Anasayfa Kültür-Sanat Arzu Şimşek : Aram Tigran’ ın hayatı bizleri Türkiye tarihinin dehlizlerine...

Arzu Şimşek : Aram Tigran’ ın hayatı bizleri Türkiye tarihinin dehlizlerine götürüyor.

Paylaş

 

1915 katliamında Batman-Sason’ un Bianda köyünden kaçarak hayatta kalabilen 15-20 kişiden, Qamişlo’ ya sığınarak hayatlarının devamını burada geçiren,bu süreçte evlenen  iki göçmenin çocuğu Aram.Küçük yaşlarda cümbüşle tanışan Aram’ ın, özellikle 53 yıllık profesyonel müzik yaşamı Ermeni-Hristiyan kimliğini, kültürünü koruduğunu gösteriyor.

Ancak içine doğduğu Kürt coğrafyasında Kürt müziğine ve kültürüne büyük katkılar yapmış,’Ortadoğunun Bülbülü’ olarak anılan bir insan.Brüksel’de kendisiyle yapılan bir röportajda ‘en güzel yıllarımdı’ dediği  dost ortamlarında müzik yaptığı bu yıllarda inşaat işçisi olan babasının, Kürt mücadelesine katkıda bulunmasının kendisine vasiyeti olduğu söylenmektedir.Kürt coğrafyasında herkes onu tanıyor,seviyor,şarkılarını söylüyor.Şiwan Perver,Ciwan Haco gibi bir çok ünlü Kürt sanatçı onun şarkılarını okudu.Bir çok söz ve bestesi TRT repertuarına Türkçeleştirilerek aktarıldı, aynı zamanda Kemal Sunal, İlyas Salman’ın rol aldığı filmlerde müzikleri kullanıldı.11 albümü olan Aram Tigran 600 ün üzerinde Kürtçe, Ermenice ,Arapça, Süryanice ,Yunanca söylediği şarkıları ile diller seremonisi yaratmıştır.

1966’ da yerleştiği Erivan’da 1985 yılına kadar Erivan radyosunda çalışır.1990 yılından sonra Avrupa da yaşamını sürdüren Aram Tigran’ ın yaşamı 2009 da Yunanistan’ da son bulur. Ölmeden bir süre önce Batman’ da verdiği bir halk konserinde Hrant  Dink için seslendirdiği ‘Sari Gelin’ şarkısını albümlerinde ‘Axçik’ olarak okumuş.Yine Brüksel röportajında, bu şarkının anonim olduğunu, orijinal isminin ‘Sari Axçik’, (Ermenice sari; dağ olduğunu) ‘Dağlı Gelin’ olduğunu, kendisinin Ermeniceden Kürtçeye çevirdiğini söylüyor.iki yıl öncesi Yunanistan vatandaşı olduğu 2009’ da geldiği Diyarbakır newrozunda anne babasının köyünü ziyaret etmiş”O dağlara, ağaçlara, derelere, evlere baktığımda içim titredi. Ağladım. Çok canım acıdı. Babamı annemi, onların yaşadıklarını anımsadım. Çok üzüldüm. Biz nasıl bu topraklarda büyüyemedik diye hayıflandım” demişti..Ortadoğunun kalbi dediği Diyarbakır’ ın topraklarının altında bir kefenlik gözü vardı.Kendisini ait hissettiği bu kültür, tarih, topraklarda.. .İsteği ‘Eğer izin verirsek buradan giden birçok Ermeni hak iddia eder’ gerekçesiyle kabul edilmedi ‘biz bunları deport edebiliriz..’ sözlerinin henüz  kullanılmadığı günlerde.

Mevlana gibi  Ferîdeddîn Attar’ın tasavvuf anlayışından çok etkilenen Kürt edebiyatının doğa, aşk, tasavvuf üzerine yazan şairlerinden Feqiyê Teyra(n)’a ait ‘Ay Dilbere’

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here