Anasayfa Köşe Yazıları Arzu Şimşek yazdı: Kadın Mücadelesi

Arzu Şimşek yazdı: Kadın Mücadelesi

Paylaş

 

2015 Mart ayı Özgecan vahşetiyle geldi.

Farklı olan değişik boyutlar barındırsa da geniş kesimlerce kınanması  ve sosyal medyada ağırlıklı olarak yer almasıydı.

Toplum vicdanında  karşılık bulması  ve kadın cinayetlerine karşı  sorumluluk farkındalıkları oluşturabilmesi önemli bir durumken kadın mücadelesi adına daha yapılacak çok iş olduğunu da göstermiştir.

Tabi zor olduğunu da; ev içine hapsedilmek istenmesiyle,görüntüsüyle değerlendirilen bir obje olmasıyla ikincil kimlik haline getirilerek şiddetin tırmandırılmasıyla, yasalarıyla, mevcut egemen güç düşünülünce..

Güç, iktidarında sarsıntılar yaşadıkça, dayanakları üzerinden kendini yeniden üretmeye girişiyor.Cinsiyet  farklılıkları ve toplumsal kadın ve erkek cinsiyet rolleri de eril gücün  dayanaklarından.Bu gün iktidar rolleri ‘adalet’ perdesiyle güncelleyip biçimlendirirken,farklılıkları biyolojik farklılıklar; doğal oluşları ile ifade ederken ‘eşitlik’ algısıyla ideolojisini tahkim edebiliyor.

Tahakküm ilişkilerinin her türlüsünde olduğu gibi eril yapı da öncelikle kutuplaştırarak sürekli kılar kendisini.Kadın ve erkek, karşıtlıklarla ya da birbirlerine bağlı olarak konumlandırılınca sabitleştirici yaklaşımların hayat bulması oldukça kolaylaşmış olur.

Böylece iktidarın kodlarını çözmek açısından oldukça önemli bir durum ortaya çıkar; biyolojik olarak farklılık gösteren  bedenler, cinsel yönelimler tamamen yaşamın dışına itilmiş olur.Cinayetlerin,katliamların, vahşetin doğal kurbanları olurlar.

Özellikle de bu sonuç  göstermektedir ki,  erkeklerle aynı hakları talep ediyor olmak ; merkezine erkekleri koyduğu ;kadın erkek bölünmüşlüğünü onaylayan bir eşitlik arayışı özcü yaklaşımlarla aynı noktaya düşebilmektedir.

Erkeklerin toplumsal kişisel ayrıcalıklarından kadınlarında yararlanmasını sağlar tutum alışları ise  masummuş gibi görünse de  kendi mutlak varlıkları etrafında kurulu bir hayat önerisidir.

Bölücü,şiddeti besleyen,var oluşu mümkün kılmayan bir doku, bünyelerde barındırılan  ataerkil ve iktidar ilişkilerle  yüzleşilmesini gerekli kılıyor.Bu sorun, bir ideolojinin herkesi kapsamayan eşitlik adalet anlayışlarının hegemonya kurabilmesini sağlayan düğüm noktasıdır.

Son on yıllarda kadınların her türlü ayrıştırıcılığa karşı sorunlarını yüksek sesle dile getirerek sokağa çıkması,dayanışması,diğer kimlikleriyle kadın var oluşlarını  birleştirerek özne olmaları kriz yaşayan,toplumsallaşamayan muhalif siyasete yol gösterici olmuştur.

Tüm ezilenlerin , sömürülenlerin, mağdurların birbirlerine ve yaşama dokunabilecekleri başka bir dünya mümkün umudunda kadın özgürlük mücadelesinin katkısı büyüktür.Nesneleştirilmeye itiraz ederek özgürleşen kadınlar doğayı metalaştıran sisteme de dur demektedirler.En büyük mağdurları oldukları savaşlara karşı barış istemekteler.Kadın işçi, kadın öğretmen olarak hak talep ederken emeğinin sömürülmesine hayır demektedir.Aslında kadınlar farklı dinamikler, özneler için eşdeğer yeni mücadele alanları oluşturuyor,siyaseti kuruyor..

2015 Mart ayı bir de Dünya Kadın Yürüyüşüne tanıklık edİyor. Rojavalı kadınların devrimini selamlayan,farklı etnik, dil, din, kültür kimlikleriyle,çeşitlilikleriyle, renkleriyle kadınların özgürlük yürüyüşüne..

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here