Anasayfa Haber AİHM failleri buldu cezayı verdi, devlet bulamadı!”Dosya 7”

AİHM failleri buldu cezayı verdi, devlet bulamadı!”Dosya 7”

Paylaş

HAYRİ DEMİR /METİN BEKİROĞLU’nun haberi “Örgütün dağ kadrosuna eleman temin etmektedir” denilerek, fişlenen Ahmet Çakıcı’dan askerlerce köyünden gözaltına alındığı 8 Kasım 1993’ten bu yana haber alınamazken, onu gözaltına görenlerin tanıklıklarına rağmen ilgili merciiler Çakıcı’nın gözaltına alındığını kabul etmedi. Ancak, AİHM Çakıcı’nın gözaltına alınmasının ardından öldüğü sonucuna varmak için somut gerçeklere dayalı yeterli delillerin var olduğunu kabul ederek, Türkiye’yi mahkum ederken, Tansu Çiller, Süleyman Demirel ve İlker Başbuğ gibi isimler AİHM nezdinde Çakıcı’nın kaybettirilmesine sebep olan politikaların uygulayıcıları olarak tanındı. Çakıcı’yla birlikte aynı şekilde fişlenen Nedim Balyeci’de köyde askerlerce “PKK’li” denilerek, katledildi.
680x680nc-dyb-03-03-15-fislenerek-katledilenler-listesi1
Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Çiftlibahçe köyünde “Örgütün dağ kadrosuna eleman temin etmektedir” şeklinde fişlenen 10 yurttaştan birisi olan Ahmet Çakıcı, fişlemenin yapıldığı 1992 yılından bir yıl sonra 8 Kasım 1993’te gözaltına alındıktan sonra kaybettirildi. Ahmet Çakıcı, 8 Kasım 1993 tarihinde Hazro Jandarma Komutanı Ertan Altınoluk komutasındaki askerlerce, ailesinin ve köylülerin gözü önünde gözaltına alındı. Çakıcı, bir gece Hazro’da tutulduktan sonra Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Burada Mustafa Engin, Abdurrahman Al ve Tahsin Demirbaş ile 17 gün boyunca aynı hücrede kalırken, ağır işkencelerden geçirildi. Çakıcı, Şubat 1994’te 85 gün gözaltında tutulduğu komutanlıktan Hazro’ya oradan Kavaklıboğaz’da ki karakola götürüldü. 1994 yılı ilkbaharı başlarında gözaltına alınan Hikmet Aksoy, 13 gün kaldığı Kavaklıboğaz’da her gün Çakıcı’yı gördüğünü söylemesine rağmen ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı ve yetkililer Çakıcı’nın gözaltına alındığını kabul etmedi.

‘Devlet liste hazırlayıp gözaltına aldıktan sonra öldürüyordu’

Çakıcı’nın eşi Remziye Çakıcı, eşi Ahmet’in defalarca gözaltına alındığını belirterek, en son gözaltına alındığı günü aktardı. Çakıcı, eşinin en son Kasım 1993’te gözaltına alındıktan sonra karakol karakol dolaştırıldığını belirterek, o dönem gözaltına alınanların eşini gözaltında gördüğüne dair beyanlarının olduğunu dile getirdi. Çakıcı, “Devlet o zaman listesini yapıp, önce gözaltına alıp sonra öldürüyordu” diyerek, listede ismi yer alanların devletçe götürdükleri yerde kaybettirildiğine işaret ederek, faillerin açığa çıkartılmasını ve kendilerine yaşatılan bu acıların hesabının sorulmasını istedi.

AİHM: Somut deliller var

Türkiye’de adaleti bulamayan aile davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. AİHM, “Hiç şüphesiz, Çakıcı’nın güvenlik güçlerince yakalanmasının ve gözaltına alınmasının ardından öldüğü sonucuna varmak için somut gerçeklere dayalı yeterli delillerin var olduğu” tespitinde bulunarak, Türkiye’yi oybirliğiyle mahkûm etti.

İşte AİHM’e göre, Çakıcı’nın kaybettirilmesine sebep olan politikaların uygulayıcıları

AİHM’in kararında, “Savcıların, Çakıcı’nın kayboluşu hakkındaki iddiaları destekleyen kanıtları dikkate almayarak etkili ve hızlı bir soruşturma yapmadıkları, güvenlik güçlerinin kusurlu olduğu durumlar için yetkili makamların soruşturma yapmakta isteksiz ve onların temelsiz iddialarını kabul etmeye meyilli oldukları” ifade edildi. Komisyon ayrıca dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yanı sıra o dönem Diyarbakır Jandarma Asayiş Bölge Komutan Yardımcısı olan sonrasında Genel Kurmay Başkanlığı’na kadar yükselen İlker Başbuğ’un da bulunduğu dönemin yetkililerini, “Çakıcı’nın gözaltında kaybedilmesine sebep olan politikaların uygulayıcıları” olarak tanımladı.

İşte Çakıcı’nın kaybettirilmesinden 1.dereceden sorumlular

Komisyon ayrıca, Çakıcı’nın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili olarak da Hazro Jandarma Komutanı Ertan Altınoluk, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Albay Eşref Hatipoğlu, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’ndaki gözaltı kayıtlarını tutmakla görevli Ahmet Katmerkaya ve Kavaklıboğaz Karakolu’nda görev yapan jandarma Kemal Çavdar’ı “1. dereceden sorumlular” olarak gördü.

Balyeci askerlerce öldürüldü, ‘PKK’li’ denilerek üstü örtüldü

Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Çiftlibahçe köyünde “Örgütün dağ kadrosuna eleman temin etmektedir” şeklinde fişlenen 10 kişiden birisi olan Nedim Balyeci de askerler tarafından katledildi. İlçede esnaflık yapan Balyeci, sık sık gözaltına alınırken, bir defa “ifaden var” denilerek, çağrıldığı Hazro Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı’nda 45 gün boyunca gözaltında tutuldu. Balyeci, 6 Ağustos 1996 günü Lice’ye bağlı Oyuklu köyünde çıkan bir çatışmada kardeşinin de yaralandığı bilgisi üzerine köye gitti. Ancak kardeşinin değil bir başka PKK’linin yaralandığı ve bir evde tedavi edildiği yönündeki bilgi üzerine söz konusu evden ayrılacağı sırada köyü ablukaya alan askerlerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. Ancak Balyeci’nin yaşamını yitirmesinin ardından sivil olmasına rağmen askerlerce PKK’li olduğu ve çatışmada yaşamını yitirdiği yönünde ailesine bilgi verildi. Bu şekilde Balyeci PKK’li olarak gösterilip işlenen bu cinayetin de üstü örtüldü.

‘Oğlum Nedim’in 45 gün gördüğü işkenceden felç oldu’

Oğlu Nedim Balyeci’nin katlediliş öyküsünü anlatan anne Samiye Balyeci, o günleri hatırlamasından dolayı yaşadığı duygusal anlar eşliğinde konuşmasında, şunları söyledi: “Devlet onun yurtsever olduğunu biliyordu her defasında baskı yapıyordu. İhbar ettiler onu ve sonrasında yakalandı. Bir gün yine karakola çağırdılar. İfade için gitti onu Hazro’dan Amed’e götürdüler. Amed’te 45 gün ağır işkence gördü. O 45 gün sonrasında mahkemeye çıkartıldı ama bir tarafı felç olmuştu. Nedim’im serbest bırakıldıktan sonra eve geldi ama döşekte yatamıyordu yerde yatamıyordu gördüğü işkencelerden dolayı. Eve geldikten bir süre sonra hem tekrar yakalanmasın hem de tedavi olsun diye onu Antalya’ya gönderdik. Bir süre orada kaldıktan sonra döndü. Oradaki tedavi de az da olsa iyileşmişti ama yürümekte zorluk çekiyordu. Buna rağmen yurtseverliği bırakmıyordu.”

‘Oğlumun elinde silah yoktu, PKK’li deyip öldürdüler’

Oğlunun siyasi çalışmalarını sürdürmesinden dolayı askerlerin ondan vazgeçmediğini söyleyen anne Balyeci, “O zaman bir çatışma çıktı. Orada birisi yaralanmıştı. Nedim’im de oraya gitti. Hebun’du yaralanan arkadaşının ismi. İlkin kardeşi diye söylendi o da o yüzden gitmişti. Bir gece o köyde kaldı. O sırada askerler köyü ablukaya almıştı ve ateş açmaya başladılar. O ateşte Nedim’im de Hebun’da şehit düştü. Oğlumu öldürenler onun için PKK’li dediler ama oğlumun elinde silah bile yoktu. O zaman onu yurtsever olduğu için ve kardeşi dağda olduğu için katlettiler” diye konuştu.

‘Yıllardır Nedim’imin kapıdan içeri gireceği hasretle yaşıyorum’

Oğlunun öldürülmesinin ardından devletin baskılarından dolayı köyde yaşayamadıklarını ve topraklarını da terk etmek zorunda kaldığını söyleyen Balyeci, “Oğlumu benden alıp götürenler halen dışarıda ben ise yıllardır onun kapıdan içeriği geleceği hasretiyle yaşıyorum. Kim ya da ne bu acımı dindirebilir ki” dedi.

Yarın: Fişleme devletten cinayet ise Hizbullah’tan DOSYA-8DİYARBAKIR (DİHA) –

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here