Anasayfa Haber AKP’nin savaş kronolojisi

AKP’nin savaş kronolojisi

Paylaş

ANKARA (DİHA) – AKP’nin tek başına iktidar ve Erdoğan’ın da başkan olamamasıyla birlikte Kürdistan ve Türkiye’nin sürüklendiği “iç savaş” manzarasından yaşanılanların sorumlusu olan AKP ve devlet yöneticileri, son dönemlerde savaşı başlatmadıklarını iddia etmeye başladı. Seçim öncesi ve sonrasında yaşanan katliamlardan Erdoğan’ın “Kürt sorunu diye bir şey yoktur. Bundan söz eden ayrımcılık yapıyor. Müzakere heyeti diye bir şey olmaz, doğru görmüyorum” açıklamalarına kadar çözüm sürecinde çark eden tarafın devlet olduğunu anlatmaya yetiyor.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi 2013 Newroz deklarasyonuyla başlattığı “Demokratik Diyalog ve Müzakere Süreci” boyunca KCK’nin geri çekilme, tek taraflı ateşkes, alıkonulan askerlerin serbest bırakılması gibi kimi tarihi ve önemli adımlar atmasına rağmen devlet ve AKP hükümeti tarafından buna denk bir adım atılmadı. Bir taraftan devam eden süreçte Kürt halkını oyalamaya ve atması gereken adımları sürece yayan AKP hükümeti bir taraftan da çatışmaların yaşanmamasını fırsata çevirip 245 kalekol-karakol ve HES yapımı, asker sevkiyat ve operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar, katletme ve binlerce korucu alımıyla da savaşa hazırlandı. İki yıl boyunca yaşanan kimi krizlerin KCK ve Kürt halkı tarafından atılan adımlarla çözülmesine rağmen AKP, bu savaş politikalarındaki ısrarını sürdürdü.

Dolmabahçe’de imzası olanlar mutabakatı reddetti

7 Haziran seçimlerinden “başkanlık sistemi” ve tek başına iktidar olarak çıkmayı hedefleyen AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hedefinin, HDP’nin seçimlere parti olarak girme kararı ve HDP’nin halkların geleceği adına büyük bir umut yaratmasından kaynaklı suya düşeceğini görmesiyle birlikte düğmeye bastı. Süreç sık sık yaşanan gelgitlerle Dolmabahçe Mutabakatı’na kadar gelirken, kalıcı çözümü geliştirecek bu tarihi açıklamadan sonra artık müzakerelere geçilmesi bekleniyordu. Ancak bilgisi dahilinde yapılan tarihi deklarasyonu Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık bir ay sonra “Doğru bulmuyorum” diyerek, inkar etmeye başladı.

İç Güvenlik Paketi’yle sıkıyönetimin zemini hazırlandı

Aynı şekilde AKP’li yöneticiler ve o günkü açıklamada bulunan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan da altında imzası bulunan mutabakatı reddetti.
İki yıl boyunca adım atılmayarak, çözüm sürecinde oyalama taktiğinden vazgeçmeyen AKP’nin seçim hesapları üzerinden süreci zamana yayma hesapları da sürecin oy olarak kendilerine yansımadığını itiraflarıyla sık sık gündeme geldi. Bununla birlikte İç Güvenlik Paketi’yle Kürt özgürlük hareketi, HDP ve muhalifleri başta olmak üzere kendisi dışında olan herkesi de baskı altına alma ve yok etme adımları atmaya başladı. Erdoğan’ın başkanlık hayalleri, AKP’nin tek başına iktidar olamama korkusu ve Rojava’da Kobanê direnişiyle birlikte ortaya çıkan Kürtlerin statü sahibi olması durumu artık devletin süreci bitirme sinyalleri olarak yorumladı. Sonrasında gelişen süreçte bunun böyle olduğunu gösterdi. Seçim sürecinde HDP’ye dönük saldırı ve kriminalize etme çabaları yetersiz kalıp barajın aşılmasıyla birlikte artık AKP açık bir şekilde savaş konseptinin de devreye koydu. Kürt halkına dönük topyekûn bir savaş ve Türkiye kesiminde de bunun bir parçası olan saldırı konseptini devreye koyan AKP’li yetkililerin “süreci biz bitirmedik” açıklaması ise Ocak ayından bu yanan gelişen olaylar kronolojisinde bir kez daha ne kadar samimiyetsiz bir açıklama olduğunu ortaya koyuyor.

İşte 2015 yılından itibaren başlayarak bugüne kadar gelen süreç içerisinde devletin nasıl çözüm sürecinden çark ettiğini gösteren o kronoloji:

1-15 Ocak: PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek amacıyla başlatılan imza kampanyası kapsamında birçok belediye eş başkanı ve HDP-DBP’li yönetici gözaltına alındı, imza kampanyasını yürüten aktivistlerin çalışmaları engellendi.
14 Ocak: Şırnak’ın Cizre ilçesinde polisin açtığı ateş sonucu 12 yaşındaki Nihat Kazanhan adlı çocuk başından yaralanarak yaşamını yitirdi.
17 Ocak: Cizre’de Nihat Kazanhan’ın katledildiği Yafes Mahallesi’nde bu kez 43 yaşındaki Nazım Ölmez, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
20 Ocak: KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, son günlerde Cizre merkezli ortaya çıkan gerilime dikkat çekerek, yaşananların AKP hükümetinin sürece ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sunduğu müzakere taslağına yaklaşımı konusunda ciddi kuşkular ortaya çıkardığına dikkat çekti.
22 Ocak: Kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen ve tepkilere neden olan Kanun Tasarısı Meclis İçişleri Komisyonu’nda kabul edildi.
2 Şubat: PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için başlatılan imza kampanyasına yönelik polisin gözaltı operasyonları devam ederken, Siirt, Antep ve Şırnak’ta 16 kişi gözaltına alındı.
11 Şubat: Sınır ticareti yapan Roboskililere, dönüş yolunda askerler tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açıldı.
19 Şubat: Başbakan Ahmet Davutoğlu: “İç Güvenlik Paketi’yle güvenlik ortamını sağlayacağız” diyerek saldırı startını verdi.
21 Şubat: HDP’nin ana dilinde eğitim görmeyen çocukların öğrenmede karşılaştıkları güçlüklerin ve anadil yasağının yol açtığı sorunların araştırılmasını öngören grup önerisi AKP oylarıyla reddedildi.
26 Şubat: Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, “Terörün sona erdirilmesi için verilen mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi hususu vurgulanmıştır” ifadesi kullanılarak 90’lı yılların diline dönüldü.
28 Şubat: Dolmabahçe Sarayı’nda Hükümet’ten 4, HDP’den 3 temsilci, bir araya gelerek yarım saatlik bir ön görüşmeden sonra kameralar karşısında tarihi Dolmabahçe Mutabakatı’nı oluşturan 10 maddelik metni okundu. Açıklamayla birlikte müzakerelerin başlaması ve sonrasında KCK’nin silahsızlanma kongresinin toplayacaktı.
7 Mart: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan: “400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün” diyerek gelecek stratejisini açıkladı.
16 Mart: Tayyip Erdoğan “Hâlâ bakıyorsunuz, varsa yoksa Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu, artık böyle bir şey yok” diyerek Kürt sorununu inkar etti.
20 Mart 2015: Ukrayna ziyareti öncesinde havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözüm süreci kapsamında izleme heyeti kurulmasına olumlu bakmadığını söyledi. Bu konuda birinci derece muhatabın MİT olduğunu vurguladı. Bu açıklamalardan bir gün sonra ise Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Heyet kurulacak, sorumluluk hükümette” dedi.
21 Mart 2015: Diyarbakır Newroz’unda mektubu okunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, Hakikat ve Yüzleşme Komisyonunun kurulması şartıyla kongre toplanması çağrısı yaptı. İmralı Heyeti’nin milyonlara okuduğu mektupta, “Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşmasıyla birlikte PKK’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yaklaşık kırk yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim. Umarım ilkesel mutabakata en kısa sürede varıp Parlamento üyeleri ve İzleme Heyetinden teşkil edilen bir Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu’ndan geçerek bu kongreyi başarıyla realize etme durumunu yaşarız” deniliyordu.
5 Nisan: Hükümet, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük ağırlaştırılmış tecrit koşulları uygulanmaya başladı. İmralı Heyeti, son olarak 5 Nisan’da İmralı’ya giderek, Öcalan’la görüşme gerçekleştirdi. Bu tarihten itibaren Öcalan’dan bir haber alınamadığı gibi tüm girişimlere de hükümet kanadından olumsuz yanıt geldi. Öcalan’ın avukatları 27 Temmuz 2011, ailesi 6 Ekim 2014’ten bu görüştürülmüyor.
11 Nisan: Ağrı Diyadin’de başlatılan askeri operasyona çatışmalara engel olmak için bölgeye giden canlı kalkanlara ateş açıldı. Askerin ateşi sonucu HDP Diyadin eski İlçe Eş Başkanı Cezmi Budak’ın da bulunduğu 2 kişi yaşamını yitirdi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Ağrı Diyadin’deki operasyonu savunurken, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde yaşanan çatışmayı Erdoğan’ın Sakarya’da mitingine malzeme olsun diye yapıldığını söyledi.
29 Nisan: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,”Kürt sorunu var’ demek artık ayrımcılıktır. Sorun diyebileceğimiz artık ne kaldı? Çözüm sürecini sadece Kürtler için almak doğru olmaz” dedi.
1 Mayıs: KCK, “Erdoğan çözüm sürecini kabul etmediğini açıkça ilan etti”
5 Mayıs: Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “HDP’yi yönelik ‘Şimdi birileri diyor ki ‘barajın altında kalırsak şöyle olur, böyle olur’. Hiçbir şey de olmaz. Süper olur, çok güzel olur. AKP bu süreci başlattığında bunlar var mıydı?” diyerek, aslında HDP’nin baraj altında bırakmak istediklerini de itiraf etti.
18 Mayıs: Adana ve Mersin HDP binalarına bombalı saldırı gerçekleşti
21 Mayıs: Başbakan yardımcısı bu kez Yalçın Akdoğan “HDP’nin barajı geçmesi halinde AK Parti iktidarı güç kaybederse, çözüm süreci falan kalmaz” itirafında bulundu.
30 Mayıs: Sırrı Süreyya Önder, AKP kurmaylarının HDP’nin baraj altında bırakılmasına dönük söylemleri AK Parti’nin savaş politikalarıyla bağlantılı olduğunu belirterek “Bunlar savaşa hazırlanıyorlar. Eğer HDP baraj altında kalırsa yazın bir kenara ikinci haftasında bunlar bölgede savaş ilan edecek ve evlatlarımızı kırdıracaklar” dedi.
3 Haziran: Bingöl’de HDP’nin seçim aracına dönük Karlıova ilçesinde halen açığa çıkartılamayan bir grup tarafından araç sürücüsü infaz edildi.
5 Haziran: Diyarbakır’da HDP mitingine dönük gerçekleşen bombalı saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi. 243 de yaralandı. Seçim süreci boyunca HDP’ye 127 saldırı gerçekleştirildi.
7 Haziran: Seçimler yoğun hak ihlalleriyle gerçekleşti. Sandıktan çıkan sonuç AKP’nin tek başına iktidar olma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “başkanlık” hayalini sona erdirirken, HDP yüzde 13 gibi önemli bir sonuçla barajı aştı.
7 Haziran: Burhan Kuzu “Evet seçim bitti, millet kararını verdi. Ya istikrar ya kaos dedim; millet kaosu seçti hayırlı olsun” derken, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “HDP bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini yapar” açıklamalarında bulundu.
25 Haziran: Bir kısmının Türkiye’den saldırdığı DAİŞ çeteleri Kobanê’de aralarında küçük çocukların da bulunduğu 233 kişi vahşi bir şekilde katletti. Saldırı da 273 sivil de yaralandı.
27 Haziran: Grê Sipî’nin DAİŞ’ten arındırılarak, özgürleştirilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyinde, güneyimizde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek, Rojava’ya girme yönünde planları olduğunu itiraf etti.
14 Temmuz: Bülent Arınç, “TSK ile kimse oyun oynayamaz. Artık zor günler bekliyor terör örgütünü, ya silahı bırakacaklar bu iş devam edecek” dedi.
20 Temmuz: Kobanê’nin yeniden inşası için Türkiye’nin çeşitli kentlerinde bir araya gelen onlarca genç Kobanê’ye geçmek için geldikleri Suruç’a gelen gençlere dönük bombalı saldırı gerçekleşti. Katliamda 33 genç yaşamını yitirdi, onlarcası da yaralandı.
21 Temmuz: Selahattin Demirtaş: Bir yılda 10 bin HDP’li tutukladınız. Samimiyseniz IŞİD hücrelerine operasyon yapın.
23 Temmuz: Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığındaki özel güvenlik toplantısı yapıldı.
23 Temmuz: Başta HDP olmak üzere sol ve sosyalist parti ve sendikalara yönelik operasyonlar başlandı. Binlerce gözaltı yüzlerce tutuklama gerçekleşti.
24 Temmuz: 16 ilde gerçekleşen operasyonlar 297 kişi gözaltında, 1 kişi öldürüldü. Bununla eş zamanlı olarak, TSK’ya ait savaş uçakları da Medya Savunma Alanları’nı bombaladı.
25 Temmuz: HDP, DBP, HDK ve DTK ortak bir açıklama yaparak “Size savaş yaptırmayacağız” dedi.
28 Temmuz: Recep Tayyip Erdoğan “HDP’li yöneticilerin dokunulmazlık zırhı kaldırılarak fert fert, birey birey bedel ödetilmeli!” açıklaması yaptı.
29 Temmuz: Yalçın Akdoğan, “Erdoğan’ı başkan seçtirmeyeceğiz aslında bir tahrikti. Ben hep söyledim, AK Parti varsa çözüm süreci vardır. HDP’nin oy alması sürece olumsuz etki yaptı” itirafında bulundu.
30 Temmuz: HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş “Tek suçumuz yüzde 13 oy alarak barajı geçmek” dedi.
1 Ağustos: TSK’ya ait savaş uçaklarının sivillerin bulunduğu Kandil’in Zergele Köyü’nü bombalaması sonucu 8 sivil hayatını kaybetti, 15 sivil de ağır yaralandı.
3 Ağustos: Gabar Dağı’da daha önce askerler tarafından çıkarılan yangınların söndürülmesine izin verilmezken bu sefer Kızılsu Köyü civarlarında askerlerin attığı havan topları yüzünden yangın çıktı.
4 Ağustos: Urfa’nın Suruç ilçesi Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan Kobanê’de savaşırken yaşamını yitiren 14 YPG/YPJ savaşçısının cenazelerinin geçişine izin vermedi.
6 Ağustos: KCK Yürütme konseyi üyesi Zübeyir Aydar “Biz çatışma ve savaştan yana değiliz. Müzakere masasına dönülmesini istiyoruz” açıklaması yaptı.
9 Ağustos: Tendürek Dağı’nın “Geçici Askeri Güvenlik Bölgesi” ilan edilerek insansızlaştırılmasına karşı nöbet eyleminin başlatıldığı bölge, askeri helikopterler tarafından bombalandı.
10 Ağustos: Kürdistan kentlerinde artan gözaltı ve tutuklamalar ile asker ve polis saldırılarına karşı Şırnak Demokratik Halk Meclisi, “öz yönetim” ilan ederek, “Devletin hiçbir atanmışı bizi yönetemeyecektir” açıklaması yaptı. Şırnak’la başlayan “öz yönetim” ilanları Diyarbakır, Muş, Van, Hakkari gibi kentlerde de sürdü.
16 Ağustos: “Öz yönetim” ilanı yapılan Varto’da asker ve polis saldırılarının ardından şiddetli çatışmalar yaşanırken, 4 kişi yaşamını yitirdi.
16 Ağustos-30 Ağustos: “Öz yönetim” ilanlarını giderek yaygınlaşmasıyla birlikte ilanların yapıldığı merkezlere asker ve polis saldırıları da şiddetlendi. Polis saldırılarına karşı olarak halk öz savunmasını geliştirirken, yıllar sonra birçok merkezde günlerce süren sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Öz yönetimi kabullenemeyen devlet bir yandan silahı devreye koyarken, bir yandan da hayata geçirdiği siyasi operasyonlarla belediye eş başkanlarını tutuklayarak, görevden almaya başladı.
27 Ağustos: HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, AKP’nin 7 Haziran’dan önce ihtimaller üzerinden savaş hazırlıklarına başladığını ve seçim sonuçlarını beğenmediği içinde bu savaşı başlattığını söyledi.
27 Ağustos: Cizre’de ilçesinde polis ve askerlerin açtığı ateş sonucu biri 7 yaşındaki Baran Çağlı olmak üzere 4 kişi yaşamını yitirdi.
5 Eylül-10 Eylül: Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde çıkan çatışmada onlarca askerin yaşamını yitirmesinin ardından AKP ve MHP merkezli olarak Türkiye’nin birçok kentinde HDP ve Kürtlere dönük saldırılar ve linç kampanyaları devreye konuldu. Sadece iki gün içerisinde 305 merkezde aralarında HDP Genel Merkezi’nin de bulunduğu birçok yere ırkçı saldırılar gerçekleşti. Bununla yetinmeyen ırkçı gruplar, Konya, Trabzon, Bursa, Ankara ve Kırşehir gibi kentlerde Kürtlere ait ev ve işyerlerini yakıp yıktı.
4 Eylül-10 Eylül: Şırnak Valiliği tarafından Cizre’de ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinin ardından halka dönük katliam girişimlerinin de startı verildi. Bugüne kadar devam eden sokağa çıkma yasağı süresi boyunca çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 20’nin üzerinde yurttaş polis ve askerlerin attığı bombalar ve keskin nişancılar tarafından katledildi. Halen saldırıların ve buna karşı direnişin devam ettiği ilçeye günlerdir elektrik ve su verilemiyor. Saldırılarda yaşamını yitirenlerin cenazelerinin defnedilmesine dahi izin verilmiyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’li bakan ve vekillerin Cizre’ye gidişleri ise dünden bu yana engellendiği için kırsal alandan yürüyerek gidişleri de birçok kez asker ve polis barikatına takıldı.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here