Anasayfa Forum “Annelerin Düşlerini Evlatlarının Mezarlarına Ulaşmak ile Sınırlayan Sisteme Hayır”

“Annelerin Düşlerini Evlatlarının Mezarlarına Ulaşmak ile Sınırlayan Sisteme Hayır”

Paylaş
CUMARTESİ ANNELERİ/İNSANLARI
 Anneler Günü öncesindeki 685. oturmalarında “Annelerin düşlerini evlatlarının mezarlarına ulaşmak ile sınırlayan bu hukuk dışı insanlık dışı sisteme itiraz ediyoruz”

Cumartesi Anneleri/İnsanları Galatasaray’daki 685. oturmalarında, 1992’de gözaltında kaybedilen Soner Gül ve Hüsamettin Yaman’ın akıbetini sordu.

Yarın Anneler Günü’nün kutlanacağını hatırlatan Cumartesi İnsanları, “Bugün bize yine ‘cennet anaların ayaklarının altında’ diyecekler. Biz artık avutulmak istemiyoruz, taleplerimizi karşılayın, çocuklarımızı bize verin” dedi.

Oturmaya HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya da destek verdi.

Gözaltında kaybedilenlerin annelerinden mesajlar

38 yıl önce gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren, annesi Elmas Eren’in mesajını iletti. Mesajda şu ifadelere yer verildi:

“26 yıl emek verdiğim oğlumu 38 yıldır arıyorum. 38 yıldır Hayretin Eren’e ne oldu diye hesap sordum faillerinden hesap sordum. Şimdi çıkıp cennet anaların ayakları altında diyecekler benim ayağım altında ne olduğu sizi ilgilendirmiyor. Oğlumun akıbetini açıklayın, çocuklarımıza ne yaptınız onları açıklayın.”

Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız söz aldı. Yıldız, “Oğlum 23 yıldır ‘Anneler Günün kutlu olsun’ demedi. Şimdi afişlerde ‘Anneler Günü kutlu olsun’ yazıyor. Demek ki bunların buradan haberleri yok ve görmemişler bizi. Yüreklerimizi yakanlar, ciğerimizi yakanlar ‘Anneler Günü kutlu olsun’ demesinler” dedi.

Fehim Tosun’un eşi Hanım Tosun da “Hangi annelerin gününü kutlayacaklar? Çocukları ve bebekleri ile cezaevine konulan annelerin mi? Cenazesi 7 gün sokakta bekletilen Taybet Anne’nin mi? Kızının cenazesini buzdolabında saklayan annenin mi Anneler Günü’nü kutlayacaklar?” diye sordu.

Soner Gül ve Hüsamettin Yaman nasıl kaybedildi?

Maside Ocak’ın okuduğu basın açıklamasında “Annelerin düşlerini evlatlarının mezarlarına ulaşmak ile sınırlayan bu hukuk dışı insanlık dışı sisteme itiraz ediyoruz” denildi.

Açıklamada Soner Gül ve Hüsamettin Yaman’ın akıbeti soruldu:

“22 yaşındaki Hüsamettin Yaman İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisiydi. Genç bir cam sanatçısı olan Hüsamettin sanata, edebiyata, müziğe meraklıydı. Öğrenci hareketi içinde yer aldı. Pankart taşımak suçlamasıyla 15 gün kadar cezaevinde kaldı ve 6 Eylül 1990 tarihinde tahliye oldu.

“21 yaşındaki Mehmet Soner Gül Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Üniversite eğitimi için Mersin’in Değirmendere köyünden İstanbul’a geldi. Öğrenci hareketi içinde yer aldı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği üyesiydi. Bu nedenle gözaltına alındı, ağır işkence gördü ve ölümle tehdit edildi. İçişleri Bakanlığı’nın iddiasına göre 10 Mart 1991 tarihinde Malatya’da yakalanan A.N. isimli şahsın sorgudaki ifadesinde ismi geçtiği için polis tarafından aranıyordu.

“Hüsamettin Yaman 2 Mayıs 1992’de evden çıktı. 4 Mayıs’ta ağabeyi Feyyaz Yaman’ı işyeri telefonundan arayan bir kişi ‘Hüsamettin, Soner Gül ile birlikte Fındıkzade’ de gözaltına alındı. Hayatlarından endişe ediyoruz. Bir an önce emniyete başvurun’ dedi.

“Yaman ve Gül Aileleri, önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ardından devletin ilgili tüm kurumlarına başvurdu. İnsan Hakları Derneği ve Af Örgütü girişimlerde bulundu. Ancak Hüsamettin ve Soner’in gözaltına alındığı kabul edilmedi. Girişimlerini sürdüren Yaman Ailesi 2 yıl boyunca polis takibinde tutuldu.

“19 Aralık 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın infazlar ve kayıplarla ilgili itirafları yayınlandı. Çarkın, itiraflarında Hüsamettin Yaman ve Soner Gül’ü gözaltına aldıktan sonra ormanlık bir alanda sorguladıklarını ve infaz ettiklerini açıkladı. Onların son sözlerinin ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!’ olduğunu söyledi.” (ÇT)

* Fotoğraf: Mezapotamya Ajans / Twitter

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here