Barış ve ifade özgürlüğüne sahip çıkmak için 22 Nisan’da Çağlayan Adliyesindeyiz

Paylaş

 

Ortadoğu coğrafyasında yıllardır yaşanan savaş, Haziran 2015 seçimlerinden önce Diyarbakır mitinginde patlayan bombalarla ülke sınırlarına taşınmış ve Temmuz 2015 den itibaren de boyutlanarak her anlamda yıkım ve vahşet düzeyinde devam ettirilmektedir.

Demokratik çözümde ısrar ettiğimiz tüm sorunlar panzerler, tanklar, savaş uçakları, havan topları ve kimyasal silahlarla, inkâr ve imha siyasetinde ısrar ile bastırılmak istenmekte, on yıllardır uygulanan çözümsüz politikalar en vahşi biçimiyle yeniden uygulanmaktadır.

İnsanlık dışı bu uygulamalara dur demek vicdanı olan her insanın en yaşamsal hakkıdır. Bu hakkını kullanan ‘Bu suça ortak olmayacağız bildirisini imzalayan akademisyenler’ barış isteyen halkların çığlığına tercüman olmuş ve umut yaratmışlardır. Bu umudun yıkım ve imha siyaseti aktörlerinde yarattığı korku ise, akademisyenlerin onurlu duruşuna saldırı, cezai ve idari soruşturmalar, görevden uzaklaştırma, işten atılma, tutuklama, hücrede tutma, tecrit gibi uygulamaları beraberinde getirmiştir.

Sadece barış talebini dile getirenler değil savaşın gerçeklerini ortaya çıkaranlarda tutuklanmaktan ve yargılanmaktan kurtulamamıştır. Ülkeyi içte ve dışta savaşa sürükleyen iktidar gerçekleri açığa çıkaranları da hedef tahtasına koymuş Can Dündar ve Erdem Gül ‘ü yaptıkları haber nedeni ile tutuklatmıştır. Anayasa mahkemesinin kararını dahi açıkça tanımayacağını söyleyerek tutuksuz yargılanmalarına dahi tahammülsüzlüğünü ortaya koymuştur. Ancak bu korku ve yıldırma politikaları ne akademisyenleri ne de gazetecileri yıldıramamıştır.

Akademisyenlerin ve gazetecilerin bu vahşet karşısındaki haklı ve onurlu duruşlarının daima yanında olacağız. Onlara karşı açılan savaş, barış ve demokratik çözüm de ısrar eden hepimize karşı açılmıştır.

Bu nedenle hep birlikte diyoruz ki; bu yıkımı durdurun, akademisyenler ve gazeteciler aleyhine açılan davaları ve soruşturmaları ortadan kaldırın ve tutukluluk hallerine derhal son verin, görevden alınan akademisyenlerin görevlerine iadesine karar verin.

Ülkeyi ortaçağ karanlığına gömme politikalarından vazgeçin, adil eşit bir barışın, demokratik toplumun, basın ve düşünce özgürlüğünün, haber alma hakkının önündeki engelleri kaldırın. Yaşatmaktan değil, öldürmekten korkun.

Esra Mungan, Kıvanç Ersoy, Muzaffer Kaya ve Meral Camcı şahsında tüm akademisyenlerle dayanışmak, tutuklu akademisyenler serbest bırakılsın demek için;

Can Dündar ve Erdem Gül ‘ün yanında olmak, yargılamayı durdurun derhal beraat kararı verin demek için;

Basın özgürlüğünün, halkın haber alma hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün ve demokrasinin olmazsa olmazlarından olduğu için;

Keyfi tutuklama gözaltı ve ceza tehditlerinin son bulması için;

Müzakere masasına dönün, içerde dışarda savaşa son verin, adil eşit onurlu barışın yollarını örün demek için;

e7d06a24-987e-46da-ba5d-edc4741a1467

22 Nisan günü saat 10.00’dan itibaren Demokrasi ve Barış Nöbetinde Çağlayan Adliyesinde olacağız. Demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana herkesi İstanbul Adliyesine, Çağlayan’a davet ediyoruz.

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here