Anasayfa Haftanın Yazısı Ankara katliamında ağır yaralanan Seyfullah Gücükatalak yazdı: Kanlı İktidar

Ankara katliamında ağır yaralanan Seyfullah Gücükatalak yazdı: Kanlı İktidar

Paylaş

Demokrasinin var olduğu söylenen bir ülke düşünün ki tek başına iktidar olamadı diye 4 ay sonra yeniden seçim yaptırılıyor. Bu süre içerisinde 258 sivil yurttaş iktidarın bakışları arasında katlediliyor. Ve o iktidardaki parti lehine tek başına 4 yıllığına iktidar sonucu çıkıyor. Bu biraz da torbadan tavşan çıkarmaya benziyor.

Bu durum burjuva demokrasisinin olduğu bir Avrupa ülkesinde olsa o parti %10’u geçemez. Türkiye halklarının sosyolojik bir vaka olduğu gerçek. Demek ki biz hala bir ortadoğu halkıyız. Çünkü oralarda iktidar namlunun ucunda.

1 Kasım seçimleri öncesi 10 Ekimde başkent Ankara’da patlayan bombalar 92 yıllık TC tarihine en büyük terör eylemi olarak tescillendi. Sendikalar ile sivil toplum örgütlerinin düzenleyeceği barış mitingi kana bulandı. 100 arkadaşımız barış ve demokrasi şehidi oldu. Yüzlerce insan travmalı bir şekilde yaralandı. Ben de bu hain saldırıdan ağır yaralı olarak kurtuldum. Buna sevinmem mümkün değildi. Çünkü 14 sendikacı arkadaşımı yanı başımda şehit verdik. (KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası)

Gözlerimle görmesem inanmazdım. İki ayrı yerde bombalar patlatılmıştı. Bir çok insan parçalanarak ölmüştü. Benim gibi yaralı olanlar da acı içerisinde yerde  kıvranarak ambulans beklerken resmi polis teşkilatı ortalığa gaz bombası atıyordu. Nefes almakta zorlanan bazı yaralıların bu gazla birlikte hayatını kaybettiğini tahmin ediyorum. Bana ilk müdahaleyi yapmakta olan SES(Sağlık Emekçileri Sendikası)’ten bir arkadaş bir eli ile kendi burnunu diğer eli ile de benim burnumu tutarak “Bunlar Hitleri de geçti. Gaz attılar. Mümkünse az nefes almaya çalış “ diyordu. Bu katliam manzaralarını Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de vs. görüyorduk. Ama bu manzaralar TC’nin başkenti Ankara’ya taşındı. 13 yıldır iktidar ve seçim hükümetinde de iktidarını sürdüren parti (AKP) başkanı ve başbakanı “Bu patlamalardan sonra bizim oyumuz arttı” diyecek kadar yüzsüzleşmişti. Bir an dondum kaldım. Dünyanın neresinde yaşadığımı hatırlamaya çalıştım ve insanlığımdan utandım.

Olay sonrası icracı makam başbakanlık açıklama yapması gerekirken teşhisi Cumhurbaşkanı koyuyordu. ”Bu eylem bir kokteyl eylemi. DAİŞ,PKK,Dev-Sol vs. nin ortak eylemi.” Bu dünya literatürüne nasıl yalan söyleneceğine bir örnek teşkil edebilirdi. Çünkü birbirine düşman, hayatta hiçbir zaman bir araya gelmeyecek örgütlerden sayın Cumhurbaşkanımız bir kokteyl üretmişti. Bir hafta sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu katliamı DAİŞ’in yaptığını söylemesine rağmen, sayın Cumhurbaşkanı kokteyl demeye devam etti. Başkan olmaya çalışan bir Cumhurbaşkanı düşünün ki her şeyin en doğrusunu kendi biliyor. Korkarım Hitler de böyleydi.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here