Berkin Elvan dosyası zaman aşımına sürükleniyor

Paylaş

Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeği ile başından yaralanan ve 269 gün yaşama tutunmaya çalıştıktan sonra hayatını kaybeden 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın avukatı Çiğdem Akbulut, aradan geçen bunca zaman içerisinde soruşturmanın yargı- polis iş birliği ile zaman aşımına uğratılmak istendiğini söyledi.

Gezi direnişi sırasında

Gezi Direnişi’nin 17’inci günün 16 Haziran 2013 tarihinde Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeği ile başından yaralanan ve 269 gün yaşama tutunmaya çalıştıktan sonra hayatını kaybeden 15 yaşındaki Berkin Elvan vurulduğu yerde bir kez daha anılacak. Elvan’ın ölümünün üzerinden geçen süreçte ise kamu oyunun tüm dikkatine ve tepkilerine rağmen soruşturma da hiçbir ilerleme sağlanabilmiş değil. Elvan Ailesi’nin avukatlarından Çiğdem Akbulut, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı sürüncemeye bıraktığını, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün keyfi olarak bilgilerini paylaşmadığını belirterek, soruşturmanın zamanaşımı ve cezasızlık kıskacında olduğunu söyledi.

Elvan Ailesi’nin avukatları, Berkin’in ölümüne ilişkin ilk suç duyurusunu 27 Haziran 2013’te yaptı. Avukatlar, başvurularında, 16 Haziran günü Okmeydanı’nda görev yapan tüm polislerin isimlerinin, görüntülerinin dosyaya sunulmasını da istedi. Hatta avukatlar, o gün orada olan TOMA ve Akrep tipi araçların bilgisinin de dosyaya eklenmesini istedi. Avukatların, “polislerin isimlerine” dair taleplerine karşılık İstanbul Emniyet Müdürlüğü avukatların deyimi ile “çivi yazısı” ile yazılmış 700’e yakın polisin isminin yer aldığı listeyi gönderdi. Ancak bu listede, sadece Okmeydanı’da o gün görev yapan polisler değil, Beyoğlu, Mecidiyeköy gibi yerlerde de görev yapan polislerin ismi eklenmişti. Avukatlar, aslında savcılığın yapması gereken ancak yapmadığı bir işi yaptı. Listeden Okmeydanı’nda görev yapan polislerin isimlerin ayrıştırdı ve geriye, “Birinci birlik”, “Beşinci birlik”, “Özel tim”, “Arama kurtarma timi”, “9. birlik”, “13. Birlik” diye gruplandırılan 6 polis birliği kaldı.

Emniyet birbirini yalanlıyor

Avukatlar, olay gününe ait MOBESE kameraları kayıtlarını da istedi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü bu talebe önce “yok” ardından da “var ancak bozuk” yanıtını verdi. Yanıtların yer aldığı tutanaklar incelendiğinde her iki tutanağı da aynı 3 polisin imzaladığı görüldü. Avukatlar bu kez olay günü olay yerinde olan araçların görüntülerini istedi. Emniyet Müdürlüğü bu talep karşısında da aynı yöntemi uyguladı. Önce, “Kayıt yok” denildi ardından, “Kayıt var ama geriye dönük 6 aylık görüntü yok” yanıtı verildi. Görüntüler ortaya çıktı ve dosyaya eklendi. Avukat Akbulut, Emniyet Müdürlüğü’nün bu yaklaşımını, “işi yavaşlatma”, “keyfi olarak bilgi vermeme” ve “yalan bilgi vermek” olarak değerlendirdi.

Avukatların ısrarı ile görüntüler incelemeye gönderildi

Görüntüler, çözümlenmek üzere Ulusal Kriminal Büro’ya gönderildi. Bu görüntülerde ” ZET silahlarını” (gaz fişeği atan silah) tutan iki polis ve amirleri tespit edildi. Bunun üzerine avukatlar, savcının Emniyet Müdürlüğü’ne bir yazı yazarak bu görüntülerde yer alan polislerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki polislere gösterilmesini istedi. Savcı avukatların ısrarı ile görüntüleri Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Ancak Emniyet Müdürlüğü’nden gönderilen yanıt bir önceki yanıtlardan pek farksız değildi. Yanıt “Görüntüleri izledik, hiçbir polis görüntülerdeki polisleri tanımıyor” oldu.

Emniyetin çelişki tutanakları devam etti

Avukatlar bu kez görüntü izleme tutanağını inceledi. İzleyen her polisin imzası vardı ancak avukatlar, İstanbul Emniyeti’ne başvurduklarında “Bu polisin bu birimle ilişiği kesildi” yanıtını aldı. Tutanağa göre polisler o görüntüleri o görüntüleri izlemişti ancak hiçbiri ilgili birimde çalışmıyordu, başka yerlere tayin edilmişti.

Olay yerindeki amir üç maymunu oynuyor

Bu sırada olay günü orada olan amir Kadir Eyüp H’nin ismi tespit edildi. Hakkında idari soruşturma açıldı. H. İfadesinde, olay günü orada olduğunu, görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu, sokakta kimsenin yere düşmediğini, vurulmadığını, gaz fişeği kullanılmadığını başka bir şey bilmediğini ve hatırlamadığını söyledi. Sadece Kadir Eyüp H. değil olaya ilişkin ifadesi alınan başka polisler de, “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” dışında bir şey söylemedi. Avukat Akbulut, savcılığın olaya ilişkili olsun olmasın birçok polisten ifade aldığını ancak bu ifadelerin kafa karışıklığı dışında bir işlevi olmadığını söyledi.

‘İsimleri savcıya iletmiyor’

Avukat Akbulut, Berkin Elvan soruşturmasına dair çok sayıda savcı değiştiğini hatırlatarak savcıların avukatlar ile görüşmediğini, bilgi paylaşımında bulunmadıklarını, avukatların hiçbir talebini yerine getirmediklerini kaydetti. En azından var olan görüntülerin tekrar Ulusal Kriminal Büro’ya gönderilmesinin olayı biraz daha aydınlatacağını belirten Akbulut, aynı zamanda görüntülerde yer alan isimlerin de emniyet tarafından belirlendiğini ancak emniyetin savcıya iletmediğini söyledi. Akbulut, savcının Emniyet Müdürlüğü’nden bu isimleri talep etmesi halinde iddianamenin yazılarak davanın açılacağını belirtti. Akbulut, bu isimler açıklanmasa bile, olay yerinde amir olarak görev yapan polis Kadir Eyüp H’ye dava açılması gerektiğini vurguladı.

AİHM’e gidilebilir

“Bu dosya yeter ki çözülmek istensin” diye devam eden Akbulut, yargı ve polis iş birliği ile soruşturmanın keyfi olarak yavaşlatıldığına dikkat çekerek, soruşturmanın zamanaşımı ve cezasızlık kıskacında olduğunu kaydetti. Akbulut, eğer soruşturma bu şekilde devam ederse, savcıyı gerekli yerlere şikayet edebilecekleri gibi Anayasa Mahkemesi ve AİHM gibi mahkemelere de başvuru yapacaklarını dile getirdi. diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here