Paylaş

Anlık bir koşma isteği uyanabilir içinizde. Kaçmaya benzemeyen, neredeni nereyesi, mekanı zamanı olmayan. Sanki bedeniniz atomize olmuştur ruh dünyanızda. Acı, arayış, umut, korku, sevgi, cesaret, aşk, anlam…insana dairliğinizi nasıl yaşamış olduğunuzdan gelen sonuç  gibi, size dair. Belki sonrasında doğrudan bağlantılarını kurabileceğimiz sonuçları olmayacak olan bu istek anı, kendimizde her şeyin  dönüştüğünün sarsıldığının göstergesidir. Eşik gibi.  Zaten bazen geçmişe içerden şöyle bir baktığımız, sınırları belirsiz evreleri fark ettiğimiz anlar yok mudur? Ama bu istek başka, birçok durumdaki öğrenmelerimiz tercihlerimiz kararlarımız gibi değil, neye doğru olduğunu bilmediğimiz, belirli şekli olmayan. Temodinamik yasalarında, olasılığın ve düzensizliğin artması, kullanılamayan enerji olarak ifade edilen entropinin artması gibi; kendiliğinden, istemli bir duygu hali.

Bazı dönemler hayatın istemli kendiliğinde de kimliğimizin tariflerimizin doğrularımızın belirli kalıplarını şekillerini fark etme şansını yakalayabiliriz. Kendimizi de ötekileştirdiğimiz sınırlılıkları. Kalıplarımızın dışına adım atmamıza denk gelir ‘başka’lıklarla da kendimiz olabilirliği fark edişimiz… Sarsıcılığı da burada değil midir kendi dönüşümlerimizin; her şeyle daha çokla hayatla birlikte teneffüs ederek yaşamış olma yoğunluğumuzda. Ve eşik gibidir, eski fotoğraflarımızdan birini giyinip şimdinin ve geleceğin sorunlarının ancak oradan çözümleneceğini iddia edecek kadar dışarı da savrulabiliriz.

Başka bir durumda atomize oluşlar vicdanı yaralayan olaylarla birlikte gelişiyorsa niye eskisi gibi bir bütün değiliz deriz çaresizlikle, sığınmak isteriz. Oysa şimdi böyle şimdi böyleyiz yine biziz! Nasılsak öyle. Yalıtılmamış etkileşimlerle oluşabilen kendimiz kadar. Bazen bütünselliğin dışına ötelenerek patlamaya terk edilen kendi enerjimizle bir başımıza kalışımıza rağmen.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here