Bir özyönetim direnişi kitabı: İktidarı Dağıtmak

Paylaş

İzmir 21. Kitap Fuarı’nda okuyucu ile buluşan binlerce kitap arasında yer alan önemli eserlerden biri de Bolivya’daki Aymara yerlilerinin, “özyönetim” mücadelesini konu alan Raúl Zibechi’nin kaleme aldığı “İktidarı Dağıtmak: Devlet Karşıtı Kuvvetler Olarak Toplumsal Hareketler” adlı kitap. Doğal kaynaklarının yabancı şirketlere peşkeş çekilmesi üzerine direniş birlikleri oluşturup, Devlet Başkanı Carlos Mesa’nı koltuğundan eden yerlilerin verdikleri mücadeleyi anlatan kitap, bugün Kürdistan kentlerinde verilen özyönetim direnişlerini anlamak açısından da önemli bir eser niteliğinde.

Açılışı dün yapılan İzmir 21. Kitap Fuarı’nda sergilenen binlerce yeni kitap, okuyucu ile buluştu. Birbirinden farklı konulara dair kaleme alınmış binlerce yeni eser arasında okuyucuların ilgisini en çok çekenler arasında ise Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal sürecin de etkisiyle “özyönetim” ile ilgili işleyen kitaplar geliyor. Bunlardan biri de Raúl Zibechi’nin kaleme aldığı Otonom Yayınları’ndan çıkan “İktidarı Dağıtmak: Devlet Karşıtı Kuvvetler Olarak Toplumsal Hareketler” adlı kitabı.

Kitabında bir yandan El Alto sakinlerinin mücadele dinamiklerini, devlet başkanını devirmeyi başaran destansı mücadelelerini okuyucu ile buluşturan Zibechi, diğer yandan ise “Dünyayı nasıl değiştirebiliriz ve nasıl farklı bir dünya yaratabiliriz? Kapitalizmden nasıl kurtulabiliriz? Onurlu bir toplumu nasıl kurabiliriz? Devletin rolü nedir ve toplumu devlet karşıtı hareketlerle değiştirmenin olasılıkları nelerdir? Devlet karşıtı hareket ne demektir? Şehirde otonom, anti-kapitalist, devlet karşıtı alanlar veya dinamikler nasıl yaratabiliriz?” sorularına yanıt arıyor.

Bolivya’daki Aymara yerlilerinin, El Alto’daki özyönetim mücadelesini ve kazanımlarını anlatan kitap, bugün Rojava ve Kürdistan’da süren direnişi anlamak açısından önemli perspektifler sunuyor.

Bolivya’da, emekçiler ve yerlilerin 16 Mayıs 2005 tarihinde kaynaklarının millileştirilmesi ve kurucu bir meclis oluşturulması talepleriyle sokaklara dökülmesi, Devlet Başkanı Carlos Mesa’nın koltuğunu bırakmasına yol açtı. Carlos Mesa, 2004 yılında iktidara geldiği ilk günlerde, enerji kaynaklarının kullanımı için referandum yapacağını söylemişti. Ancak referandum yerine yabancı şirketler ile pazarlığı oturan Mesa, yine kongreden yabancı şirketlere büyük vergi indirimleri sağlayan yeni bir “Doğalgaz Yasası” çıkmasını sağladı.

Yabancı şirketlere bu kadar taviz verilmesi üzerine Bolivyalılar, “Bolivya zenginlikleri kime ait? Bize mi, yoksa yabancı tekellere mi?” diyerek günler süren eyleme geçti. Bu eylemin öncülüğünü ise El Alto (başkent La Paz’ın tepesinde büyük bir gecekondu mahallesi, bağımsız bir belediye yönetimine sahip) yerlileri yaptı.

Halk örgütlenmesi: FEJUVE

El Alto yerlilerinin başlattıkları direnişlerinde öne çıkan en büyük özellikleri ise iktidara karşı alternatif olarak oluşturdukları yerel birlikler oldu.

Bugün Sur, Cizre ve Nusaybin’deki YPS birliklerine benzer şekilde, El Alto Mahalli Birliği (FEJUVE) adı altında örgütlenen yerliler, iktidara karşı özyönetim direnişine geçti. Kentlileşmeye başlayan göçmenlere, temel hizmetleri sağlamak için El Alto’da ilk olarak 1957 yılında oluşturulan mahalle meclisleri, 1979’da ise birbirleriyle bağlantı kurarak FEJUVE’yi oluşturdu.

Bugün El Alto’da, 600’e yakın yerel mahalle meclisi var. Coğrafi bölgelere göre örgütlenen bu meclislerin tümü, şehir düzeyinde FEJUVE’ye bağlı.

Oluşturulan bu mahalle meclislerinin ise her birinin farklı bir görevi var. Bunların bazıları şunlar:
– Öz-yardımlaşma: Meclisler aracılığı ile eski madenciler ve köylüler kaynaklarını (Madencilerin emekli birikimleri dahil) ve teknik bilgi ve becerilerini birleştirip toprak satın aldılar, okul ve parklar inşa ettiler ve temel kamu hizmetlerini sağladılar. Bu şekilde kendi topluluklarını ve mahallelerini kurmayı başardılar

– Denetleme: Mahallelerde evlerin satış-alışı gibi işlemleri meclisler denetliyor. Mahallede çıkan anlaşmasızlıklarda aracı oluyor ve toplumda adaleti sağlıyor (Zorunlu kamu hizmetinden, çok ender olarak linçe kadar varan yaptırımlarla). Birçok bakımdan meclisler mahallede, devletin hemen hemen yokluğunu mikro-hükümet gibi işlev görerek dolduruyor.

– Protesto: Meclislerin eskiden beri sürdürdükleri bir başka görev, kendi yapamadıkları işleri belediye yetkililerinden istemek için halkı harekete geçirmek. FEJUVE, 2001 yılında El Alto’da bir kamu üniversitesi kurulması için başlatılan mücadelenin en önemli öncülerinden biriydi. 2003 yılında konut inşaatına konulan vergiye başarıyla karşı koydu. 2005’te ise su şirketinin özelleştirilmesine karşı başlatılan kampanyaya ön ayak oldu.

Hem deneyim, hem sorgulama

Kitabında bu deneyimi özetleyen yazar Raúl Zibechi’ni de, devlete ve iktidara karşı yerinden bir yönetimin mümkün olabileceğini gösteriyor.

İktidara karşı: Devlet dışı güçler

Merkezileşmenin devlet/kapitalizmin bir modeli olduğuna dikkat çeken Zibchi, El Alto deneyimdeki “parçalı mahalle örgütlenmesi”ne dair verdiği örneklerle bu örgütlemenin nasıl iktidarın alanını daralttığını gözler önüne seriyor. İktidara karşı ve iktidarın dağıtılması için yerel örgütlenmenin esas alınması gerektiği üzerinde duran Zibechi, yine iktidar aygıtının olduğu yerlerde ise devlet dışı güçlerin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor. Zibechi bu güçleri ise şu sözlerle açıklıyor: “Bu güçler, devletten geri çekilmeyle ve hareket halindeki yeni toplumun çekirdeğini oluşturan toplumsal ilişkilerin patlaması ile beliren karmaşık durumlarda ortaya çıkmakta ve kaybolmaktadır. Bu güçler, devleti dağıtma veya devletin görünür hale gelmesini önleme kapasitesine sahip güçlerdir.”

Zibechi’nin tanımladığı El Alto’daki bu güçler, devlet iktidarına karşı yerelin mahalli birlikleri olurken, bu birliklerin yaşamı örgütlemesi ile ise El Alto Mahalli Birliği (FEJUVE) oluştu.

Günümüzde El Alto’da yaşanan sürece benzer bir durum Kürdistan’da yaşanır halde. Devlet zulmüne ve iktidarına karşı, Kürdistan’da mücadele içerisinde giren Zibechi’nin işaret ettiği devlet dışı güçler ise YPS direnişçileri. Verilen bu direniş temelinde örülen yeni yaşam da özyönetimi esas alıyor.

Devlete karşı yerinden örgütlenmeler

PKK lideri Abdullah Öcalan, ulus-devlete karşı “Devletsiz demokrasi” ya da “Demokratik Ulus” olarak adlandırıldığı şekilde formüle ettiği tezinde, devletin demokratik yerel alana dair kısıtlayıcı ve yüzeysel yaklaşımına dikkat çekerken, Zibechi’nin de benzer bir noktada olduğu görülüyor. Zibechi’ye göre, özgürlükçü toplumsal ilişkiler kurmak için devlet uygun bir araç değil. Bunun için de insanların kendi topraklarında yeni toplumsal ilişkiler kurmasının, bunun örgütlenmesine gitmesinin ve bunun için mücadele etmesinin en devrimci yol olduğu görüşünde.

‘İktidarın dağıtılması, devlete karşı savaş, merkezileşmenin dağıtılması’

Öcalan ile Zibechi’nin görüşlerindeki benzer noktalardan bir tanesi de “merkezi” yapısına karşı, yerelin “parçalılığı.”

Bu noktada Zibechi, kitabına ismini verdiği “İktidarı Dağıtmak” sözcüğünü de şu sözlerle açıklıyor: “Dağılmayı üreten topluluktur; çünkü topluluk, dağılma üretir ve bu dağılma da kendi akışkanlığının olasılığını meydana getirir. Ortak olana geri dönmenin bir yolu olarak dağılma ise şu manayı taşır; Dağılmanın kendisi birikime ve yoğunlaşmaya karşıttır, aynı zamanda kendisini sabitleyen ve biçimlendiren öğeleri de dağıtır. İktidarın dağıtılması, devlete karşı savaş, merkezileşmenin dağıtılması.”

‘Özgür, devletsiz, itaatsiz bir dünya’

Yayınevi’nin kitaba ilişkin notu ise şöyle: “Özgürlük umudunu bedeninin her zerresinde taşıyan bizler için bu kitabın gündelik hayatlarımızı ve ilişkilerimizi her daim özgür, devletsiz, itaatsiz bir dünya olarak inşa etmemize yardımcı olacak neşeli bir yoldaş, umutsuzluğa ve karamsarlığa kapıldığımızda ise devletlerin ve iktidarların hayatlarımızı felç eden kâbuslarından bizi uyandıracak bir kahkaha olmasını umuyoruz… İktidarı Dağıtmak, onurlu bir dünyanın parıltılarını, önerilerini, beklentilerini, parçacıklarını şu anda hayata geçirmeye çalışan bizlerin bazen sırt çantasında bazen yastığının altında, satırlarımızda ve satır aralarımızda zamansız ve mekânsız bir yere sahip olacak…”

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here