Anasayfa Haber Ahmet Kaya :”Özlem benim, Kavga benim, Aşk benim”, “Başkaldırıyorum (15 yıl geçti)

Ahmet Kaya :”Özlem benim, Kavga benim, Aşk benim”, “Başkaldırıyorum (15 yıl geçti)

Paylaş

 

 

Kapkara bir dönemde, “Şarkılarım dağlara” deyip, tüm yitirilmişliklerin ardına “Hani benim gençliğim nerde. Hani benim sevincim nerde?” diyerek düştü. Ancak karşılaştığı tabloda, her yanında susmuş insanlar, yorgun demokratlar içinde ise ölen biri vardı. Buna rağmen “Özlem benim, Kavga benim, Aşk benim”, “Başkaldırıyorum” diyerek kirli yüzleri aydınlatmak için durmadan savaştı. Çıktığı bu yolculukta 15 yıl önce sürgüne gönderildiği Paris’te gözlerini yumsa da Ahmet Kaya’nın “Bahtiyar”ın tek isteği vardı, “Türkü tadında yaşamak”.

Söylenmesi gerekenleri, buna cesaret edilemeyen bir dönemde sanatçı kimliği ile müzik notalarına dönüştürmenin ötesinde sazı ve sözüyle bağıra bağıra haykırmaktan çekinmeyen özgün müziğin en büyük ustalarından Ahmet Kaya’sız 15 yıl geçti. 2000 yılında sürgüne gitmek zorunda kaldığı Paris’te, “Hoşçakalın Gözüm” isimli albümünün kayıtlarını yaparken yaşama veda eden Kaya’nın oysa yazacak ne kadar çok türküsü vardı.

‘Vatan haini’ olarak sürgüne yollandı

Bu ülkenin yakın gelecek siyasi tarihinin seyir defterini çıkaran milyonların ‘Bahtiyar’ı, 12 Şubat 1999’da, Magazin Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği O gecede, sarf ettiği sözler sonrası lince uğramış ve hakkında başlatılan soruşturma ve tutuklama girişimleri nedeniyle “vatan haini” damgasıyla sürgüne gitmek zorunda kalmıştı.

Oysa ki Kürt bir baba ile Türk anneden miras kalanlarla birlikte taşıdığı Kürt kimliğini, “Diyarbakırlıymış kod adı Bahtiyar” dizeleriyle milyonlara açık açık ilan etmiş Kaya’nın tek söylediği; “Önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum” idi.

Bu sözleri demesiyle başına gelenlerin bir olduğu Kaya, 1993 yılında Berlin’de Kürt İşadamları Derneği’nin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet gazetesinde yayınlanması üzerine ‘bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği’ iddiasıyla hakkında İstanbul DGM’de toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı.

Haziran 1999’da Türkiye’den ayrılan sanatçı, yargılamaların sonucunda toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Ancak yurt dışında olduğu için hapse girmedi. Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi.

Bu sırada Ordu Valiliği, faşizan bir uygulamayla Kaya’nın kasetlerinin kentte satılmasını ve bulundurulmasını yasakladı.

1999 yılında Münih’de düzenlendiği konserde “Arabamı o şerefsizlerin memleketinde bıraktım” dediğini iddia eden Hürriyet Gazetesi haberi için hakkında DGM tarafından bir kez daha soruşturma başlatıldı.
Hakkında çıkan ve çıkaranlar tarafından bile doğrulanmayan bu iddialar yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan Kaya’nın kalbi, sürgün gittiği Paris’te bu yaşadıklarına ve sürgün hayatına fazla dayanamayarak 16 Kasım 2000’de durdu.

O sırada “Hoşçakalın Gözüm” isimli albümünün kayıtlarını yapıyordu.

Cumhurbaşkanlığı Büyük Ödülü’ne layık görüldü

Paris Kürt Enstitüsü’nde yapılan cenaze merasimi sonrası Kaya, Père-Lachaise Mezarlığı’na defnedildi.

“Vatan haini” suçlamasıyla sürgüne gönderilen Kaya, 2013 yılında ise Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne müzik dalında layık görüldü. Açılım tartışmalarıyla birlikte Hükümet, Kaya’nın mezarını Türkiye’ye getirme teklifinde bulunsa da eşi Gülten Kaya, bu teklifi geri çevirdi.

Hala ülkesinden uzakta olan Kaya, O’nsuz geçen 15 yılda milyonlarca insanın önünde saygıyla eğildi devrimci bir sanatçı duruş ile buna denk bir müzikal miras bıraktı.diha

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here