Paylaş

 

Avrupa Parlamentosu’nun bugüne kadarki en sert ilerleme raporunu kaleme aldığı bildirildi. Türkiye raportörü Kati Piri tarafından yazılan ilerleme raporu, öğleden sonra parlamentoda yapılan oylamada kabul edildi.

Raporda; ifade ve medya özgürlüğü, Kürt sorunu, operasyonlar, Türkiye ile AB arasında sığınmacı konusunda varılan anlaşma ve Kıbrıs sorunu değerlendiriliyor.

2015 raporunda Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletinin gerilediğine işaret edilip, medya özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler kaygı verici olarak tanımlanıyor.

Ayrıca, Türkiye’de yolsuzlukla mücadeleye öncelik verilmesi, “terörle mücadele” alanındaki yasal mevzuatın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarıyla uyumlu hale getirilmesi talep ediliyor.

Rapordan satırbaşları şöyle:

Yargı

* Yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü gibi ana konulardaki reformların yavaşlaması endişe verici. Geriye doğru bir gidiş sözkonusu.

* Terörü geniş şekilde tanımlayan Terörle Mücadele Kanunu’nu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre revize edilmeli. Çok sayıda hakim ve savcıların istekleri dışında tayin edilmesi ya da meslekten atılması endişe verici. Bu durum, bağımsız, tarafsız ve etkili yargı ile kuvvetler ayrılığı konularında soru işaretleri doğuruyor.

Kopenhag kriterlerinden uzaklaşma

* Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti alanlarındaki gerilemenin ışığında reformlardaki genel hızın son yıllarda yavaşlamasından ve yargının bağımsızlığı, toplanma ve ifade özgürlüğü, insan haklarına ve hukuk devletine saygı gibi bazı ana alanlarda giderek Kopenhag kriterlerinden uzaklaştıran gerileme olmasından endişe duyar.

Medya

* Türkiye, gazetecilere yönelik sindirmenin her türüne karşı eyleme geçmeli, gazetecilere yönelik her türlü saldırı ve tehdit soruşturulmalı, medya organlarına saldırılar aktif şekilde önlenmeli. Medya ve internette özgür konuşmayı perdeleyen gergin siyasi hava dağıtılmalı. AP, çok sayıda gazeteye sert ve yasadışı şekilde el konulmasını kınar.

Seçimler

* 2015 İlerleme Raporunun seçim sonrasına bırakılmasının yanlış bir karar olduğuna inanıyoruz. Çünkü bu, AB’nin göçmenlerle ilgili işbirliğine karşılık temel haklar konusunda sessiz kalacağına dair yanlış bir izlenim verdi.

* 1 Kasım tekrar seçimi ve yeni hükümetin oluşturulmasının ardından, yüzde 10’luk seçim barajının düşürülmesi çağrısını yineler. Adaylara ve parti binalarına saldırılar ise üzüntü verici.

İfade özgürlüğü

* İfade özgürlüğündeki ciddi geri dönüş endişe verici. Can Dündar ve Erdem Gül de dahil tüm hapis gazeteciler serbest bırakılmalı.

* Türkiye hükümeti bağımsız medyaya ekonomik ve siyasi baskı yapmaya son vermeli. Sözlü ve fiziki saldırıları, içerik engellemelerini, internet sitesi kapatılmasını, soruşturmaları, tutuklamaları, hapis cezalarını, Cumhurbaşkanına hakaret davalarını kınıyoruz.

Kürt sorunu

* Türkiye’nin güneydoğusundaki giderek kötüleşen durumdan derin endişe duyuyoruz. Güvenlik önlemleri (operasyonlar) hukuka ve insan haklarına saygı çerçevesinde yürütülmeli.

* “Terörle mücadele” operasyonları orantılı olmalı ve kolektif cezalandırmaya dönüşmemeli.

* Özel (harekat) güvenlik güçlerinin görevi kötüye kullanmasını kınıyoruz ve şüphelilerin adalete teslim edilmesi çağrısında bulunuyoruz.

* Kürt meselesinde şiddetle çözüm olamayacağını altını çiziyoruz ve PKK şiddetini, güvenlik güçleri ile sivillere saldırılarını kınıyoruz. Ancak barışçıl protestolara izin verilmeli.

* Türkiye hükümetini acilen sokağa çıkma yasaklarını kaldırmaya çağırıyoruz. Hükümet yaralıların hastaneye gitmesine izin vermeli.

* Sivil ölümlerin artmasından derin endişe duyuyoruz. Bu ölümler ve 400 bin civarında insanın yerinden edilmedi etkin şekilde araştırılmalı.

* Aileler sokakta öldürülen yakınlarını alıp gömebilmeli. Yakınlarını ve evlerini kaybedenlere hükümet acil yardım ve tazminat sağlamalı.

* Acilen ateşkesin sağlanması ve barış sürecinin kurulması çağrısında bulunuyoruz. Sosyal, kültürel, politik haklar ve Kürt bölgesindeki vatandaşlara eşit muameleye öncelik verilmesinin önemine dikkat çekiyoruz.

* Barış çağrısında bulunan 1000’den fazla akademisyene soruşturma açılması ve tehditler üzüntü verici.

* Hayatını barış ve insan haklarına adayan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesinden sorumlu olanlar yargı önüne çıkarılmalı.

Yolsuzlukla mücadele

* Yolsuzlukla mücadele Türkiye’nin önceliklerinden biri olmalı. Türk hükümeti yolsuzlukla her seviyede mücadele niyetinde olduğuna yönelik açık ve tutarlı sinyaller vermeli.

Yaşam tarzına saygı

* Avrupa değerlerine uygun olarak inanç temelliler kadar seküler olanlar için de farklı yaşam tarzlarına tam saygı gösterilmesi ve devlet ile dinin ayrı tutulmasının sürdürülmesi gereğinin altını çizer.

Kadına yönelik şiddet

* Kadına karşı şiddetin çok yüksek düzeyde olması endişe verici. İlgili yasanın uygulanmasında eksik var.

Akademisyenlere kovuşturma

* Barış için bildiri imzaladıkları gerekçesiyle binden fazla akademisyenin sindirme ve kovuşturmaya uğraması üzüntü kaynağı.

Sığınmacılar

* Avrupa’nın, dünyadaki en büyük mülteci nüfusunu barındıran Türkiye ile işbirliği içinde olması önemli. Ancak göçmenlik sorunu, AB’ye giriş süreciyle bağlantılandırılmamalı.

* Türkiye’ye verilecek 3 milyar Euro direkt olarak mülteci ve göçmenlerin yararına kullanılmalı.

* 700 bin Suriyeli çocuğa eğitim sağlamak için acilen harekete geçilmeli.

* Avrupa’ya mülteci akınını durdurmanın tek yolu Suriye’deki krize siyasi bir çözüm bulunması

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here