Anasayfa Haber Alevi örgütleri: ‘Barış yoksa hiçbir özgürlük de olmayacaktır!’

Alevi örgütleri: ‘Barış yoksa hiçbir özgürlük de olmayacaktır!’

Paylaş

ANKARA (DİHA) – AKP hükümeti tarafından devreye sokulan savaş konseptine karşı bir araya gelen Alevi örgütleri, toplantılarının sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, sağlıklı bir barış ve diyalog ortamının tekrar gelişebilmesi için tarafların ivedilikle ellerini tetikten çekmesi gerektiği belirtildi. “Barış ve diplomasi kurulunun oluşturulması” kararını alan Aleviler, Ortadoğu, Balkanlar ve Türkiye’deki Alevi topluluklarının katılacağı bir barış konferansı düzenleyecek. Alevi örgütleri, Meclis’in olağanüstü toplanması için grubu bulunan siyasi partiler nezdinde girişimde bulunacak.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekler Fedeasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Hünkar Hacı Bektaşi Veli Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yöneticilerinin katılımıyla “Aleviler Barış İstiyor” adı altında Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi’nde geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Saatler süren toplantının ardından sonuç bildirgesi açıklandı. “Oğulların, kızların, evlatların huzur içinde gözlerini yummuş ana babalarının cenazelerini sırtlanacağı bir ülke umudundan, ana babaların kanlı gözyaşlarıyla oğullarını ve kızlarını toprağa verdiği günleri yaşıyoruz yine” sözleriyle başlayan bildirgede, içinden geçilen karanlık tünelin savrulmalarında yok olmamak için aydınlığı, umudu ve ufuktaki ışığı görmek için bir araya geldikleri ifade edildi.

Ülkenin içine sokulduğu bu karanlık dünyanın başlıca sorumlusu gayrı-meşru AKP iktidarı olduğu vurgusu yapılan bildirgede, “Milliyetçiliğin ipiyle kuyuya inenler o kuyudan yoksul halk çocuklarının kanlı cenazelerini sırtlanıp çıkma peşindedir. Kendi kanlı tarihlerini, katliamcı sorumluluklarını yoksul halk çocuklarının cenazelerine örtülen ve her ulusal birliğin kutsalı sayılan bayraklara sararak gizlemek isteyenler, bayrağın sürekliliğiyle, kendi katliamcı zihniyetlerini de bu ülkede daim kılmak istiyorlar. Onlar da biliyor ki dünyanın hiçbir bayrağı, gencecik evlatlarımızın dökülen kanlarının bir damlasını ve o kanlı ellerin sorumluluğunu örtmeye yetmez” denildi.

‘Kimse bu vebalin altından kalkamaz’

Bugünkü IŞİD ve Selefi Akımı’nın uygulamalarını yarının Türkiye’sinde görülmemesi için hep birlikte insanlığa yönelik şiddete, zulme, baskıya, dışlanmaya karşı güçlü ve etkin bir mücadele verilmesi gerektiği üzerinde durulan bildirgede, bu görev ve sorumluluğun herkesin ortak borcunun ve çabasının olması gerektiği, aksi taktirde yarın hiç kimsenin bu vebalin altından kalkamayacağı belirtildi.

‘Kaygımız katliamların kanıksanması’

Birçok ülkede katliamların ve toplu ölümlerin kanıksanarak bu durum karşısında duyarlıklarını yitirmesinin tehlikeli bir döneme girildiğinin kanıtı olduğuna dikkat çekilen bildirgede, şu ifadelere yer verildi: “Kaygımız, katliamların bizim toplumumuzda da kanıksanması ve sıradan bir durum gibi algılanmaya başlamasıdır. Ülkemizde bu kanıksama, kısa erimli ve dar siyasi çıkarlar için yükselen savaş çığırtkanlığı ve nefret söylemi ile el ele yürüyor. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun en vurucu ‘silahı’ her zaman olduğu gibi, farklılıkların barış içinde bir arada yaşamasını savunan barış iradesidir!”

‘En ağır suç saydığımız eylem ise cana kastetmektir’

“Tüm farklılıkları tehdit eden bu savaş tehdidine karşı sesimizi en gür perdeden çıkarmak zorundayız” denilerek barış çağrısının yapıldığı bildirgede, “Bizim inancımız, insanı başa alan bir inançtır, en ağır suç saydığımız eylem ise cana kastetmektir. Bu nedenle Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumu hem kendimize yönelen tehditlere karşı, hem de ülkemizde ve komşularımızda yaşanan kanlı gidişe, bu kanlı gidişi normalmiş gibi görmeye ve göstermeye çalışanlara karşı ayak diremeliyiz” denildi.

‘Barış yoksa hiçbir özgürlük de olmayacaktır!’

Bildirgede, şöyle devam edildi: “Bu savaş çığırtkanlığının bir piyonu olmayı reddediyoruz! Bir an önce çatışmaların durmasını ve daha fazla kan akmamasını istiyoruz! İnsanların temeli ne olursa olsun, farklılıkları nedeniyle katledilmesine hayır diyoruz. Türkiye toplumu barış iradesine sahip çıkmalıdır. Bilinmelidir ki barış yoksa adı, sıfatı ne olursa olsun, hiçbir özgürlük de olmayacaktır! Barışa sahip çıkmak farklılıklarımıza, kimliklerimize, özgürlüklerimize sahip çıkmaktır! Bu doğrultuda tüm sivil toplum kuruluşlarını ve tüm siyasi kurumları sorumluluğa ve göreve davet ediyoruz. Bilinmelidir ki kendi yaralarımızla yüzleşmeyi reddederek, yaralarımızı ve utançlarımızı gizlemek için halkın bağrında yeni yaralar açarak bu ülkeye barış gelmeyecektir.”

Toplantıda alınan kararlar

“Bölgemizdeki halkların dostu ülkelerin ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası kurum ve kuruluşların, toplumsal gruplar arası sorunların barışçı yoldan çözülmesine yönelik bir girişim başlatmasını, en azından çatışan taraflara bu konuda uyarı ve telkinlerde bulunmasını arzularız” denilen bildirgede, alınan kararlar şu şekilde sıralandı:

* Sağlıklı bir barış ve diyalog ortamının tekrar gelişebilmesi için tarafların ivedilikle ellerini tetikten çekmelerini talep ediyoruz.

* Alevi Bektaşi-Kızılbaş Kuruluş temsilcilerinin oluşturduğu “Barış ve diplomasi kurulunun” oluşması ve ulusal ve uluslararası düzeyde girişimde bulunulması

* Ortadoğu Balkanlar ve Türkiye Alevi Topluluklarının katılacağı bir barış konferansı düzenleyecektir.

* Oluşturulan heyetin TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin olağanüstü toplanması yönünde girişimlerde bulunması. Meclis’te temsil edilen dört siyasi partinin grup başkanvekillerinden randevu talep edilecek ve Alevi – Bektaşi toplumunun ve ülkemizin içinde bulunduğu türbülanstan bir an önce çıkması için kaygı ve önerilerimizi sunacağız.

* Ülkemizin birçok yerinde devam eden orman yangınlarının bir an önce söndürülmesi ve yenilerinin bir daha yaşanmaması için Meclis kampüsünde merkezi bir yere ‘barış fidanı’ dikilmesi için gerekli girişimler yapılacak. Aynı şekilde, 81 ilin kent merkezlerine de ‘barış fidanı’ dikilmesi için talepte bulunulacak.

* 2015-2016 eğitim-öğretim yılı başında ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin tamamına yönelik ulusal ve evrensel barışın anlamına, önemine ve birlikte yaşama kültürüne ilişkin bir genelgenin yayımlanması için gerekli girişimlerde bulunacaktır.

* Bu metin başta Meclis Başkanı, milletvekilleri, siyasi partiler, elçilikler, üniversitesi rektörlükleri, AB bünyesinde bulunan değişik kurumları olmak üzere ilgili tüm kesimlere gönderilecektir.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here