Anasayfa Forum Alankuş: Savaş medyasına inat barış gazeteciliği zamanı

Alankuş: Savaş medyasına inat barış gazeteciliği zamanı

Paylaş

 Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, Türkiye’nin iç ve dış politikada gerginlik siyaseti izlemesi üzerine medyanın da savaş dilini tırmandırdığına dikkat çekerek, “Şimdi savaş medyasına inat barış gazeteciliği zamanı” dedi. Alankuş, anaakım medyada bölgede yaşananlarla ilgili hiçbir şekilde doğru bilgi yer almadığını söyledi.

Kürdistan, 1990’ların ardından tarihinin en karanlık günlerine tanıklık ediyor. Gözaltılar, katliamlar, tutuklamalar, sokağa çıkma yasaklarının ardından son olarak Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi medyanın da kendi sınavını vermesine neden oldu. Türkiye’de muhalif medya dışında “ana akım” ve “havuz medya” gerçeği vermek yerine olayı manipüle etmeye çalışırken, Kadir Has İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş ise medyanın savaşa değil, barışa hizmet eden bir gazetecilik yapması gerektiğini belirtti.

‘Ana akım medyaya savaş dili hakim’

“Medyanın durumu hiçbir zaman zaten parlak değildi” diyerek medya eleştirisine başlayan Alankuş, ana akım medyanın esas alındığında ve özellikle de konu barış ve savaş gibi ulusal meseleler olduğunda medyanın hep tek sesli olduğunu söyledi. Medyanın savaş kışkırtıcılığına karşılık iletişim fakültelerinde barış gazeteciliği dersleri açılmaya başlandığına dikkat çeken Alankuş, “Politik olarak çok kutuplaşıldığı ve coğrafi olarak da savaş baskısı duyulan kritik bir dönemde olduğumuz dikkate alınırsa, bu eğitim daha da önem kazanıyor” hatırlatmasında bulundu. Özellikle 2002’de medyayı elinde tutan sermaye gruplarının yer değiştirmesi ile medyanın tamamen iktidarın güdümüne geçtiğine dikkat çeken Alankuş, bu tabloda iktidarı desteklemeyenlerin bugünün muhalifi gazetelerin de zaten en iyi bildikleri savaş dili eklenince, ana akım medyadan barış haberciliği beklemenin daha da zorlaştığını söyledi.

‘Savaş medyasına inat barış haberciliği’

Barış diline yakın haberciliğin kimi sorunlar taşıyor olsalar bile, alternatif medyada ve mecralarda yapıldığını ancak onların da ana akım medya kadar etkili olamadığını belirten Alankuş, “Barış, bütün haberciler için bir norm olmalı ve habercilik de bu norm etrafında yapılması gerekiyor” dedi ve “Şimdi savaş medyasına inat barış haberciliği yapma vakti” çağrısında bulundu.

‘Barış gazeteciliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var’

Çözüm süreciyle birlikte medyanın savaşçı dilinde birden bire önemli bir değişme gerçekleştiğine dikkat çeken Alankuş, örneğin o dönemde, “Bebek Katili”, “Terör örgütü başı” kodlarının yerini, “Öcalan denilince ironik biçimde önce, ‘İmralı’nın” kullanılmaya başlandığını belirterek, “sonraları ismin önüne herhangi bir negatif sıfat getirilmeden isiminin kullanılmaya başlandı” şeklindeki pratiklere dikkat çekti.

‘Değişim samimi değildi’

“Bu değişen ve barış yanlısı gibi duran dilin ‘samimi’ olmadığını biliyorduk, çünkü tutarlı değildi ve ciddi bir geçmiş sorgulaması üzerine dayanmıyordu” diyen Alankuş, gerçek bir barış dilinin ancak bir değer olarak barışı istemekle ve bunun nasıl gerçekleşeceği konusunda akıl yormakla olabileceğini ifade etti.

Bölgede yaşananları anaakım medya vermiyor

Barış gazeteciliğine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunun altını çizen Alankuş, “Çünkü, Cizre’de, Nusaybin’de, Silvan’da ne olup bittiğini ancak sosyal medyaya düşenlerden anlamaya çalıştığımız, ana akım medya tarafından hiç bir şekilde doğru bilgilendirilmediğimiz dönemlerden geçiyoruz” diye konuştu.

‘Ana akım medyadakiler barıştan yana net tavır almalı’

Barış için çok önemli bir aktör olan Elçi’nin katledilmesinin ardından medyada bilgi kirliliği olduğunu dile getiren Akkuş, “Medya dahil bütün kurumlara güvenimizi yitirdiğimiz için de, hepimiz, cinayetin işlendiği saniyelerin video kayıtlarına, fotoğraflara, tanıklıklara bakarak farklı biçimlerde de olsa, gazetecinin, güvenlik güçlerinin, savcılığın yapması gereken işlere girişiyoruz. Bu tür güven yitimi çok tehlikeli. Ana akım medyada kurumsal olarak mümkün olmasa bile, birey olarak içinde hala gazeteciliği toplumsal sorumlulukla kullanmak gibi bir değeri taşıyanların, bu toz bulut arasında barıştan yana net bir tavır almaları ve bunu dillendirmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu. diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here