Anasayfa Köşe Yazıları Çağdaş Küpeli Yazdı: Zihniyet Barajı…

Çağdaş Küpeli Yazdı: Zihniyet Barajı…

Paylaş

Zihniyet barajı…
HDP’nin seçimlere parti olarak girme kararı ilginç bir şekilde AKP, MHP, CHP ve bazı sosyalist çevrelerin ortak eleştirisi olmuş durumda. AKP, HDP’nin Meclise girememe ihtimalini bir devlet sorunu ve meşruiyet problemi olarak ele alırken, diğer çevreler ise AKP ile HDP’nin anlaştığını, HDP’nin ‘başkanlık sisteminin’ yolunu açacağı gibi tutarsız ve yersiz iddialar ileri sürmekte…

%10 seçim barajı bu ülkede sosyalistlere, Alevilere ve Kürtlere karşı 12 Eylül askeri faşist darbesi tarafından getirilmiş ve topluma giydirilmiş bir deli gömleğidir. Hangi iktidar gelirse gelsin %10 barajını korumuş daha sonra da kendileri altında kalmıştır. CHP, MHP, DP, ANAP, RP ve devamı partiler gibi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP adayı Selahattin Demirtaş’ın aldığı oy oranı anlaşılan geniş bir yelpaze içinde sayılabilecek farklı kesimleri telaşlandırmış durumda. Seçim barajını her şeye rağmen koruyan devlet zihniyetli partiler karşısında HDP’nin barajları yıkmaya dönük politik ve stratejik kararı 12 Eylül’ün getirdiği neo -liberal ekonomik sistem ve toplum mühendisliğini bertaraf etmeye yönelik olarak giriştiği demokrasi ve özgürlükler hamlesidir. Topluma giydirilen deli gömleğini yırtıp atma kararıdır.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli bir ivme yakalamış ve 70 milletvekili ile temsil edilme şansı yakalayarak AKP’ye barajı aşması halinde en büyük zararı verecek, en çok AKP’den milletvekili alacak olan bir partiye seçimlere bağımsız adaylarla girmesi gerektiğinin söylenmesinin izahı zor olsa gerek.

Daha önce bağımsız adaylarla meclise girilmesini ‘liberal’ bulanlar bugün bağımsız adaylığı savunuyorlar. Madem bağımsız adaylarla girmek önemli buyursun bunu söyleyenler seçimlere bağımsız adaylarla girsinler.

Seçim barajı karşısında bağımsız adaylarla meclis duvarını aşan, bugüne kadar önemli bir işlev ve rol üstlenen ve bir muhalefet dinamiği olarak mecliste yer alıp mücadele verilen süreç bugün daha ileri bir aşamaya getirilmek zorundadır. Toplumsal talebin gerisinde siyasi pozisyon almak, yeni bir sıçrayışa gereksinim duyulan bir süreçte önemli bir politik hata olurdu.

Her seçimi sanki bu son seçim, bunu kaybedersek her şey bitecek gibi görenler, Çernobil kazasının hemen ardından hâlâ yüksek radyoaktivite saçan reaktöre rağmen zengin mantar örneklerinin oluşmasını anlayamazlar. Kısaca bizim için son olan bir durum yok. Devrimci irade her koşulda yine çiçek açmayı becerir. Unutmayalım ki Kobane’de her şey bitti diyenler bugün yenildiler.

Uzun zamandır kendisine bir başarı öyküsü yaratamayan bazı sol çevrelerin kendisinden umudu kesip herkesi kendine benzetmeye çalışarak girdiği gölge boksu ile ne yazık ki tutarlı bir siyaset ve söylem ortaya çıkmıyor.

Belli çevrelerin ve hükümetin 6-7 Ekim olaylarındaki tutumu ve Selahattin Demirtaş üzerinden sürdürdükleri karalama ve saldırılar, HDP‘nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranını aşağı çekip seçime yine bağımsız adaylarla girmesini zorlamaktı.

Muhalefetin HDP dışında yerinde saydığını gözleyen AKP, anayasayı tek başına değiştirebilecek çoğunluğu sağlamasının tek yolunun HDP’nin barajı aşmaması olduğunun farkında. Bu durum HDP’yi AKP açısından hedef haline getirdi. Medyanın ve hükümetin tüm algı yönetimlerine karşı HDP Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranını Kobane direnişi ve duyarlılığı ve Selahattin Demirtaş’ın tavrı ve duruşunu devam ettirmesiyle korudu ve hatta yükseltti. Hükümetin HDP’nin oy kaybettiğine yönelik gerçekleştirdiği algı operasyonu ise nedense en çok bazı sol ve sosyalist çevreleri etkilemiş görünüyor. Hala kendi dünyası ve yaşam alanı içerisine sıkışmış bazı çevreler “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş’a oy vermiş ama genel seçimlerde ona oy vermeyecek birçok kişi var” diyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası kendi tabanının HDP’ ye yönelmesinden rahatsız olan partilerin ve hareketlerin kulaktan kulağa oynadığı bir oyun halini aldı bu. Gerçekliğin ise bu söylemle hiç alakası yok.

“AKP ile HDP anlaştı” diyenlere ise ne söylesek boş ama politik bir bakış açısı sunmak açısından iki kelam etsek iyi olur. HDP’nin ortaya koyduğu “Yeni Yaşam Belgesi“ gün geçtikçe otoriterleşme eğilimlerini faşist devlet aygıtlarıyla perçinleyen AKP karşısında Cumhuriyeti demokratikleştirme hamlesi olarak AKP’nin panzehiri olmuştur. Yine Kürt siyasal hareketinin ortaya koyduğu “demokratik özerklik” ilkesi, rotasını yerelleşmeye değil merkezileşmeye çevirmiş bir iktidarın anti tezidir. Dolayısıyla HDP Türkiye’de radikal demokrat bir siyasal politik dönüşümü önüne almış ve mücadelesini her koşulda sürdürebilecek deneyime, birikime ve kararlılığa sahip, halkların umudu olan bir partidir.

Bugün HDP’de cisimleşen umudu büyütmek ve önümüzdeki seçimlerden sonraki ilk sabah başka bir Türkiye’de uyanmak dileğiyle…turnusol

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here