Anasayfa Köşe Yazıları Arif Ali Cangı yazdı: Acil demokrasi

Arif Ali Cangı yazdı: Acil demokrasi

Paylaş

15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaşananlar darbe girişimi kadar olağanüstü. Yapılan açıklamaları, alınan  kararları açıklayacak söz bulmakta zorluk çektiğimiz günler yaşıyoruz. Ama sözün etkisini diri tutmak gerek.
Darbe girişiminden sonra itiraflar dökülmeye başladı, Umut Kitabevi’ne bombalı saldırıya ilişkin iddianameyi hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya’nın itirafları (1), önemli büyük davaların kimlerin ellerine kalmış olduğunu bize gösterdi, yargının ne kadar aşınmış olduğunu da. Savcı, hakim, vali vb kamusal sorumluluk üstlenmiş kişilerin bu şekilde kişiliksiz davranmaları ülkemiz adına çok kaygı verici.
En sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da; Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili, “…Bizler de bu yapıya tüm siyasiler gibi iyi niyetle destek olduk. Açık konuşuyorum ben de şahsen pek çok görüşüne katılmasam da bunlara yardımcı oldum. Dedik ki bir ortak yanımız var. Uzun süre gerçek yüzlerini göremedik. Her şeye rağmen bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya koyamamış olmanın üzüntüsü içindeyim. Bunun için hem rabbimize, hem milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de, milletim de bizi affetsin…”(2) dedi. Hiç kuşkusuz özeleştiri yapmak, af dilemek saygı duyulacak bir davranıştır. Pekala darbe girişiminin faili olan bir örgüte destek olan siyasilerin sorumlulukları, özeleştiri ve af dilemekle ortadan kalkar mı? Doğru öngörüde bulunamayan, yanılan, yanlış yapan siyasetçinin istifa etmesi gerekmez mi? Şimdi sırası mı diyenleriniz olabilir, siyaset kurumunun daha fazla aşınmaması, düzgün işlemesi için bunların hiç olmazsa tartışılması gerekir.

Meclis etkin hale getirilmeli

Toplumun bütün kesimleri 15 Temmuz darbe girişimine karşı çıktı, şu ana kadar darbe girişimini desteklediğini açıklayan olmadı. Bu son derece önemli ve kıymetli, ancak tek başına darbeye karşı olmakla demokratik toplum yaratılamaz. Gerçekten darbelerden kurtulmak, bir daha yaşamamak için demokrasinin kurum ve kuralları ile işletilmesi gerekir, eksik demokrasi ile olmaz. O yüzden darbeden hesap sorarken dahi hak ve özgürlüklerden, hukuk güvencesinden vazgeçilmemelidir. Darbe karşıtlarını, darbecilerden ayıran en önemli özellikte bu olsa gerek.
Demem o ki; Olağanüstü Hal (OHAL)’de de hukuku aşmamak gerek. Anayasanın 121/3. maddesine göre; “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir” Şu ana kadar 667,668 ve 669 sayıları ile üç ayrı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 23 Temmuz’dan itibaren Resmi Gazete’nin sayılarında yayımlandı.
KHK’lerin ‘olağanüstü halin gerekli kıldığı konuları’ aştığına dair ciddi tartışmalar var. 997 sayılı KHK’ye ilişkin eleştirilerimi iki hafta önce yazmıştım.(3) Diğerlerinin eleştirisini daha sonraki yazılara bırakıyorum.
Darbeciler Meclisi bombaladılar, onlar meclisi sevmiyor, darbeyle mücadele edenlerin darbeciler gibi davranmaya dolayısıyla Meclisi etkisiz hale getirmeye hakları yok.
Yukarıda yer verdiğimiz Anayasa maddesi, KHK’lerin Resmi Gazetede yayımlandığı gün TBMM onayına sunulmasını öngörüyor. TBMM İç Tüzüğü’nün 90.maddesinin de  “ivedilikle görüşülür” dediği OHAL KHK’leri hakkında Meclis’te halen görüşme açılmadı.  Bu Meclisin etkisiz hale getirilmesi değil midir?
Bir başka sorun, Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin dışlanması. HDP 5-6 milyon seçmenin oyu ile seçilen Meclisin üçüncü büyük partisi. Cumhurbaşkanı, hükümet, iktidar partisi ile muhalefet partileri CHP ve MHP, Mecliste HDP diye bir parti yokmuş gibi davranıyorlar. Daha da vahimi genel olarak basın da HDP’yi yok sayıyor. Meclisteki bir partinin yok sayılması Meclisin etkisini azaltan en önemli etkendir. Her şey bir yana Kürt meselesi gibi devasa bir sorun ortada dururken HDP’siz Meclisin Türkiye’nin sorunlarını çözmesi mümkün değildir. Diğer yandan 15 Temmuz gecesi darbeye karşı muhalefet partilerinden ilk tepkiyi HDP’nin gösterdiğini de unutmamak gerek.
Sözün özü; 15 Temmuz sonrası yeni bir rejim inşa ediliyor, darbeler döneminin kapatılması, yeni rejimin demokratik olabilmesi, ülkede barışın sağlanabilmesi demokratik siyasetin tüm unsurlarının sürece katılması ile mümkün olacak, acil demokrasiye ihtiyacımız var.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/577883/Savcinin_Cemaat_itiraflari.html
http://t24.com.tr/haber/erdogan-ben-de-maalesef-bu-orgute-yardimci-oldum,353152?utm_medium=social&utm_content=sharebutton
http://www.haberekspres.com.tr/ohalli-gunler-makale,4793.html

(Bu köşe yazısı www.haberekspres.com.tr den alınmıştır)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here