Anasayfa Köşe Yazıları Ahmet Cevat Güney:8 Haziranda bir başarı öyküsünü konuşmak istiyorum

Ahmet Cevat Güney:8 Haziranda bir başarı öyküsünü konuşmak istiyorum

Paylaş

7 Haziran seçimlerinin sonuçları üzerine eminim çok tartışma ve değerlendirmeler yapılacak. Ordu HDP Milletvekili adayı olmaya karar verdiğimde en çok düşündüğüm konu bu olmuştur.

Türkiye’de AKP iktidarının yarattığı siyasal ortamın önüne bir barikat kurmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

AKP iktidarı demek Küresel şirketlerin ülkemiz için uygun gördüğü sermaye programının devam etmesi demektir.

Yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik, ayrımcılık devam edecek demektir.

Ranta dayalı ekonomik büyüme demektir, işsizliğin artması demektir.

Barış sürecinin zayıflatılması, Ortadoğu’daki dengelere göre dış politika oluşturmak demektir.

Muhafazakar bir toplum ve belirli bir mezhebin devletinin inşası demektir.

Kadınların yok sayılması demektir.

12 Eylül hukukunun devamı demektir.

Nükleer santraller ve HES’ lerin devamı demektir.

Otoriter ve baskıcı faşizan uygulamaların artması demektir.

Bu liste çok uzayabilir.

Bir Devrimci olarak düşündüm ki böylesi bir iktidar ilişkisinden kurtulmak gerekiyor.

Türkiye siyasal tarihi AKP ve benzeri hükumetlerle yıllardır karşı karşıya kalmıştır.

Özellikle 80 öncesi MC hükumetleri, 80 sonrası Çiller hükumetlerini hatırlamak yeterlidir.

Her dönemi kendi koşullarında değerlendirmek gerekir. MC Hükumetlerine karşı Devrimci demokratik hareketlerin gücü ve mücadelesi, parlamentoyla sınırlı bir mücadeleye sıkışmış değildi.

Demokratik muhalefet ancak darbeyle etkisiz hale getirilebilirdi onlarda öyle yaptılar.

Uzun yıllar geçmişte yarattığımız Devrimci mücadelelerin yeniden yaratılması özlemiyle inancımızı kaybetmeden çabaladık.

Ama gerçek şu ki böyle bir durum olmadı. Aksine sürekli parçalanan, birleşmeler ve ayrışmalarla yıllar geçti. Siyaseti toplumsallaştıramadık.

Yeni dünya düzenini inşa ettiler. Neo liberal politikalarını hayata geçirdiler. İtiraz ede bilme kanallarını, hak arama taleplerini yok saydılar.

Kürt Özgürlük hareketinin mücadelesi büyüdü. Barış süreci görüşmeleri başladı. Yaklaşık üç yıldır Kürtler, devrimci gençler, çocuklar öldürülse de askerler ölmüyor. Fiili çatışma yok tek taraflı devletin saldırıları var. Bütün bunlara rağmen barış süreci korunmaya çalışılıyor.

Kürt hareketi bölgeye sıkıştırılmış, sadece kimlik mücadelesine indirgenen siyasal bir faaliyetle sınırlandırılmıştı. Demokratik siyaseti ise bağımsız milletvekillerini kazanabildikleri ölçüde gerçekleştireceklerdi.

AKP nin iktidarda olması barış sürecinin zorunlu muhatabı olması avantajını da kullanarak tek kale maç devam ediyordu.

HDP  bu oyunu bozdu, sadece kimlik değil  daha bütünsel bir programla demokrasi talebiyle sahneye çıktı.

Gelişmeler bundan ibarettir.

Şimdi bir devrimci olarak bu durumda sorumluluktan uzak durulabilir mi?

%40 dan fazla oy alan AKP,  HDP ‘nin %10 oy aldığı takdirde iktidarını kaybedecek duruma düşmüş.

Diğer muhalefet partileri ise sonuçları fazla etkilemiyor.

7 Haziranda  ortada AKP ye ait olmayan %9.9 bir oy var.AKP  her türlü gücünü kullanarak bu oyu kendi hanesine yazmak istiyor. 12 yıllık icraatını daha da azgınca sürdürmek için.

Bir devrimci olarak bu duruma itiraz ediyorum. Demokrat olarak itiraz ediyorum. Sade yurttaş olarak itiraz ediyorum.

Ordu’da aday olmak demek barajı aşmaya katkı sunmak demektir. Irkçılara, faşistlere, karşı biz hala buralardayız demektir.

Geçmişte Devrimci Yol saflarında mücadele etmiş birisi olarak bu durumu seyretme hakkımın olmadığını düşündüm.

Haziran direnişinden çıkardığım ders, görev, eleştiri, özeleştiri, ne derseniz deyin. Yeni yaşam yeni mücadeleyi işaret ediyor.

8 Haziranda bir başarı öyküsünü konuşmak istiyorum.

Hepimize kolay gelsin

 

 

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here