Anasayfa Dergi Camala mı, Cemile mi, yoksa Susana mı demeliyiz? Ermeni mi? Türk mü?...

Camala mı, Cemile mi, yoksa Susana mı demeliyiz? Ermeni mi? Türk mü? Önemi varmı ?

Paylaş

Camala’dan yakın tarih dersleri

Camala’nın Stalin tarafından sürgün edilmiş ve öldürülmüş Kırım Tatarlarının zorlu tarihini konu alan “1944” şarkısı Eurovision’da yer alan nadir anlamlı şarkılardan biriydi. Şarkıcı sürgün edilmiş ailesinin hikayesini anlatıyordu. Belliydi ki Camala’nın hüzün dolu şarkısı, güzel performansı dikkat çekecekti. Dünyaya ve özellikle Rusya’ya çok güçlü mesajı olan bu şarkı ödül kazandı. Yeterince siyasallaştırılmış hale gelen Eurovision 2016 kararını vermişti.

14 Nisan’da Eurovision 2016 yarışmasının finalini izlerken Camala’nın şarkısını çok beğendim ve “Ah keşke kazansa” diye düşündüm. Sonra sosyal medya paylaşımlardan birçok Ermeni’nin de yorum yaptığı gözüme çarptı. Bunu Camala’nın Ermeni kökenli olmasına bağladım. Daha önce de Eurovision 2016’da farklı ülkelerden dört Ermeni sanatçının katıldığı haberlere yansımıştı. Fakat Türkiye’den de Camala’yı ve onun şarkısını destekleyen sosyal medya paylaşımlar eksik olmadı. Bu da elbette onun baba tarafından Kırım Tatar olmasından kaynaklanıyordu.

Susana Camaladinova’nın Tatar kökleri Kırım’a dayanıyor. Ailesi 1944’te Stalin tarafından Kırım’dan Orta Asya’ya göç ettirilmiş, Ukrayna’da bağımsızlık ilan edildikten sonra geri dönmüştü. Camala’nın anne tarafı da tarihte benzer göç ve soykırım gören Ermenilerden geliyor. Camala’nın anne tarafından ailesi Karabağ’dan Orta Asya’ya zorla göç ettirilmiş.

Annem Karabağlı

Camala ailesinin Ermeni kısmı ile hikayesini Ermenistan’da yayın yapan 168.am sitesine anlattı. Kendisinden dinleyelim: “Anne tarafım Dağlık Karabağlı. Dedem henüz 5 yaşındayken ailesi oradan Orta Asya’ya sürgün edilmiş. Dayım soyağacımızı ortaya çıkarmaya çalışırken, anneannemin benim için çok önemli Ermeni besteci Aram Khaçaturyan’la akrabalık ilişkisini öğrendi. Çocuk yaşlarımda Kırım’da ün kazanmış ve benim için çok büyük önemi olan besteci, aranjör Genadi Astsaturyan’la tanışma fırsatım oldu. Cazın temellerini bana öğreten, bana hep zor şarkılar dinleten kişi. Astsaturyan’ın ailesinin bir parçası olmuştum, Ermenilerin toplantılarına katılıyordum.”

Ünlü Ermeni duduk sanatçısı Civan Gasparyan’ın hayranı olduğunu dile getiren Camala: “1944 şarkısında benim çok iyi arkadaşım Armen Kostandyan duduk çalıyor. İki sene önce Yerevan’da sahne aldım. Uçak Ermenistan’a iner inmez evde olduğumu hissettim. İki günde çokça güzellik gördüm. Ermenistan’a dönmeyi çok istiyorum.”

Keşke olmasaydı

Yarışmadan sonra basın toplantısı düzenleyen Camala “Vatanıma doyamadım” sözleri ile biten şarkısı hakkında konuştu. Camala, “1944”ü şöyle anlatıyor: “Şarkının hikayesi ben henüz çocukken başladı. Sürgün edilen büyükannem, Nazılhan, o olayları çok anlatırdı. Sovyet ordusu Maloreçenskoye’ye (ailemin yaşadığı köyün adı) girdiğinde halk onları kahraman olarak evlerinde ağırlamış, ikram etmiş, onlara şarkılar söylemiş. Bu beş gün sürmüş. 18 Mayıs’ta herkese: ‘Toparlanmak için 15 dakikanız var…’ denmiş. Herkesi hayvan gibi yük vagonlarına yerleştirmişler, vagonları kilitleyip Orta Asya’ya götürmüşler. Bu konu bütün hayatım boyunca beni rahat bırakmadı. Herkes sürgünde ve sonra Orta Asya’da hayatını kaybeden 10 bin Tatar’ı unuttu sanıyordum. Bu konu ile ilgili şarkı yazmaya karar verdim. Başta şarkıya “Душі” (Ukraynaca ruhlar) adını verdim. Şarkının sözleri Ukrayna ve Kırım Tatarcası dilindeydi. Sonra artık şarkının İngilizcesini yazdım ve ‘1944’ adını verdim.”

Camala’nın “Keşke bu şarkı hiç olmasaydı” sözleri yaşanan dramın özeti gibi. Camala’nın “Eurovision 2017” yarışmasının Kırım’da olmasını çok istediğini fakat bundan çok umutlu olmadığını belirtmesi de geçmişin gölgesinin halen devam ettiğini gösteriyor.

 agos
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here