Anasayfa Köşe Yazıları Arzu Şimşek yazdı : Yeni Yıl Yeni Yaşam mı ?

Arzu Şimşek yazdı : Yeni Yıl Yeni Yaşam mı ?

Paylaş

Yeni sözü, doğrudan bu güne ve ileriye seslenir gibi görünse de aslında geçmiş ve dün ile ilişkilidir. Yeni  yıla girerken beklentilerimiz isteklerimiz çoğunlukla da ertelediklerimiz değil midir.Ya da yapma-etme iradesini ve sorumluluğunu üstlenmediklerimiz, kaçtıklarımız, unuttuklarımız..

‘Anımsadıkça unutuyorum seni geçmiş’ diyor Şükrü Erbaş. Toplumsal ve kişisel hafızamızdaki travmalar, yakın zamanda yaşadığımız acılar, travmalar elbette kaçınılmaz unutuşa yol açıyor ancak bu, olmuşları değiştirmiyor. Özellikle bu sürerliliğinden dolayı demeliyiz ki aslında  ‘yeni’nin çekici perdesinin arkasında güzel olan, yeni olan dünün her şeyden daha önemli olduğunu söylüyor olmasıdır. Oysa yaşadığımız dönemin topluma top yekun dayattığı ise unutmak. Unutmamak ise; akılda tutmak değil elbet, aynılaştırılmak istenen, yok sayılan, anlamsızlaştırılan, tehdit unsuru yapılan farklılıkların, sözün, düşüncenin görünür olabilmesi, özne olabilmesi kendini gerçekleştirebilmesi ile mümkün olabilecek bir şeydir ancak. Dayatılan ise her şeyin ve herkesin ‘tek’ leşmesi.

Kamusal alan açık, aleni olandır, insan varoluşunun olmazsa olmazı her türde iletişim alanıdır. Aynılığa karşı duran, temel insan haklarına sahip çıkan insanlar cezalandırılıp işlerinden atılıp veya tutuklanırken,  sanatı, mimarisi, parkları, iş yerleri, okulları, sokakları, tarlaları, gazeteleri vb her temas alanı susturulurken, aslında açık-aleni iletişim yani toplumsal oluş, çıkmaza sokuluyor.’İmdat’ diyen sese bakmayacak kadar kendi yarattığımız canavardan korkar haldeyiz. Özellikle şehir yaşamı içinde kimsenin kimseyi içselleştirmediği, kimsede kimseye ait bir şey bulunmadığı o boğucu yalnızlığın gittikçe derinleştiğini görmekteyiz.

Birçok mevcut yapıların eleştirel olmayan kendini tekrar eden hali karamsarlığımızı artırıyor derinleştiriyor. Salt retorik bir dil, sadece ne demek istediğini önemseyen bir anlayış gördüğümüz gibi sadece daraltıyor. Bu halle yüzleşmemek ise, daha çok kendine dönüş, kendini yüceltme ve unutuş oluyor. Kamusal her alanın sorumluluk ve iletişim alanı olduğundan kaçmadan, ne ve nasıl söylediğimizin asıl önemli olan olduğunu bilerek yeni söz kurma olasılığı ise sıkışmışlık halinden çıkmaya bir umut.

A.Gramsci ‘karamsarlık bir ruh halidir, iyimserlik ise bir irade gerektirir’  der. Bu tercih yapmaktır aynı zamanda, her kesimle iletişim kanallarını kurmak üzere irade ve sorumluluk alma tercihi ve kararlılığı. Hep birlikte maruz kalınan karamsarlıktan hep birlikte çıkma, teslimiyetten kurtulma, herkesin düşüncesini ifade edebileceği ortak zeminde iletişimi geliştirmek ve sahip çıkmak üzere bir yaşam kurgulamak, otoritenin üzerine yükseldiği duvarı  çekmek olacaktır.

Arzu Şimşek

kaynak =yeşil sol gündem

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here