Anasayfa Haber AYŞE YILDIRIM (3): Mahmur, KDP baskısından AKP’yi sorumlu tutuyor

AYŞE YILDIRIM (3): Mahmur, KDP baskısından AKP’yi sorumlu tutuyor

Paylaş

140 bi n seçmenin olduğu söylenen Erbil’de sandık kurulmasını isteyen Türkiyelilerden konsolosluk önce “501 imza toplanmasını” istemiş. Çok daha fazla imza toplanmış. Konsolosluk bu kez ‘Savaş var sandığı koruyamayız’ diyerek sandık kurdurmamış. AKP kendi seçmenini uçaklarla, HDP ise otobüslerle taşımaya çalışmış.

Sokaklarında kurşunlar uçuşuyor, köyleri bombalanıyordu…El konmuştu kimliklerine. Kendi ülkelerinin sınırları içersinde, yurttaşı oldukları devlet onlara “gıda ambargosu” uyguluyordu.

cats

Ya korucu olacaklardı ya da metropollerin varoşlarında sığınmacı.

Devletin rütbeli efendileri üçüncü bir yol da önermişti onlara; “Çok meraklıysanız Kürt olmaya, gidin Irak’taki Kürtlerin yanına.” Onlar da bu yolu seçip göçmüşlerdi “sınır ötesi”ne. İşte bu yüzden “T.C.’nin kayıtlarına” akıbeti meçhul insanlar gibi geçmişlerdi:

İşte o insanlardan 12 bininin 22 yıldır “belki bir gün barış gelirse geri döneriz” umuduyla yaşadığı Mahmur kampındayız.

 

‘Güvenlik nedeniyle Irak’a sığınan köylüler’

Erbil’in 55 kilometre uzağındaki Mahmur kampının sakinleri en son 2014 Ağustos’unda Türkiye’nin gündemine girdi. IŞİD tehdidi nedeniyle kampı boşalttıklarında bu ülkenin yurttaşları olduğu hatırlandı ve cılız da olsa “geri dönecekler mi” sorusu gündeme geldi. Dönmediler.

Türkiye’den izlediğimiz kadarıyla PKK güçlerinin yardımıyla kampı IŞİD’in elinden geri aldılar. Uzaktan hikâyeleri bu kadardı. Türkiye’nin gündeminde daha fazla kalmalarını gerektirecek bir gelişme yoktu.

 

Sanki küçük bir kasaba

Kandil’den sonra ziyaret ettiğimiz kampa bu duygularla girdik. Adı kamp ama kendisi küçük bir kasaba görüntüsünde.

“Elbette evler yaptık, okullar açtık ama ne yaparsak yapalım burası bizim vatanımız değil” diyor henüz dört aylıkken terk ettiği Türkiye’yi bir daha hiç görmeyen genç.

Kampın Dış İlişkiler Sorumlusu Ramazan Bozan’la geziyoruz Mahmur’u. Bozan bir yandan kampta yaptıklarını anlatıyor bir yandan IŞİD ve Barzani ile yaşadıklarını.

 

Bizleri korumadılar

“AKP’nin şiddet paralelindeki tek dostu KDP bize baskı uyguluyor. En açık DAİŞ saldırısı sırasında yaşadık. Musul düştükten sonra sıra bizdeydi. DAİŞ 24 kilometre ötemizdeydi. KDP’ye, Peşmerge bakanlığına gittik. Bize silah verin dedik. Peşmerge sizi koruyacak dediler.

Mahmur çevresinde ağır silahlarıyla birlikte 6 bin peşmerge vardı. Ama DAİŞ gelmeden beş gün önce silahlarını bile bırakıp kaçtılar.”

Kampın aşağısındaki Mahmur kenti de boşaltılmıştı. Kampta yaşayan 12 bin Türkiyeli yalnız bırakılmıştı. Mülteci statüsünde oldukları için silahlanamıyorlardı, “Sanki KDP, DAİŞ ile işbirliği yapıyordu. DAİŞ’e karşı cephe açılmasını engelledi. Biz de parası olanlara silah alın dedik ama silah fiyatları 3-4 kat artmıştı” diyor Bozan. Yapacakları tek şey kalmıştı. PKK’den yardım istediler.

KDP buna da karşı çıkmış. 10 kişilik keşif ekibini bile gizlice kampa sokmuşlar. Bir yandan kampı boşaltmak için hazırlıklar başlamış. 5 Ağustos’ta DAİŞ kapıya dayandığı gece, Demokratik Bölgeler Partisi’nin gönderdiği araçlarla 12 bin kişiyi 2.5 saatte tahliye etmişler. “Herkes Erbil’e gitti. KDP de BM de sahip çıkmadı. İnsanlar okul ve camilere sığındı. Bizim gidecek yerimiz yoktu, onun için kampı geri almalıydık. İki gün sonra savaşabilecek durumdaki erkekler DAİŞ’e karşı savaşmak için geri döndük. 300 gerilla Mahmur’a geldi, YNK anti terör taburu da zırhlı araçlarıyla yardıma geldi. 250 IŞİD militanı birkaç saat içinde püskürtüldü.”

 

Baskılar arttı

Halk kampa geri gelmişti. Ama tehlike bitmemişti. Halk “gerillaya gitmeyin” dedi. “KDP ise Türkiye ile ilişkilerinden dolayı bize dedi ki DAİŞ kırıldı. ABD, Fransa destek veriyor, gerillanın işi bitti artık. Kamptan çıksın. Biz de ‘Diğer taraftaki PKK’yi bilmeyiz ama gerilla buradan giderse biz de Hewler’e (Erbil) gideriz dedik.”

Sonuçta gerilla kamptan çıktı ama olası bir saldırıya karşı Mahmur’un doğu tarafındaki dağa konuşlandı. Ondan bile rahatsızlar. Oysa DAİŞ hâlâ 20 kilometre ötemizde. Gerilla gittiği anda saldıracak. Gerillanın Kürdistan topraklarını DAİŞ’ten temizleyelim teklifini de geri çevirdiler.”

KDP’nin BM’ye de baskı yaptığını söylüyor Bozan, “Biz mülteciyiz silahlanamayız. KDP bizim silahlandığımızı söyleyerek BM’ye şikâyet ediyor” diyor. Kampa giriş çıkışlardaki kimlik kontrolünde de baskı artırılmış. Oturum izinleri bir yıldır dolmuş olmasına rağmen hâlâ yenilenmiyor. Kampın su sorunu da çözülmüyor. BM kaynak ayırmasına rağmen yerel hükümet su şebekesini döşetmiyor. Sağlık sorunları çözülmüyor. Kampa uzun süre ‘bölge riskli kimse gelmek istemiyor’ denilerek doktor gönderilmemiş. “Bizim çocuklarımızdan biri doktordu. Güç bela onun tayinini buraya aldırabildik.”

Kamptaki iddialardan birisi de askeri yetkililerin IŞİD’le ticaret yaptığı. IŞİD’e silah, erzak, tüp ve araba satıldığı ileri sürülüyor.

 

Erbil’de sandık kurmaya korktular

Kürtçe, Türkçe konuşan insanları, dükkân tabelaları ve her yerde açık olan Türkiye televizyonları kanallarıyla herhangi bir Güneydoğu kenti görünümündeki Erbil’in gündemi de 7 Haziran seçimleri. Bizden önce onlar soruyor: “Nasıl görüyorsunuz, seçimlerde ne olur? HDP barajı geçer mi?”

Çünkü gelecek hayallerini seçim sonuçları şekillendirecek. KCK davaları nedeniyle kaçanlar “adaletli bir düzen” sağlanırsa geri dönme şansı yakalayacak, baskıya, işkenceye uğramadan evine köyüne dönecek. Yıllardır yüzünü görmediği için kendisini unuttuğu çocuğuna sarılabilecek.

Barzani yönetiminden yaptığı işin parasını alamayan işinsanı Türkiye’de yatırım yapma şansını yakalayabilecek. Sadece Kürt’ü değil Ermenisi de kimliğini saklamak zorunda kalmayacak.

 

Konsolosluk: 501 imza getirin sandık kuralım

Onun için de en çok Erbil’deki seçmenin sandığa gidememesine üzülüyorlar. 140 bin Türkiyeli seçmenin yaşadığı Erbil’de sandık kurulmamış. Konsolosluk önce “501 imza getirin sandık kuralım” demiş. Çok daha fazlasını bulmuşlar. Bu kez “Burası savaş bölgesi sandığı koruyamayız” yanıtını alınca gerçek niyeti anlamışlar: “Oyların çoğu HDP’ye gidecekti, korktular.”

Habur sınır kapısına da sandık kurulmamıştı. Peki ne yaptınız, diyoruz. Demokratik Bölgeler Partisi ile gönüllü işinsanları bir seferberlik başlatmış. Oylarını kullanabilsinler diye insanları otobüslerle Türkiye’ye göndermişler. Güçleri 17 bin kişiye yetmiş.

AKP ise kendi seçmenini uçaklarla taşımış Türkiye’ye. Bunu duyan kimi “uyanık”lar gelip DBP ile pazarlık bile yapmış: “AKP uçakla gönderiyor. Siz de beni uçakla gönderin HDP’ye oy vereyim” diyen de çıkmış.

Gülen Cemaati de Erbil’de etkin. Yaklaşık 10 okulu olduğu söyleniyor. Onlar da seçmenlerini rahatça göndermiş Türkiye’ye. Kime oy verecekleri konusunda görüşler ise farklı. Ama birleşilen tek nokta: AKP’ye oy yok.

Cumhuriyet

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here