Anasayfa Haber 21 yıllık yalan AİHM’e taşındı

21 yıllık yalan AİHM’e taşındı

Paylaş

Hasköy’ün Ortaç köyünde koyunlarını sağmaya giden Tatu ailesine mensup 6 kişiden 21 yıldır haber alınamıyor. Olayın yaşandığı gün bölgede geniş çaplı bir operasyon olduğunu söyleyen Ahmet Müslüm Sadioğlu, askerinin sürekli “Haberimiz yok, ailenizi PKK öldürdü, aileniz PKK’nin içerisinde Kuzey Irak’ta yaşıyor, aileniz PKK yanlısı idi” gibi birbiriyle çelişen açıklamalar yaptıklarına dikkat çekti. Açılan soruşturmada takipsizlik kararı verilirken, aile adalet arayışını AİHM’e taşıdı.
680x680nc-mus-16-04-15-kayip-karakol-celiskili-ifadeler4
Muş’un Hasköy ilçesine bağlı Ortaç (Zırkêt) köyünde 17 Ekim 1994’te hayvanlarını sağmak için evden ayrılan Sadi Tatu, eşi Gülnaz Tatu ve kardeşinin eşi Kadriye Tatu, evden ayrıldıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamadı. Sadi, Gülnaz ve Kadriye Tatu’nun dönmemesi üzerine sonraki gün köy muhtarı Abdurrahman Özdemir aracılığıyla karakola başvuran aile karakoldan, “Sakın o bölgeye gitmeyin. Orada geniş çaplı bir operasyon var. Biz de gidemeyiz, siz de gitmeyin” cevabını alır. Karakoldan alınan olumsuz yanıt üzerine kendi imkanlarıyla yakınlarını aramaya giden Sadi Tatu’nun oğlu Ferzende Tatu, kardeşi Halil Tatu ve Halil Tatu’nun oğlu Enver Tatu da, yola koyulur ancak onlardan da bir daha haber alınamaz. Olay yaşandığı zaman askerde olan ve sonradan babasının hasreti ile soyadını Sadioğlu olarak değiştiren Sadi Tatu’nun oğlu Ahmet Müslüm Sadioğlu, 21 yıllık adalet arayışında askeri kurumların sürekli birbiriyle çelişen açıklamalar yaptıklarını, bu açıklamalarla kendilerini ele verdiklerini dile getirdi.

Olay esnasında bölgede askeri operasyon vardı
680x680nc-mus-16-04-15-kayip-karakol-celiskili-ifadeler
1994 yılında Tokat’ta askerden izne geldiğinde olayı öğrenen Sadioğlu, olayda babası, annesi, ağabeyi, amcası, amcasının eşi ve amcaoğlunu kaybeder. Ailesinin köye yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki yaylada hayvanlarını sağmak için gittiklerini öğrendiğini ifade eden Sadioğlu, geçen onca yıla rağmen ailesinin izini sürmeye devam ediyor. Olayın yaşandığı gün akrabalarının köy muhtarı olan Abdurrahman Özdemir aracılığı ile karakola gönderildiğini dile getiren Sadioğlu, Nurullah yüzbaşı adlı askerin, muhtara “O bölgede geniş çaplı bir operasyonumuz devam ediyor. Kimse o tarafa gitmesin. Bizde gidemeyiz, siz de gitmeyin” cevabını verdiğini aktardı.

Çelişki üstüne çelişki

Aradan 3 gün geçtikten sonra Nurullah yüzbaşının köye gelip, “Başınız sağ olsun, ailenizi PKK öldürdü. Kadınları suda boğmuşlar, erkekleri de kurşuna dizerek öldürmüş” dediğini öğrendiğini söyleyen Sadioğlu, yakınlarının yüzbaşına “Madem öyle gidip cenazemizi alalım” dediğini ancak yüzbaşının yakınlarına “Kıştır ve güvenliğimiz yoktur” diyerek, taleplerini geri çevirdiğini vurguladı. Köye geldiği zaman Nurullah yüzbaşının kendisini karakola çağırdığını belirten Sadioğlu, şöyle devam etti: “Ben köye geldiğimde yüzbaşı beni çağırdı ve ‘Başın sağ olsun, ailenizi PKK öldürdü, cenazeleri de filan yerdedir’ dedi. Ben de ona dedim ki eğer yerini biliyorsanız gidip getirelim. ‘Biz gelemeyiz, güvencemiz yok ve o dağ çok soğuk’ diye karşılık verdi.”

‘PKK öldürdüyse asker neden beni gözaltına aldı?’

Kardeşi ve 2 yakını ile Muş’a gitmek üzere yola çıkan Sadioğlu ile beraberindekiler yol üzerinde askerler tarafından gözaltına alınır. Nezarette 3 gün kaldıktan sonra Nurullah yüzbaşının kendisine, “Aklın başına geldi mi?” diye sorduğuna hatırlatan Sadioğlu, ardından yüzbaşının kendilerine koruculuğu dayattığını bunu üzerine köyde birçok kişinin göç etmek zorunda kaldığını dile getirdi. Sadioğlu, “Eğer ailemi PKK’liler öldürdüyse ben asker olmama rağmen neden askerler beni gözaltına aldı” diye sordu.

Jandarma Genel Komutanlığı: Bilgiler teyide muhtaç

Bir süre sonra karakoldan “Böyle bir olay yaşanmadı” demeye başladıklarını aktaran Sadioğlu, birbiriyle çelişmeye başlayan açıklama yapmaya başladıklarını söyledi. 2000’de ise Jandarma Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Konuya ilişkin yapılan istihbarat çalışmaları sonucu, örgüt tarafından kaçırıldığı iddia edilen Gülnaz Tatu’un Kuzey Irak’ta eceliyle öldüğü, Sadi ve Halil Tatu’nun Kuzey Irak’ta örgüte ait büyükbaş ve küçükbaş hayvanların çobanlıklarını yaptıkları, Kadriye Tatu’nun örgütün Kuzey Irak’taki üs bölgesinde mutfak işlerinde görevli olduğu, Enver Tatu’nun örgütün içinde aktif faaliyette olduğu, Ferzende Tatu’nun ise Türkiye’ye geri döndüğü ancak şu anda nerede olduğunun bilinmediği hususunda teyide muhtaç bilgilere ulaşıldığı bildirilmiştir” denildi.

‘Söyledikleri şeylere kendileri inanmıyorlar’

Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamayı eleştiren Sadioğlu, “Jandarma, açıklamasında bilgilerin teyide muhtaç olduğunu söylüyor. Söyledikleri şeylere kendileri bile inanmıyor. Yaptıkları her açıklama birbiri ile çelişiyor” ifadesinde bulundu. Muş’ta savcılığa yaptıkları başvurunun ardından savcılığın TEM Şube’den olaya ilişkin bilgi istediğini TEM Şube’nin de, “Böyle bir olayın yaşandığı konusunda herhangi bir bilgi ya da belge bulunamamıştır” cevabını verdiğini vurguladı.

Nüfus Müdürlüğü: Ailenizin ölümünü nüfusa bildirin

Bir türlü bitmeyen çelişkili ifadelerin üstüne bu defa 2011 yılında Hasköy Nüfus Müdürlüğü, Tatu ailesinden ailelerinin ölümünü müdüriyete bildirmelerini ister. Yapılan açıklamalara ve ailelerinin ölümünü bildirme talebine tepki gösteren Sadioğlu, “Eğer askeriye ailemin Kuzey Irak’ta PKK’nin içinde olduğunu söylüyorsa, gelip ölümlerini verin demek de ne oluyor” dedi.

‘Aileniz PKK ile işbirliği içinde, onları PKK öldürdü’

Bir türlü bitmeyen çelişkili açıklamaların ardından aile bu kez İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı’nın, Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na gönderdiği çelişkili açıklama ile şoke olur. Komutanlığın gönderdiği yazıda, “Köylüler meraya gitmeme kararı alır, ancak Tatu ailesi bu kararı kabul etmez. Hayvanlarını dağa çıkarmış, orada PKK’lilerle görüşmüş, PKK ile işbirliği yapmışlar ve PKK bunları öldürmüş” ifadeleri yer alıyor. Komutanlığın yaptığı açıklamanın da birçok çelişki barındırdığına dikkat çeken Sadioğlu, “Hem PKK ile işbirliği içerisindeler, hem onları PKK öldürdü diyorlar. Başka bir yerde PKK içinde sağ oldukları söyleniyor. Bir yandan da gelin ölümlerini nüfus müdürlüğüne verin diyorlar. Bu nasıl bir zihniyettir. Bu çelişkili ifadeler bizim içimizi daha çok acıtıyor” diye kaydetti.

Adalet arayışı AİHM’de

Olaya ilişkin açılan soruşturmada takipsizlik kararı verilirken, aile adalet arayışını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Amacının ailesinin kemiklerine ulaşmak olduğunu ifade eden Sadioğlu, “İstediğimiz şey kemikleri bulmak. Başında dua edebileceğimiz, ağlayabileceğimiz bir mezarları olsun” şeklinde konuştu.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here