Anasayfa LGBTİ Alanya’da LGBTİ Mahpuslar Tekli Hücrede Tutuluyor

Alanya’da LGBTİ Mahpuslar Tekli Hücrede Tutuluyor

Paylaş
  • 480 kapasiteli bir hapishanede 1600 mahpusun tutulması bir çok kötü muameleye ve hak gaspına zemin hazırlıyor. LGBTİ mahpusların tek tutulma hali bu kötü muamelenin dışarıya yansıyabilen bariz örneklerinden sadece birisi.

Alanya L Tipi Hapishanesi’ndeki LGBTİ mahpuslar, sivil toplum örgütlerinin başvurularına, onlarca kuruluşun imzasını taşıyan basın duyurularına rağmen aylardır tekli hücrelerde tutuluyorlar.

Alanya L Tipi Hapishanesi’nde 14 LGBTİ mahpus var. Bu mahpuslar ilk olarak Haziran 2015 tarihinde sivil toplum örgütlerine mektup yazmış ve tekli hücrelerde tutulduklarını belirterek bu durumun son bulması için girişimlerde bulunulmasını istemişlerdi. Mahpuslar günün 23 saatini hücrede geçirdiklerini, havalandırmaya sadece 1 saat çıkarıldıklarını, psikolojilerinin bozulduğunu, başvurularına rağmen kendilerine bir koğuş açılmadığını ifade ediyorlardı.

Türkiye’nin yasalarına (söz konusu olan hapishaneler olduğunda temel yasa olan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a) göre “hücreye koyma” bir disiplin cezasıdır. Bu cezaya çarptırılan kişiler diğer mahpuslarla temas edemeyecekleri bir şekilde tekli hücreye alınır ve günün 23 saati bu hücrede tutulurlar. Bir ceza olarak dahi, tekli hücreye kapatmanın, hapishane içinde bir kez daha hapsetmenin ve tüm insan ilişkilerinden soyutlamanın yıkıcı etkileri olduğu ve savunulamayacağı ortadayken ortada bu cezayı vermeyi gerektiren bir “disiplin suçu” dahi yokken LGBTİ mahpusların tekli hücrelerde tutulması en hafif tabiriyle bir kötü muameledir.

Mahpusların sivil toplum örgütlerine (STÖ) mektuplar yazmasının ardından Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) 3 Temmuz 2015 tarihinde Adalet Bakanlığı’na başvuru yapmış, Türkiye’nin eşcinsel bir mahpusu 8 ay tekli hücrede tutması sebebiyle AİHM tarafından mahkum olduğunu da hatırlatarak mahpusların tek tutulma hallerine son verilmesini talep etmiş ancak bu başvuru sonuç vermemiştir.[1]

8 Ekim 2015 tarihinde ise Alanya Kadın Hakları Kurulu’na bağlı avukatlar Alanya Hapishanesi’ne giderek hapishane idaresi ile görüşmüştür. Bu görüşme sırasında hapishane idaresi kapasitenin 480 olmasına rağmen hapishanede 1600’ü aşkın mahpus bulunduğunu, yer sıkıntısı yaşadıklarını, son olarak yemekhanenin bir bölümünü koğuşa çevirdiklerini, LGBTİ mahpusları can güvenlikleri nedeniyle diğer mahpuslarla bir araya getiremediklerini ve ayrı bir koğuş açmanın da mümkün olmadığını, onların hücrelerde değil “tek kişilik koğuşlarda” tutulduğunu, burada kalmak isteyen çok sayıda mahpus olduğunu belirtmiştir.

Bu görüşmenin ardından 2 Aralık 2015 tarihinde 50 insan hakları ve LGBTİ derneği/oluşumu LGBTİ mahpusların fiili olarak tecrit altında tutulmasını eleştiren bir basın duyurusu hazırlamış ve kamuoyuyla paylaşmıştır. [2]  Bu  basın duyurusunda mahpusların tek tutulma hallerinin sona ermesi, kendi istekleri doğrultusunda hapishanede açılacak bir koğuşa veya bir araya gelebilecekleri bir hapishaneye sevk edilmeleri ve “hücre cezası”nın kaldırılması için girişimler başlatılması talep edilmiştir.

480 kapasiteli bir hapishanede 1600 mahpusun tutulması bir çok kötü muameleye ve hak gaspına zemin hazırlıyor. LGBTİ mahpusların tek tutulma hali bu kötü muamelenin dışarıya yansıyabilen bariz örneklerinden sadece birisi. Yer darlığı, personel azlığı, bütçe yokluğu gibi gerekçeler mahpuslara kötü muamele olarak nitelendirilebilecek uygulamaların gerekçesi olamaz. Ulusal ve uluslararası yasalar açıkça belirtmektedir ki devletler, özgürlüklerinden mahrum bıraktıkları insanlara ek bir ceza anlamına gelecek yaptırımlarda bulunamazlar.

Alanya L Tipi Hapishanesi’nde tutulan LGBTİ mahpuslar hala fiili tecrit altındadır. LGBTİ mahpusların tek tutulma hali kötü muameledir. Bu kötü muamele son bulmalıdır. [3]

LGBTİ mahpusun 29 ARALIK 2015 tarihli mektubundan

CİSST’e 29 Aralık 2015 tarihinde gelen mektup LGBTİ mahpusların sorunlarının hala devam ettiğini gösteriyor:

“beni sorarsanız inanın artık dayanacak gücüm kalmadı. Çok daraldım. … hanım yaklaşık bir senedir hücrede yatıyorum ya inanın artık takatim kalmadı. Günde 1 saat hava alıyorum. Hiç bir şekilde güneşten faydalanamıyorum. Hareket edemiyorum. Yalnızca 8 adımlık bir odada 23 saat boyunca kalmak artık ağır geliyor. Aşırı yoğunluktan bahsediliyor, bizlerin can güvenliğinden bahsediliyor vs vs. Bunlar bizlerin tecrit edilmesi için sebep değil ki. Toplamda evet 14-15 kişiyiz. Bizim kaldığımız blok 10 kişilik ve 10 kişi de raporlu eşcinseldir. (…) Madem ki can güvenliğimiz için neden o halde tecrit ediliyoruz? Bu durum hayatımızı tehdit etmiyor mu? Bir arkadaşımıza en ufak bir şey olsa kalkıp acil çağrı butonuna basacak dermanı kalmasa ve kötü bir şey olsa o zaman ne olacak? Tamam kurumun kapasitesi dolu olabilir. O halde çıkıp sevk istediğimiz zaman Bakanlık diyorlar ama Bakanlığa ulaşamıyoruz ki. Bir şekilde önümüz kesik. Yani yapacak hiçbir şeyimiz yok. Tek çare bizler için koğuş sistemi bulunan, daha insani yaşam koşulları bulunan ve en önemlisi bizleri olduğumuz gibi kabul edecek bir kuruma acil olarak nakil gitmek. Hoş kaç aydır siz olun biz olalım çabalıyoruz ama yok olumlu bir sonuç yok. Çok mu zor? Değil inanın 2 satırlık bir yazıya bakıyor ama yok …”

Hilal Başak Demirbaş

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun. Genel Sosyoloji ve Metadoloji Yüksek Lisans Programına kabul edildi. Lisans ve yüksek lisans eğitim süresi boyunca çeşitli projelerin alan araştırmalarında yer aldı. Balıkçılık üzerine olan alan araştırması sonrasında ‘Alamana’ isimli belgeselin yapımcılığını üstlendi. Queer Documentaries  sitesinin proje sahibi ve içerik yöneticisidir. Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin Akademi Alanı, Sakatlık ve LGBTİ Çalışmaları, Mahpus LGBTİ Çalışma Grubu’nda aktif olarak çalışmaktadır. “Türkiye Hapishaneler Enformasyon Ağı” projesinde LGBTİ ve yabancı uyruklu mahpus alt ağları temsilcisidir.

Mustafa Eren

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Sosyoloji bölümünden mezun. İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi doktora derslerini takip ediyor.

Hapishaneler/kapatılma, emek, sistem karşıtı hareketler, siyasi tarih, “dezavantajlı gruplar” üzerine çalışmalar yürütüyor.

Kanlı Pazar/1960’lar Türkiyesi’nde Milliyetçiler İslamcılar ve Sol (2012), Kapatılmanın Patolojisi/Osmanlı’dan Günümüze Hapishanenin Tarihi (2014), Mahpus Hakları El Kitabı (2015 –Başak Ekinci ile beraber) isimli kitapları yayınlandı.

İstanbul Toplumsal Araştırmalar Grubu’nun (İSTAG) kuruluşunda yer aldı. Açık Radyo’da, Ayşe Berna Uçarol ile birlikte Emeğin Gündemi programını hazırlıyor ve sunuyor. 2012 tarihinden itibaren çalışmalarına katıldığı Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nde (CİSST) Yönetim Kurulu Başkanı.

bia

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here