Anasayfa Dergi Dosya Alevileri ‘çantada keklik’ gören CHP 5 büyük Alevi katliamına ortak oldu. (Dosya...

Alevileri ‘çantada keklik’ gören CHP 5 büyük Alevi katliamına ortak oldu. (Dosya 2 )

Paylaş

DENİZ NAZLIM ‘nın Hazırladığı (dosya 2) Türkiye halkları, AKP’nin diktatörlüğe giden “Başkanlık Sistemi” ve HDP’nin radikal demokrasi kapsamında yaptığı “Yeni Yaşam Çağrısı” ile tarihinin en kritik seçimlerine yaklaşıyor. Önümüzdeki seçimleri kökünden etkileyecek en önemli dinamiklerden biri olan Alevi toplumunun seçimlerdeki tercihi, Türkiye’nin gidişatını da belirleyecek. Seçim tarihlerinde 1957 yılında “Şeriat korkusuyla” başlayan, o tarihten itibaren yaşadığı büyük katliamlara rağmen büyük oranda CHP çizgisine oy veren ancak, karşına eşitlik, özgürlük ve adalet talepleriyle çıkan her alternatife de açık olan Aleviler, kendi içlerindeki özerk yönetim, demokrasi kültürleri ve 72 millete bir bakma anlayışları ile uyuşan HDP’nin “Yeni Yaşam Çağrısı”na kulak vermeye başlıyor.

Alevilerin tarihsel demokratik-parlamenter sistem içindeki tercihleri kadar, sürekli CHP ile olan ilişkileri de tartışmalı oldu. CHP’nin çoğu zaman arka bahçesi, oy deposu olarak gördüğü Alevilerin CHP ile ilişkinin birçok psikolojik, sosyolojik gerekçesi olmakla birlikte, bu ilişki hep eleştirilen ve tartışılan bir ilişki oldu. Çünkü CHP cumhuriyet tarihi boyunca Alevilere yönelik geliştirilen bütün kapsamlı katliam ve soykırımların şu ve ya bu düzeyde içinde yer aldı yada paydaşı oldu.

Zoraki bir gelenek: CHP

Tarihleri boyunca bir çok farklı partiye oy veren, ancak esas itibariyle CHP ile anılan Alevilerin seçim tarihinde CHP çizgisi, şeriat korkusunun körüklendiği bir dönemde, seçeneksizlik, korku ve savunma refleksinden kaynaklı oy verdiği zoraki bir gelenek halini aldı.

Takriri Sükun ile Alevilere vurulan darbe

Binlerce yıldır Anadolu ve Mezopotamya’da özerk yönetim anlayışında, insani ve doğa arasındaki harmoniyi merkeze koyan yaşam felsefeleriyle yaşayan Alevi halkının, İslam adı altında Osmanlı’dan gördüğü zulmün ardından Cumhuriyet seçeneği her ne kadar umut olduysa da, Aleviler için özellikle CHP’nin tek parti olduğu dönem ve sonraki 90 yıllık tarihsel kesit boyunca inkar, asimilasyon ve katliamlarla geçti. CHP’nin Alevileri yönelik zulmünün yükseldiği dönemlerde, Şeyh Sait isyanı gerekçe gösterilerek, Alevilerin doğa ile insan arasında kurdukları harmoniyi yaşatmasını baskı ve zorla engelleyen, eğitim ve ibadetlerini yapabilecekleri, felsefelerini üretebilecekleri alanları yasaklayan Takrir-i Sükun Yasası devreye konuldu.

Düşünsel devrimin alt yapısını yasakladılar

Yasa ile birlikte, Anadolu medeniyetinde düşünsel devrime öncülük etmiş olan Şeyh Bedreddin, Pir Sultan Abdal, Seyyid Nesimi ve Baba İshak gibi nice Alevi önderleri yaratan Alevilerin dergahları yasaklandı, özerkliklerine ve eğitim sistemlerine son verildi. Yine bu dönemde ibadetleri yasaklanan Alevi dedelerinin geleneksel uzun bıyık ve sakallarını görülen her yerde jandarma tarafından çıplak elle yolundu.

CHP’nin altında imzası olan yasa, Alevilerin bin yıllık kültürlerine ve yaşam felsefelerine Osmanlı’nın ardından ikinci ve daha sistemli, şiddetli bir saldırı olarak tarihe geçti.

Dersim katliamını gerçekleştiren CHP’ydi

CHP’nin hükümette olduğu yıllarda Alevilere yaptığı en büyük katliam ise 1938 Dersim Katliamı. İsmet İnönü’nün Dersim üzerinden geliştirdiği “Dersim Vilayeti’nin yeniden teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır” dediği Kürt raporuyla başlayan katliamda, Dersim halkından çoğu kadın ve çocuk 10 bini aşkın Alevi katledildi, on binlercesi sürgün edildi. Fevzi Çakmak ise, Dersim katliamı öncesi hazırladığı raporda, “Dersimlileri askere almayın, silah kullanmayı ve savaş taktiklerini öğrenirlerse bize saldırırlar. Dersimliler okşamakla kazınılmaz. Silahlı kuvvetlerin müdahalesi daha çok etki edecektir” demişti.

Dersim katliamı her ne kadar bugün tek başına CHP’nin yaptığı bir katliam olarak, günümüzün siyasi iktidarı tarafından dile getirilse de, bu günün AKP geleneğini oluşturan Demokrat Parti’de görev yapa bir çok kişi de, Dersim katliamını gerçekleştiren hükümette yer almış, katliama ortak olmuştu.

Alevilerin kaldırılmasını istediği Diyanet’i CHP kurdu

Alevilerin dergahlarını kapatıp, ibadetlerini ve ritüellerini Takriri Sükun Yasası ile yasaklayan CHP, yasanın çıkmasından kısa süre önce Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin yerine 3 Mart 1924’te bugün Alevilerin kitlelerinin bir asimilasyon aracı olarak gördükleri ve kaldırılmasını istedikleri Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuruluşunu ilan etti. Ardından, 1963’te İsmet İnönü Diyanet İşleri ile ilgili yeni yasa tasarısı hazırladı ve burada “mezhepler müdürlüğü” ve “Alevi kürsüsü” kurulmasını önererek, başka bir asimile politikası işletti.

Köy Enstitülerinin işlevini kaldıran CHP Alevi asimilasyonuna yol açtı

Günümüzde tüm okullara mescit açılmasını sağlayan, Kuran kurslarını artırarak yeni bir nesil yetiştirme amacı taşıyan AKP’nin politikalarını oluşturduğu zemin ise yine CHP’nin ABD’nin isteği ile köy enstitülerinin kapatılmasıyla oluştu. 1948’de “komünist” yetiştirdiği gerekçesiyle, işlevi sonlandırılan köy enstitülerinin boşluğunu, DP zamanında kuran kursları ve imam hatip okulları doldurdu.

Tek parti döneminin hayal kırıklığı CHP’den koparttı

Osmanlı’dan İslam adı altında zulüm gören, onlarca katliama uğrayan Aleviler için CHP’nin tek parti dönemi, yaşanan Koçgiri ve Dersim katliamları nedeniyle Alevi tarihçileri tarafından “hayal kırıklığı” olarak tanımlanıyor. CHP’nin tek parti döneminde Takrir-i Sükun Yasası gibi Alevilere yönelik uyguladığı inkar ve imha politikaları sonucunda, Türkiye’nin ilk seçimi olan 1946, 1950 ve 1954 seçimlerinde Alevi kitlelerinin neredeyse tamamı Demokrat Partiyi (DP) destekledi.

Korku ve manipülasyon ile tekrar başlayan CHP-Alevi ilişkisi

CHP ile Alevilerin korku propagandası ve manipülasyon temelli, 1957 seçimlerine dayanırken, Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda kendisini destekleyen ancak 1946 ve sonrasındaki iki seçimde DP’ye yönelen Alevileri tekrar safına çekmek isteyen CHP’nin bu dönemde başvurduğu yol “şeriat gelecek” ve “karşı devrim” söylemleri üzerinden üretilen propagandalar oldu. CHP’nin korku propagandalarıyla, DP’nin sağ eğilimli muhafazakar politikalarının birlikte oluşturduğu atmosfer uzun yıllar değişmeyecek bir şekilde, 1957 yılında yapılan seçimlerde Alevilerin CHP’ye oy vermesinin temel sebebi olarak gösteriliyor. 27 Mayıs darbesi ise, “gücünü” ispatlayan CHP’ye, şeriattan korkan Alevilerin daha fazla sarılmasına neden olduğu yorumlarına neden oluyor.

Bu dönemin ardından Alevi kitleleri, CHP geleneği için sadece seçim dönemlerinde hatırlanan “arka bahçe”, “çantada keklik” olarak görüldü.

‘Ortanın solu’ Ecevit CHP’si Alevilerin katlamalarına ortak oldu

27 Mayıs ardından “gücünü” ispatlayan CHP’ye daha fazla sarılan Alevilerin, 70’li yıllarda CHP ile ilişkisi ise Bülent Ecevit’in “ortanın solu” iddiasıyla arttı. O dönem, Kemalist çevrelerin topluma empoze etmeye çalıştığı “şeriat, irtica” korkusuyla Alevilerin CHP’ye ilgisi artarken, Alevi tarihçileri Alevilerin yakın zamanda maruz kaldıkları Maraş ve Malatya katliamlarının Alevileri daha fazla CHP yanında durmasına etkide bulunduğu tezini savunuyor. Yine aynı dönem içerisinde, Alevilerin korkuları CHP tarafından seçim meydanlarında suiistimal edilerek, laik sisteminin “güvence”, “Alevilerin koruyucusu” olduğu kampanyalarının işlendiği dönemin gazete manşetlerinde dikkat çekiyor.

CHP’nin 73 ve 77 yılında yapılan seçimlerde sırasıyla yüzde 33,29 ve yüzde 41,43 oy alırken, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı tüm bölgelerde birinci parti oldu. CHP’nin Alevi oylarıyla hükümete geldiği 70’li yıllar aynı zamanda Alevilerin en çok zülüm gördüğü yıllar oldu. 78 yılında 200’e yakın Alevinin katledildiği Maraş ve Malatya katliamları Ecevit CHP’si döneminde yaşandı.

Alevilerin, Ecevit trajedisi

Bu dönemde Alevi kitleleri yoğun olarak CHP’ye destek verirken, Alevi gençleri ise sol, sosyalist hareketlerde örgütlendi. Alevi gençleri 70’li yıllarda yaşanan siyasi hareketlilikte Ecevit döneminde kontra güçleri tarafından katledilirken, Alevi kitlelerinin ise katliamların baş sorumlusu olan CHP hükümetine oy vermesi, Alevi toplumunun trajedisi olarak tarihteki yerini aldı.

90’lı yıllarda iki katliam ve yine CHP hükümeti

Alevi toplumunun 90’lı yıllarda CHP geleneğiyle olan ilişkisi yine korku ve manipülasyona dayanıyor. 33 aydının yaşamını yitirdiği 93’te Sivas katliamı “şeriat geliyor” propagandası altında gerçekleştirilirken, katliam DYP-SHP ortaklığında kurulan hükümet döneminde yaşanmıştı. Erdal İnönü’nün Başbakan yardımcılığı yaptığı hükümet, 70’li yıllarda tıpkı Ecevit hükümetinin Maraş, Malatya ve Çorum katliamlarında olduğu gibi, katliama sessiz kaldı. 1995 yılında onlarca Alevi yurttaşın yaşamını yitirdiği Gazi katliamında da CHP geleneği hükümetin başındaydı. Ayrıca, Sivas katliamını yaşayanların aktardıklarına göre, katliam sırasında otel içinden Erdal İnönü’ye ulaşılmış ve durumun kritikliği aktarılmış olması ancak İnönü’nün duruma müdahale etmemesi hala CHP geleneğinde kara bir leke olarak duruyor.

CHP ile aleviler arasındaki bu anlaşılmaz ilişkiye rağmen Alevilerin alternatif arayışları da dönem boyunca sürdü ve siyaseten varlık gösteremeseler bile aleviler kimi STK’lar ve dernekler yoluyla örgütlenmeye çalıştı.

1924’te Diyanet’i kuran CHP 2015’te de aynı zihniyet!

Alevi toplumunun bugün siyasi iktidar ve muhalefetten taleplerinin başında Anayasa’da koruma altına alınmalarını istediği “Eşit Yurttaşlık Hakkı”, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması” ve “Diyanet İşleri Başkanlığının fesh edilmesi” geliyor. Her dönem kendisine oy vermiş Alevilerin bu temel taleplerini her ne kadar siyasi birer malzeme yapsa da, hem geçmişi hem de güncel politikası CHP’nin muhalefette de, iktidar dönemlerinde Alevilerin temel taleplerini görmezden geldiğini aksine Alevilerin asimilasyon, katliamlarına ferman veren uygulamalara gittiğini gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir ile CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu arasında yapılan görüşmede de, Alevi toplumunun “Diyanetin kaldırılması” talebine kendisi de alevi ancak, “kimlik siyaseti yapmayacağını” ifade ederek hem Kürt hem de Alevi kimliğine mesafe koyan Kılıçdaroğlu’nun sıcak karşılamadığı haberleri, aslında CHP’nin Alevilere yönelik bakışını göstermesi açısından son derece önemli bir veri oldu.

Yeni CHP, Tuzluçayır’da Alevileri asimile etmek istedi

2013 yılının Ekim ayında, Alevileri asimile etmek isteyen en büyük projelerden biri ise Fetullah Gülen cemaati imzası Tuzluçayır’da yapılmak istenen “Cami-Cemevi Projesi”yedi. Projeyi bir asimile aracı olarak gören ve mahallelerinde kurulmasını engellemek isteyen Tuzluçayır halkı ise, günlerce sokakta polisle çatışmıştı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak’ın, “Toplumun her kesimi bu temele birer tuğla koymalıdır. Proje, tüm topluma mal olmalıdır” açıklaması, CHP’nin asimilasyon projesine sahip çıktığını ve Alevi halkına yönelik asimilasyon politikalarına bir kez daha ortak olduğunu gösterdi. CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ise “Keşke bu projenin örnekleri her yerde olsa” sözleriyle, asimilasyon araçlarının yaygınlaşmasını talep ederken, CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün ise, projenin açılış törenine katılmıştı. Asimile projesinin açılış töreninde CHP’liler hazır bulunurken, törenin yapıldığı inşaatın 100 metre ötesinde polis, projeyi protesto eden Tuzluçayır halkına TOMA ve biber gazıyla saldırıyordu.

CHP’den kopan Aleviler için kimliğini açıklamayan ‘Alevi’ başkan

Kılıçdaroğlu döneminde de Alevi toplumunun talepleri hiçbir şekilde karşılık bulmaz, dile getirilmezken Alevilerin Kılıçdaroğlu’ndan duyduğu en büyük rahatsızlık ise Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini açıklamaması oldu. Kimliğini açıklamaktan çekinen Kılıçdaroğlu’nun partisi CHP döneminde yapılan Dersim katliamına ilişkin yaptığı, “Özür dilemeyi bırakın. Özür yetmez. Bu işi tarihçilere bırakın” açıklaması ise Alevi toplumunun hayal kırıklıklarından biri oldu.

Kılıçdaroğlu döneminde yapılan son iki seçimde ise, Mahsur Yavaş ve Ekmeleddin İhsanoğlu gibi sağ görüşü temsil eden kişilerin aday gösterilmesi ve ırkçı bir parti olarak politika yürüten MHP ile ittifak yapması, Alevilerin bu gün CHP’den kopmaya başlamasına nedenlerinden biri oldu.

5 büyük Alevi katliamında CHP ortak oldu

Aleviler 1923 yılından sonra 6 büyük katliama uğradı. Katliamların olduğu tarihlerin 5’inde CHP hükümetteydi:

680x680nc-ank-13-03-15-aleviler-chp-dersim-katliam (1)

* 1937 Dersim Katliamı – CHP tek parti.

* 1978 Malatya Katliamı – CHP (42. Başbakan Bülent Ecevit)

* 1978 Maraş Katliamı – CHP (42. Başbakan Bülent Ecevit)

* 1980 Çorum Katliamı – Adalet Partisi (43. Başbakan Süleyman Demirel)

* 1993 Sivas Katliamı – CHP öncülüğünde Sosyal Demokrat Halk Partisi (SDH)

680x680nc-ank-13-03-15-aleviler-chp-sivas-katliam

* 1995 Gazi Mahallesi Katliamı – Doğru Yol Partisiyle kurulan koalisyon CHP

Sonuç olarak, Cumhuriyet tarihi boyunca Türk ve İslam dışında her türlü inanç ve etnik grubu asimile etmeye yönelik politikalar yürüten, Aleviler toplumu ile birlikte başta Kürt ve Ermeniler olmak üzere bir çok etnik gruba yönelik katliamlarda da bizzat sorumlu olan CHP, Alevi toplumunun bu gün en temel talebi olan ve asimile aracı olarak görülen, Diyanet İşleri, imam hatip okulları ve zorunlu din dersi gibi bir çok kurum ve uygulamayı oluşturdu yada zeminini hazırladı.

Alevilerin Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir talebine karşılık vermeyen CHP’nin Alevi toplumuyla olan katliam ve çıkar ile dolu ilişkisini fark eden ve yeni dönemde başka alternatifler aramaya başlayan Alevi kitleleri ile tekrar uzlaşmak isteyen günümüzün CHP yönetimi, önümüzdeki seçim dönemi için Alevi adaylar gösterip, Alevi toplumunun talepleri üzerinden seçim propagandasına hazırlansa da, Alevi örgütleri ve uzmanlarına göre, özellikle Alevi gençleri ve kadınları HDP’ye yöneliyor.

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here