Anasayfa Kadın Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), Karşı Sanat’ta, “Kadınlar sürecin neresinde?” başlığıyla forum...

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), Karşı Sanat’ta, “Kadınlar sürecin neresinde?” başlığıyla forum düzenledi.

Paylaş

“Kadınlar sürecin neresinde?” başlığıyla düzenlenen forumda, İrlanda’daki barış sürecinde kadının rolünü anlatarak, İrlandalı kadınlarla yaptığı görüşmelerden izlenimlerini aktaran araştırmacı-yazar Yıldız Ramazanoğlu, İrlandalı kadınların barışa büyük katkı sunduğunu ancak bunun kolay olmadığını söyledi. Ramazanoğlu, “Orada da kadın düşmanı bir politika var, bizde olduğu gibi. Kadınları süreçten uzak tutmak isteyen bir güruh her yerde var ama daha barışın sağlanmasına ciddi katkı sunuyorlar” dedi.

“Dünya kadınları barış istiyor” yazılı pankartın asıldığı salonda gerçekleşen ve üç oturumdan oluşan forumun ilk bölümünde, “Çözüm sürecinde dünya örnekleri” tartışıldı. Moderatörlüğünü BİKG üyesi Candan Yıldız’ın yaptığı forumda, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Ayşe Betül, “Türkiye’de çözüm süreci ve dünya örnekleri” konulu sunum yaptı. Çözüm süreçlerinde en önemli ilk adımın tarafların ihtiyaçlarının analizi olduğunu belirten Betül, ihtiyaçların müzakere edilmeyeceğini ancak ihtiyaçların karşılanması noktasında kullanılacak yol ve yöntemlerin müzakere edilebileceğini söyledi. İhtiyaçların müzakere yöntemi ile ilgili anadil örneğini veren Betül, “Kürt meselesinde geldiğimiz noktada ise durum, anadilde eğitim bir ihtiyaçtır müzakere edilmez ama nasıl sağlanacağı müzakere edilebilir” ifadelerini kullandı.

Çözüm süreçlerinde tarafların duygu ve davranış biçimlerini anlamanın çok önemli olduğunu belirten Betül, El Salvador’da Farabundo Marti Ulusal Kurtuluş Cephesi (FMLN) ile hükümet arasında yapılan görüşmeler öncesinde toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarının önceden analiz edildiğini söyleyerek, ” Barış inişli çıkışlı bir süreç. Duygu düşünce ve davranış kalıplarını okumak çok önemlidir. çok Şimdiye kadar Türkiye’de de çok araştırma yapıldı ama toplumun farklı kesimlerini sürece entegre etme noktasında eksiklik yaşandı” diye konuştu.

Müzakere süreçlerin başlangıcından bitişine kadar tarafların “güç” gösterisi olduğunu ifade eden Betül, “Müzakereler çok oyunlu süreçlerdir. Aktör olarak tarafların hitap ettiği bir kitle var. Dolayısıyla kitlesini ikna etmeye çalışması gerek. Bunu için sunduğu her öneriyi kendisi için özveri olarak sunar ve zamanı kullanarak daha karlı çıkılabilecek süreçlere yatırım yaparlar. Seçim süreçlerinde daha fazla karlı çıkacağını düşünüyorsanız müzakere masasını oyalama masası olarak kullanabilirler” ifadelerini kullandı. Tarafların müzakereler devam ettiği süreçte kamuoyunu kendi tarafların çekerek, özellikle AKP hükümetinin sık sık “Müzakereye muhtaç değiliz” argümanını kullandığını vurgulayan Betül, “Masadan kalkmak güçlü olanın tehdit unsuru olarak kullanır özellikle Türkiye’de de bunu görüyoruz. Ama önemli olan süreçte müzakere masasının iyiye gideceği ve herkesin karlı çıkacağı mesajını vermektir” diye konuştu.

Kilit nokta ‘güven’ sorunu
680x680nc-ist-050415-bikg-cozum-sureci-toplanti4
Çatışmalı süreçlerinde sıkça karşılaşılan provokasyonlara dikkat çeken Betül, İrlanda örneğini hatırlatarak, “İrlanda’da süreçle ilgili biraz ilerleme kaydedilince bombalar patlıyordu” dedi. Müzakere süreçlerinde tıkanmaya neden olan en önemli sorunun “güven” sorunu olduğu ifade eden Betül, şunları söyledi: “Güven üç şekilde sağlanır. Bireyler arasında, devlet ile bireyler arasında ve taraflar arasında. Türkiye’de de genel olarak ilişkisel sorunlar ile karşılaşılıyor. Devlet ile bireyler arasında, Türkler ile Kürtler arasında.”

Sivil toplum vurgusu

Her çatışma sürecinin kendi aktörlerini oluşturduğunu Betül, “Türkiye’de her şey adım adım gidecek gibi görünüyor çünkü daha çok fazla sorun var” dedi. Müzakere süreçlerinin müzakerelere hazırlık, müzakere aşaması ve uygulama olmak üzere üç aşamasının olduğunu kaydeden Betül, “Çoğu zaman barış süreçlerinin sekteye uğraması müzakere edilen aşamaların uygulanması sırasında yaşanıyor. Dolayısıyla en önemlisi toplumun bu sürece hazırlamak” dedi. Betül, “Sivil toplumun çalışmalarına devam etmesi ve gruplar arası işler yapması süreç bir noktada sıkışırsa hem alternatif sunmak hem de aracı olmak açısından çok önemli” diye konuştu.

Tıkanmanın aşılmasında kadının rolü vurgusu

Barış süreçlerini başarılı kılan faktörlere değinerek üçüncü taraf ve sivil toplum vurgusu yapan Betül, sivil toplumun müzakere süreçlerinde koruma, izleme, savunuculuk, grup içi sosyalleşme, gruplar arası sosyalleşme, kolaylaştırıcılık ve hizmet olmak üzere yedi fonksiyonunun olduğunu belirtti. Kadınların müzakere süreçlerindeki rollerine değinen Betül, Güney Afrika’nın Burundi bölgesinde 1993 yılında başlayarak 2003 yılında kadar süren etnik savaşın ardından başlayan müzakere sürecinde kadının rolüne örnek verdi. Betül, “Burundi’de üst düzey müzakereler başladığında kadınları sürece dahil etmiyorlar. Kadınlar müzakerelere dahil olarak kapılarda nöbete başlıyorlar ve başarılı oluyorlar. Sürecin tıkandığı noktalarda da kadınlar yeniden müzakerelere dahil olarak tıkanmanın aşılmasında rol oynuyorlar” dedi.

‘İrlanda’da hayatta kalan herkes müzakereye katıldı’

Verilen aranın ardından devam eden forumun ikinci oturumunda konuşan Araştırmacı-yazar Yıldız Ramazanoğlu da, “İrlanda’da barış süreci” konulu sunum yaptı. 1916 yılında İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesi başlatan İrlanda Cumhuriyet Ordusu (İRA) tarafından verilen mücadeleyi ve ardından yapılan müzakere sürecini anlatan Ramazanoğlu, “Hayatta kalan kim varsa hepsi diyaloga katılmış İrlanda’da. Oysa Türkiye’de bir müzakere yapılıyor ama belli siyasal güçler arasında yapılıyor” dedi.

‘İnsanla barış yaparsınız, canavarla değil’

Türkiye’de kayıpların kemiklerinin ailelerine teslim edilmesi, tutsakların serbest bırakılması gibi taleplerin dahi halen karşılanmadığını söyleyen Ramazanoğlu, “Türkiye’de bu talepler henüz ciddiye alınmadı. Bu talepler İrlanda’ya baktığımız zaman bizim çok daha geride olduğumuz meseleler. İrlanda da en azından karşılıklı canavarlaştırma son buldu. Çünkü sadece insanla barış yaparsınız canavarla değil” diye belirtti.

Müzakerelerde boş sandalye

Üçüncü tarafların müzakere süreçlerindeki önemi de değinen Ramazanoğlu, masaya oturan tarafların tarafsız olmasının şart olmadığını söyleyerek, şöyle devam etti: “İrlanda’da masaya oturan kimse tarafsız değildi tarafsız olması da şart değil. Görüşmeler sırasında daima boş bir sandalye bulunduruluyordu, biri gelirse kendini sürecin dışında hissetmesin diye.”

‘Kadınlar barışa büyük katı sundu’

İrlanda’daki barış sürecinde kadının rolü üzerinde duran Ramazanoğlu, İrlandalı kadınlarla yaptığı görüşmelerden izlenimlerini aktardı. Savaş sürecinde çocuklarını kaybeden, cezaevlerinde işkence gören kadınların sürece dahil olduğunu belirten Ramazanoğlu, “Savaş sürecinde eşlerini, çocuklarını kaybeden, işkence gören kadınların en ufak bir kin olmadan konuşarak, bağışlayarak devam etmesi beni çok etkiledi” dedi. İrlandalı kadınların barışa büyük katkı sunduğunu ancak bunun kolay olmadığını ifade eden Ramazanoğlu, “Orada da kadın düşmanı bir politika var. Bizde olduğu gibi. Kadınları süreçten uzak tutmak isteyen bir güruh her yerde var ama daha sonra onlarsız olamayacağını anlamış erkekler” şeklinde konuştu.

Keskin kutuplar bir araya gelerek konuşmuş

Kadınların Kuzey İrlanda Koalisyonu’nu kurarak, farklı keskin kutuplardaki kadınları bir araya getirdiğini ve sorunu bu yolla konuşulabilir kıldığını dile getiren Ramazanoğlu, “Konuşmak ve düşünmek ne kadar uzun sürerse sürsün, ilerlemiyor gibi görünürse görünsün ölmek ve öldürmekten daha iyidir diye düşünmüşler. Kadınların yaptıkları da bununla alakalı şiirler yazarak insanları konuşturmak. Barışla birlikte cezaevlerinden çıkan ancak beyni halen cezaevinde olan insanların iyileştirilmesi ve normalleştirilmesi için de kadınlar el atmışlar. Sivil toplum örgütleri kurmuşlar. Dayanışma ve iyileştirme merkezi gibi. Protestan olan erkeklerle Katolik kadınlar ilgileniyor. Düşünün ki şehit anneleri gidiyorlar Kürt gençlerle ilgileniyorlar. İşte İrlanda’da bu yapılmış” dedi. Müzakere süreçlerinde medyanın diline de işaret eden Ramazanoğlu, “Basın da, toplumu çatıştıran dili terk ederek barış ve müzakere dilini kullanmış bu da çok önemli” diye konuştu.

Forum, soru cevap şeklindeki tartışmalarla devam ediyor.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here