa da, yıl içinde dolar düşmedi; 2017’in son günlerinde dolar 4 bine, sterlin beş bine ulaştı.

Yıl içinde doğalgaza iki defa zam yapıldı; indi bindi taksi 5.500 liradan, 9 bine yükseldi; on binin üstünü hiçbir taksi şoförü vermedi zaten. Kitap dünyasında ise 112 sayfalık (yedi forma) bir kitabın maliyeti- piyasa değeri olarak 7 ile on bin arasında gidip gelirken, bu fiyat iki katına çıktı. Dolardaki artış, doğrudan dışarıdan gelen kâğıdı da etkiledi. Yayınevleri az kitap bastı, depolara yüklendi… UNESCO’nun yıl içinde yayımladığı bir raporda Türkiye, kitap okuma sıralamasında 86’ıncı idi; Avrupa’nın gerisinde, Afrika ile aynı güzergâhtaydık. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, yine de güzel incelemeler, romanlar, şiirler, öyküler yayımlandı…

Çok Satanlar

Yılın en çok satan ve ilgi gören kitapları gibi bir sıralama yapacak olursam 2016’da olduğu gibi Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madona ilk sırayı kimseye bırakmadı. Ali’yi Zülfü Livaneli izledi. Livaneli, yayımladığı Huzursuzluk, Leyla’nın Evi ve Elia ile Yolculuk adlı kitapları ile çok satanlar listesinden düşmedi. Livaneli, Huzursuzluk’ta, Kürtlerin yabancı olmadığı Ezidi bir kız ile Müslüman bir erkeğin aşkı etrafında gelişen bir konuyu gündeme getirdi. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden Yaşar Kemal’in Kanın Sesi’ne ve Bir Ada Hikâyesi’ne kadar olumlu; Refik Halid’in Yezidin Kızı, Behçet Safa’nın Şeytanın Piçi romanlarında da olumsuz olarak işlenen Ezidiler, Livaneli ile farklı kesimlerce bilinip yorumlandı. Sabahattin Ali’nin çok satması, ilgi görmesi elbette ki sevindiriciydi. Kürk Mantolu Madona’nın ilgi görmesi ise ayrıca önemliydi. Hatırlanacaktır, romanın kahramanı Raif iki duygu içinde yaşar; ilki suç, ikincisi utançtır… Sanırım, Türkiye’nin okur kesimi hala bu iki duyguyu ve iki duygunun harman yeri olan yalnızlığı aşabilmiş değildi ve kendine, kendini bastırmak için bu kitabın sayfaları arasında aradı.

 

Bir köşeye sıkışmış insan, buradan nasıl kurtulacağını, yalnızlık duygusuna kimin nasıl hitap edeceğine baktı. Bu yüzden, yılın en çok satan kitapları arasında ilk sırayı George Prochnik’in deyimi ile bir imkansız sürgün olan Stefan Zweig aldı. Zweig, Ay Işığı Sokağı, Bir Çöküşün Öyküsü, Olağanüstü Bir Gece, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ile yediden yetmişe herkesin bastırdığı, bir zamanlar yaşadığı duyguların tercümanı oldu. “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” nu kim bilir kimler kaç defa okumuş ve şu satırların altını çizmişlerdir: “Beni asla tanımamış olan sana”, “bir uçuruma düşer gibi kendimi alın yazıma bıraktım” vs.

2017’de nerden geldiğimizi de merak ettik çokça. Politik olarak kurgu ile gerçeğin arasında kalmanın zorluğu bir ayıp gibi yüzümüze vuruldu sanki. İmdadımıza Noah Harari’nin Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabı yetişti. İnsan, artık Tanrı kesilmişti ve aslımız, bir yerlerde kayıptı… Nerde, bilmiyorduk hala. Azra Kohen’in Aeden Bir Dünya Hikâyesi’ne yine bu minvalde bakabiliriz. Kitabın bildirisi de şu idi, aslında insan doğulmuyor, insan olunuyordu. Bu yanımız eksikti.

 

 

Bunlar en çok okuduklarımız ve en çok kitapçı dükkânlarında en çok gördüklerimizdi. Ne yiyorsak oyuz diye bir söz vardır, işte bunu kitap içinde söyleyebiliriz: Ne okuyorsak oyuz.

Çok satanlar arasında bir de Selahattin Demirtaş vardı. Demirtaş’ın yazdığı Seher adlı hikâye kitabı yokluğunu aratmadı. Hatta kitabı elde taşımak bile bir eylem biçimi olarak gelişti. Kitap Fuarında yazarlar Demirtaş’ın kitabını imzaladı. Sözün kesildiği yerde yazı, bellekti. Demirtaş bu kitabı ile zamana, bir tarih ekledi… Sözün kesildiği yerde, göz vardı, okumak ve yazmak vardı.

Tezgâhta klasikler ve yerli romanlar

Yıl içinde epey bir zamandır roman yazmaya evrilen yazı dünyasında hikaye adına sevindirici gelişmeler yaşandı. Hasan Ali Toptaş’ın Gecenin Gecesi, Murat Yalçın’ın Pera Mera’sı ilk akla gelen eserler oldu. Toptaş, yılın sessizliğine dikkat çeker gibi insana yine ruhunu işaret etti; ne varsa, buradaydı… Yalçın özlediğimiz yerlere çekti bizi, nereye özlüyorsak, yerimiz orası idi, kimi özlüyorsak, yanımızdaydı. İki hikaye kitabının bileşkesi şuydu: İnsan, daha bitmedi.

Roman bağlamında verimli bir yıldı. Birbirine yakın duygular bir hayalet gibi romancılarımızı sardı. Selim İleri bitmemişlik duygusu üzerinde dururken, Murat Gülsoy, gençlik, lise ve biraz da üniversite günlerine- anılarına geri döndü. Geçmiş, bir hazineydi, orası kurcalansa, başka bir gelecek daha bizi bekliyordu.

 

Yazının hemen hemen her alanında ürünler veren ve ne yazarsa yazsın ilgi çeken ama bunun yanında Her Gece Bodrum’un yazara olarak bilinen ve bu arada yazarlığının 50’inci yılında olan Selim İleri, Sona Ermek ile okurunu karşıladı. Yalnızlık ve hatırlama üzerine kurulu olan roman, bitmemiş, bitirilmek istenen bir ömre- bir romana sirayet etti. Nasıl ki ömür, ölünce bitmiyorsa, bir roman da asla bitmiyordu. Sona Ermek’in geçtiği 17’inci yüzyılda bir türlü geçmiyordu… Murat Gülsoy’un Öyle Bir Yer ki adlı romanında bir araya gelme, eski günleri yad etme temel meseledir ama bugünün bile, bir gün yad edilecek bir gün olacağının umutsuzluğu kitabın sonlarına doğru kara bir hava ile insanı sarar ve okur, o yerden, o günden bir türlü, bugüne gelmek istemez.

Bellek ve tarih derken, tıpkı bir zamanlar güldüğümüz, gülerken yer yer ağladığımız mahalle güldürülerini özler olduk elbette. Tam sırada, dil kırımlarının ince bir alayla birleştiği, sessizce okuyup güleceğimiz bir kitap da çıka geldi: Başar Başarır, Sipop.

 

2017’de farklı sesler dikkat çekti; Melike Uzun’un Soğuk ve Temiz, Nermin Yıldırım’ın Dokunmadan, Mehtap Ceryan’ın Mevsim Yas, Ebru Ojen’in Et Yiyenler Birbirini Öldürsün, Irmak Zileli’nin Gölgesinde adlı kitapları ilk akla gelenler oldu. Soğuk ve Temiz sadakat, marazilik, ihanet, yalan, delilik, cinayet vs. temalar söz konusudur; bu temaları, öldürme isteği, kendini öldürme gibi farklı temalar besler. Ebru Ojen’in Et Yiyenler Birbirini Öldürsün adlı kitabında ise duyarlı gibi görülen, iktidar karşıtı kimseler söz konusudur; bunlar, bir süre sonra söz konusu kendileri olunca iktidarın bir parçası olurlar. Örneğin sözde çöp evlere karşı duyarlıdırlar, bu evlerde oturan kimselere karşı merhamet beslerler ama bu çöp ev yanı başlarında bitince birer ihbar mekanizmasına dönüşürler… Irmak Zileli’nin, Gölgesinde ise iki duygunun çatışma yerine döner insan kalbi: Hayal ve Gerçek. O kadar kendine uzaktır ki insan, hayali gerçek gerçeği hayal sanır. Hiçbir şeyden emin değildir. Kendini unutma şansı bile elinden alınmıştır. Bir de ne yaşadığını hala unutamamış olan kimseler vardır. Burada da Mehtap Ceyran’ın Mevsim Yas’ı kaçınılmaz olarak buruk bir dille bizi karşılar. Ceyran, korku ile yaşayan insanların hayatlarından kesitler verir. Anlattığı yer Batman’dır. Buraya yeni tayin olmuş polisler bile “korku ve merakla” etraflarına bakarlar.  Ötede ise açılan mezar taşları, kemik arayan ailelerin dramı vardır.

Başka dillerden çeviriler ve klasik kitaplarda bu yıl kitapçı dükkânlarının raflarında yerlerini aldılar. Ferdinand Celine’nin Taksitle Ölüm, Paul Auster’in 5274321, Jean Louis Fournier’in Kuzeyli Annem, George Gospodınov’un Hüznün Fiziği, Mary Doria Russel’in Tanrıların Çocukları ilk akla gelen kitaplar oldu. Bunların yanında İş Bankası Yayınları’nın Balzac’ın Serrasine, Alfa Yayınları’nın Alexandre Duma’nın Üç Silahşörler, Everest Yayınları’nın bastığı George Eliot’un Flos Nehrindeki Değirmen adlı romanları yıla renk kattılar. Daha önce Can yayınlarından çıkan kitapları dikkat çeken Eliot’un Flos Nehrindeki Değirmen Stendal’in Parma Manastırı ile birlikte- hatta karşılaştırmalı okunmalıdır. Eliot ve Stendhal iki farklı kadın kahraman tipi çizerler. Eliot’un kahramanı Meggie Tuliver, Stephen’a aşıktır ama Stephen başka bir kızla bir süre önce nişanlanmıştır. Meggi, kendi mutluluğunu bir yana bırakır, vazgeçer. Stendhal’in Sanseverine ise tam tersidir; aptal değildir, ne istediğini bilir, sonuna kadar sevgisinin kavgasını verir, başarır. Biri bize yaşamı başkasına verin der, diğeri yaşamadan, yaşadım dediğiniz hayat hiçtir der. İkisinin sığındığı yer ahlaktır. Ama biri kendi diğeri başkasının ahlakına sığınır. Büyük yapıt diyor Walter Benjamin, ya janr yaratır ya janrı ortadan kaldırır; kusursuz olan ise ikisini yapabilmektir. Büyük karakter de, büyük anlatı da burada.

 

Şiir Kitapları

Şiir kitapları diğer edebiyat türlerini göre daha çok yayımlanır ama yıl bitince geriye sadece bir kaçı kalır. Kalıcı eserler ise bugün değil, yıllar sonra ortaya çıkar. Yılın en dikkat çeken şairi Cevat Çapan’dı. Türkiye’nin en önemli şiir kapılarından biridir Çapan. Her dizesinden  ışıklar sızar, inanç muştular. Çapan, Türkçeye sayısız şiir çevirileri yaparak da bu ışığını daha bir güçlendirir. Çapan enerjisini salt kendine verseydi, belki bugün dünyanın en büyük şairleri arasında yer alacaktı. Çapan, bütün enerjisini çeviriye verdi ve her çeviri de, ki bunu şiirlerini yeniden okurken görüyorum, kendi şiirinden bir mısra sildi… Ama yine de var, yine de çok büyük. Örneğin yıllar önce “Buradan/ Bu külrengi düzenden uzakta/ Fenikeli martılar olmalı/ Sevişen/ Sevişmeyi düşünmeden” mısralarını çizmişim ve bu gün yeniden bu mısraların altını çiziyorum. Sonra, “İçlerinde küçücük/ Bayramlar olan kızlar.” Sonra, azınlık ruhunu en eyi yansıtan mısralardan biri: “Nasıl yitirdiniz birbirinizi/ Nerede çözüldü eller…” Öyle bir sessiz ki Çapan’ın şiiri, okurken sanki kendi kendimizle konuşuyoruzdur…Çapan bu yıl Su Sesi adlı şiiri The Voice of Water adıyla İngilizce’ye çevirildi ve bunun yanında Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü aldı.

Bu yıl toplu şiirlerde dikkat çekti. Yazı Kültürü Yayınları Raif Özben’in Acının Aktığı Yer, Nuran Hariri’nin Sesim Sensin, Sedat Şanver’in Kelimeler, Kibir ve Telaş adıyla toplu şiirleri yayımladı. Bu üç şairin yazdıkları elbette kısa bir yazıya konu olacak türden değildir. Bunlar çok satan ve gazetelerde boy boy reklamlarla okur arayan yayınevi gözdeleri de değildir, ki onların böyle bir derdi de yoktur, bunlar salt şiir okurlarının bildiği, izlediği kimselerdir.

Benzer bir yayın etkinliği Öteki yayınları tarafından gerçekleşti. Yayınevi çok genç yaşta ölen Adnan Satıcı’nın bütün şiirlerini Bin Yıl Daha Ülkesiz adıyla yayımladı. Bunun yanında Hayri K. Yetik’in Bilal Tabirhanesi, Sevda Zeynep Karadağ’ın Beni Yanlış Anlamayın, Ayşen Deniz N’nin Latmos’un Kayaları, Muammer Karataş’ın Issızlıklar, Yalnızlıklar, Umarsızlıklar yine Öteki Yayınları’nın sürprizlerindendi…

 

Uzun yıllardır şiir yayımlamayan, şiir yerine roman da şansısını deneyen Akif Kurtuluş Hayat Saat Farkıyla adlı kitabıyla dikkat çekti.

Bunun yanında her yıl düzenli olarak verilen Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü ve bu ödülü alan Narin Yükler’in Aynadaki Çürüme adlı şiir kitabından söz etmem gerek. Yükler, kimi mısraları ile hemen çarpıyor: “Makasın yola yetmediği zamanlar”, “taşlar arasında kıvralan yolda, eğilmişti bir kadının boynu”, “toprağı ile yüzünü yıkayan adamlar”…Sonra şu ayna meselesi: “fotoğraftaki gibi baktım kendime…”

Yılın en fazla ve belki de bir rekor diyebileceğimiz okura ulaşan kitabı ise şarkıcı Sıla’dan geldi. Anlatsam Geçer mi adıyla Doğan yayınlarından çıkan kitap şu ana kadar otuzuncu baskıya ulaşmış durumda.

Edebiyat Dışı

Senelerden beridir Birikim Dergisi’nde yazılarını, MHP ve Milliyetçilik bağlamında da kitaplarını okuduğumuz Tanıl Bora’nın Cereyanlar kitabı yılın hem satılan, hem de okunan kitaplarından biri oldu. Kitap yer yer ansiklopedik bilgiye kaçsa ve yer yer eski kelimeler üzerinden kavram üretimine geçse de ilk başvuracağımız kitaplardan biri olma özelliğini de taşıyor.

Yılın eğlenceli ve her satırı bilgi dolu bir kitabı da Murat Bardakçı’nın yazdığı Safiye oldu. Mısır’da Ümmü Gülsüm, Türkiye’de Safiye Ayla… Murat Bardakçı devlet büyükleri önünde konserler veren Safiye Ayla’nın Nazım Hikmet, Mehmet Akif ve daha birçok kişi ile olan dostluğunu incelikli bir dille anlatıyor. Her haliyle Safiye ilginç biridir. Bir yanda TİP üyesi, diğer yandan peygamber torunu Şerif Muhiddin Targan’ın eşi… Safiye, müzik ve müzik tarihi sevenler için, 2017’ye renk kattı…

İki de resim kitabımız var; İlki Ahmet Güneştekin’in sanatı ile ilgili çeşitli yazarların kaleme aldığı yazılardan oluşan Cenup Güneşi; ikincisi İsmet Doğan İsmet Doğan’la yapılan söyleşi ve yazıların yer aldığı Melez Desenler kitabı… İki kitapta okunası.

 

2017’DE OKUDUKLARIMIZ

Çok Satanlar

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madona , YKY

Zülfü Livaneli, Huzursuzluk, Doğan yayınları

Stefan Zweig, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, İş Bankası Yayınları

Noah Harari, Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, Kolektif Kitap Yayınları

Azra Kohen, Aeden Bir Dünya Hikayesi, Akilah Yayınları

Selahattin Demirtaş, Seher, Dipnot Yayınları

Tezgâhta klasikler ve yerli romanlar

Hasan Ali Toptaş, Gecenin Gecesi, Everest Yayınları

Murat Yalçın, Pera Mera, Can Yayınları

Selim İleri, Sona Ermek, Everest Yayınları

Murat Gülsoy, Öyle Bir Yer ki, Can Yayınları

Başar Başarır, Sipop, Can Yayınları

Melike Uzun, Soğuk ve Temiz, İletişim Yayınları

Nermin Yıldırım, Dokunmadan, Hep Kitap Yayınları

Mehtap Ceryan, Mevsim Yas, Sel Yayınları

Ebru Ojen, Et Yiyenler Birbirini Öldürsün, Edebi Şeyler Yayınları

Irmak Zileli, Gölgesinde, Everest Yayınları

Ferdinand Celine, Taksitle Ölüm, YKY

Paul Auster, 5274321, Can Yayınları

Jean Louis Fournier, Kuzeyli Annem, YKY

George Gospodınov, Hüznün Fiziği, Metis Yayınları

Mary Doria Russel, Tanrıların Çocukları, Metis Yayınları

Balzac, Serrasine, İş Bankası Yayınları

Alexandre Duma, Üç Silahşörler, Alfa Yayınları

George Eliot, Flos Nehrindeki Değirmen, Everest Yayınları

Stendal, Parma Manastırı, Can Yayınları

 

Şiir Kitapları

Cevat Çapan, The Voice of Water,  Arc Publications

Raif Özben, Acının Aktığı Yer, Yazı Kültürü Yayınları

Sedat Şanver, Kelimeler, Kibir ve Telaş, Yazı Kültürü Yayınları

Adnan Satıcı, Bin Yıl Daha Ülkesiz, Öteki Yayınları

Hayri K. Yetik’in Bilal Tabirhanesi, Öteki Yayınları

Akif Kurtuluş, Hayat Saat Farkıyla,  Can Yayınları

Narin Yükler, Aynadaki Çürüme, Mayıs Yayınları

Sıla, Anlatsam Geçer mi, Doğan Yayınları

 

Edebiyat Dışı

Tanıl Bora, Cereyanlar, İletişim Yayınları

Murat Bardakçı, Safiye, İş Bankası Yayınları

Ahmet Güneştekin, Cenup Güneşi, Doğan Yayınları

İsmet Doğan, Melez Desenler,  Kolektif Çalışma

 

ahval

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here