Anasayfa Köşe Yazıları Ahmet Asena yazdı: Seçimin matematiği

Ahmet Asena yazdı: Seçimin matematiği

Paylaş

0809041245372015 Milletvekili Seçimleri üzerine bir dizi senaryonun tartışılması başladı bile. Senaryolar farklı gibi gözükse de, hemen hepsinin başrolünde HDP var. Farklılıklar barajın aşılıp aşılamaması haline göre ortaya çıkabilecek sonuçlarda görülüyor.

Yazılan bu senaryoların önemli bir bölümü, yazarların HDP’nin barajı aşıp aşamayacağıkonusundaki kanaatlerine göre şekilleniyor. Herkes kendi kanaatine göre bir sonuç üretiyor ve seçmene önerilerde bulunuyor. Bir seçimde her yurttaşın diğer seçmenleri etkilemek istemesi kadar doğal bir şey olamaz, ama bunu gerçekçi veriler üzerine kurmak sanırım daha doğru bir yaklaşım olur.

HDP’nin yüzde 10 barajı altında kalma riskini de göze alarak seçimlere parti olarak girmesinidoğru bulanlardan olduğumu baştan söylemeyi yararlı görüyorum. Bu fikre katılmayanların önemli bir bölümü barajın aşılmasının mümkün olmadığı noktasından hareket ettiğinden, geçmiş seçim verileri üzerinden matematiksel bir analiz yapmaya çalışacağım.

Bu analizin temel kabulü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş’a oy verenlerin bu seçimde de aynı tercihte bulunacakları olacak. Bu kabulde ortaya çıkabilecek sapmalar elbette analizin hata payını arttıracak, ama böyle bir politik kabul olmadan yola çıkmak siyaseten doğru gözükmüyor. Her parti gibi HDP de kendisine verilecek oyların azalacağını değil, artacağını düşünmek zorunda. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin özgünlüklerini bir yana bırakmak doğru değil, ama HDP’nin kendisine oy vermiş olan seçmeni konsolide edeceğini varsaymak da yanlış değil.

Matematiksel bir analiz için elimizdeki birçok veri arasından son üç genel seçimin ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarını karşılaştırmayı tercih ettim. Bunun nedeni, yerel seçimlerdeki yerel etkilerin en aza indiği, seçmenin genel politik koşullara göre oy verme eğiliminin en yüksek olduğu seçimler niteliğini taşımalarıydı.

Analiz çalışması için iki değişken önem taşıyor sanırım. Bunlardan birincisi, seçimlere katılım oranı, diğeri de geçersiz oy sayısı. Haziran seçimlerinde ihtiyaç duyulacak oy sayısını hesaplayabilmek için, bu iki değişkenle ilgili kabullerde bulunmak gerekiyor.

Son üç genel seçimde bu değişkenler şöyle şekillenmiş:

2002 Genel Seçimleri: Katılım Oranı % 79,1 Geçersiz Oy Oranı % 3,7

2007 Genel Seçimleri: Katılım Oranı % 84,25 Geçersiz Oy Oranı % 2,7

2011 Genel Seçimleri: Katılım Oranı % 87,15 Geçersiz Oy Oranı % 2,2

2014 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde ise katılım oranı % 77,05 geçersiz oy oranı ise % 1,8 olmuş.

Bu rakamları değerlendirdiğimiz zaman, Cumhurbaşkanlığı seçimindeki oranların seçim döneminin özgün şartlarından kaynaklandığını görmek sanırım mümkün. Dolayısıyla 7 Haziran Genel Seçimleri için yapılacak kabulde bu oranları dikkate almamakta yarar var.

Oranların 2002 yılından beri değişimine baktığımız zaman, yüzde 87 oranında bir katılımı ve yüzde 2 civarında geçersiz oy oranını öngörmek yanlış gözükmüyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimindeki seçmen sayısını sabit kabul ederek ve yukarıdaki değişken değerleri kullanarak yapılacak bir hesaplama ise, tüm Türkiye düzeyinde yüzde 10 barajını aşmak için alınması gereken ek oy sayısını 595.394 olarak veriyor.

Kısacası, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş’a verilen oyların konsolidasyonu sağlanabilirse, ülke barajını aşmak için gerekecek oy sayısı sanıldığı kadar yüksek değil. HDP’nin, Kürt yurttaşların nüfusun büyük kısmını oluşturduğu illerde aldığı yüksek oyların bu sonuca katkısının büyük olduğunu söylemeden geçmek haksızlık olur.

Bu oyların önemli bir bölümünün büyük şehirlerden alınması gerektiği de bir başka gerçek. En çok oy kazanılması gereken iller ve ihtiyaç duyulan oy sayıları şöyle:

İSTANBUL 200.113,91
ANKARA 212.835,91
BURSA 105.233,23
KONYA   86.103,44
İZMİR   71.554,25

Bu beş ilde söz konusu ek sayılara ulaşılması halinde ise ülke barajını aşmak için gereken oy sayısı 80,447 oluyor. Bu da ulaşılamaz bir sayı değil sanırım.

Sonuç olarak toplumsal muhalefetin önünde aşılabilir, ama güçlü bir engel var; komşumuz Yunanistan’a imrenmek yerine elbirliğiyle çalışırsak aşılabilir bir engel.

Hepimize kolay gelsin.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here