‘Çatışma süsü’ ile katledilen Baran’ı öldüren silah ortada yok

Paylaş

Mersin’de katıldığı eylemde, görgü tanıklarının ve şüpheli polislerin itiraf niteliğindeki beyanları ile polis kurşunu ile katledildiği anlaşılan Sedat Baran’ın ölümüyle ilgili savcılığın şüpheli polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdiği soruşturmada, cinayetin polisler dışında başka bir failinin olduğu iddia edildi. Yine Baran’ın ölümüne yol açan kurşunların çıktığı silahın o gece görevli polislerin envanterinde kayıtlı olmaması, “hayalet silah” kullanıldığı şüphelerine yol açtı. Baran’ın avukatı Özgür Çağlar, soruşturma savcısının TEM Şube polisleri akladığını söyledi.

Mersin’de 27 Aralık 2015 tarihinde yapılan, katıldığı özyönetim direnişi eylemine yönelik polis saldırısı sırasında vücuduna isabet eden kurşunlarla hayatını kaybeden Sedat Baran’ın ölümüyle ilgili Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ‘gizlilik’ kararı altında yürütülen soruşturmada, şüpheli polisler hakkında 17 Mayıs günü “kovuşturmaya yer yok” kararı verildiği, dün DİHA’nın abonelerine geçtiği haber ile kamuoyuna duyuruldu.

5 ayı aşkın süredir yürütülen soruşturma ile ilgili dava avukatına en küçük bir bilgi paylaşılmayan soruşturmaya ilişkin verilen “kovuşturmaya yer yok” kararının gerekçelerinde soruşturmaya ilişkin dikkat çekici bilgi ve iddialar yer aldı.

Alınan polis ifadeleri ve ekspertiz raporları ile soruşturmada “terörist” olarak gösterilmeye çalışılan Baran’ın, cinayetine yine çatışma süsü verilmeye çalışıldığı ortaya çıktı.

‘Yere düştükten sonra atış olmadı’

Buna göre, ‘şüpheli’ sıfatı ile ifadesi alınan 1. Polis, beyanlarında yüzü maskeli, elinde beyaz eldiven ve elinde ateşli silah olan bir kişi ve yanında yine yüzü maskeli bir şahsın kendi araçlarına doğru geldiğini gördüğünü, ekip arkadaşlarının birinin ‘silah’ diye bağırması üzerine aracı durduğunu, elinde silah olan kişinin kendisinin kullanmış olduğu araca yaklaşık 5 ile 6 metre mesafeden elindeki silah ile ateş ettiğini kaydetti.

Elinde silah olan kişi (iddia edilen Baran) ile karşıya kaldıklarını, bu sırada bulundukları araca doğru karşı gruptan yoğun ateş edildiğini dile getiren şüpheli polis, “Vu sırada polis arkadaşlardan birinin ateş ettiğini duyduğunu, bu sırada şahsın elindeki silahı bırakıp ilerdeki gruba doğru tekrar koşmaya başladığını kendisinin de bu sırada araçtan indiğini aracın zırhlı kapısını kendine siper ederek 3-4 el havaya ateş edildiğini, bu sırada ekip arkadaşlarından birinin ‘bomba’ diye bağırdığını, araçlarının yaklaşık 4ile 5 metre ilerisinde bir el yapımı bomba düşerek patladığını bu sırada şahsın yere düştüğünü, bomba patladıktan sonra hiçbir şekilde şahsa karşı herhangi bir atış atılmadığını, şahsın yerde yattığını görünce telsiz ile ambulans çağırmasını haber merkezinden istediklerini, bu esnada çevrede sivil vatandaşın olmadığını ” iddia etti.

‘Kanunun verdiği yetkiyi kullandım’

Şüpheli polisin savcıya verdiği beyanları, tutanakta şu şekilde yer aldı: “Kişinin elinde gördüğü pompalı tüfeğin fişek yatağında dolu halde bir fişek olduğunu, tüfeğinin yayının çıkmış vaziyette olduğunu, eğer bu şahsın silahı tutukluluk yapmamış olsaydı polis arkadaşını çok rahatlıkla vurmuş olacağını çünkü aradaki mesafenin yakın olduğunu, ölen kişinin kendilerine ateş ederken silah ateş almayınca silahını bıraktığını, ancak bu kişiyi olayın ilk başlarında elinde silahla gördüklerini” ileri sürdü. Tüm olayların 30 saniye içerisinde gerçekleştiğini söyleyen polis, kanunun kendilerine verdiği yetkiyi kullandıklarını ayrıca, kendisine ve ekip arkadaşlarına karşı bir saldırı olduğunu bu saldırıyı def etmek amacıyla silah kullanmak mecburiyetinde kaldıklarını beyan etti.”

Polis yaralandığını görüyor ama ateşe devam ediyor!

‘Şüpheli’ sıfatı ile ifadesi alınan bir diğer polis ise ifadesinde şunları kaydetti:

“Elinde silah olan şahsı takip ederken 3 el ayaklarına doğru ateş ettim. Bu sırada şahıs 5726 nolu sokağa doğru girdi. Halen elinde silah vardı. Ben tekrar bu şahsa karşı yaklaşık 15 metre mesafede yine ayaklarına doğru 3 el ateş ettim.

Bu sırada şahıs 5726 sokaktan koşarken birden 5744 nolu sokağa girer gibi yaptı. Amacı bizi duraklatıp, yanıltmaktı. Bu sırada aracımız ani fren yaptı. Ben hızlıca kapıyı açarak yakalamak amacıyla ineceğim sırada şahıs ile karşı karşıya geldim. Aramızda yaklaşık 3 ile 4 metre vardı. Şahıs elindeki silahı bana doğrultmuş, elindeki silah sanki tetiğe basıyormuş gibi hareket yapınca ben de 3 el yine ayaklarına doğru ateş ettim. Bu silah patlamamıştı. Bu sefer şahıs elindeki silahı yere fırlattı. Bu sırada yüzündeki maskeyi de çıkarmıştı. Zannediyorum şahsı burada vurmuş olmalıyım.

Şahıs o acı ile 5726 nolu sokağa doğru yaklaşık 30 ile 40 metre ilerdeki değişik yerlerde yer alan gruba doğru koşmaya başladı. Koşarken sendelediğini fark ettim. Çok hızlı koşamıyordu. Şahıs koşarken elinde bir şey olduğunu, bir şey ile uğraştığını fark ettim. Şahsın elinde tabanca olabileceğini düşündüm ve bir kez daha belden aşağısına doğru tek el ateş ettim.”

Öldürmek için vurmamış!

Baran’ı vurduğunu kabul eden polis, ifadesinin devamında ise “Olayın olduğu sokaklar karanlıktır. Sadece aracımızın farları vardır. Ben olay yerinde olaya karışmayan herhangi bir sivil vatandaş görmedim. Ancak dediğim gibi ölen kişinin yanında eylemciler vardı. Bu olayı görmüş ise ancak onlar görmüştür. Önce şahsa dur diye uyardım, durmayınca ayaklarına doğru olayın gelişimi sırasında birçok kez ateş ettim. Eğer bu kişiyi ben doğrudan öldürmek isteseydim ilk karşılaştığım an kendisini vurabilirdim. Ben kanunun bana verdiği yetkiyi kullandım. Bu eylemci grup beni ve ekibimizi pusuya düşürmeye çalışmıştır. Ben yetkimi kullandığım için suç işlemedim” dedi.

Polis ifadeleri çelişkili

Olay günü başka bir ekipte görevli olan ve yine ‘şüpheli’ olarak ifadesi alınan TEM Şube Müdürlüğü’nde görevli bir polis ise, “Benim bulunduğum araca yönelik herhangi bir silahla ateşe etme olayı gerçekleşmedi. Ama Molotof ve eyp ile oldu. Daha sonra Ahmet Bulvarı’na gittik. Ölen şahsın olay yerinde olup olmadığını bilmiyorum. Yüzü maskeli birçok kişi olay yerinde vardı. Ben olay yerinde elinde uzun namlulu silah olan herhangi bir kimseyi görmedim. 2480 nolu ekibin takviye istemesi ardından olay yerine gittiğimde sonradan adını öğrendiğim Sedat Baran isimli kişinin yerde yattığını gördüm. Şahsın ellerinde eldiven vardı. Ölenin yanında silah görmedim. Ancak 5744 nolu sokak ile 5726 nolu sokağın kesiştiği yerde tabir edilen silah vardı” beyanlarında bulundu.

Tanık C.D: Çocuk yere düştüğünde yanında silah görmedim

Sözkonusu polisler bu beyanlarda bulunurken, ‘görgü tanığı’ olarak ifadesi alınan C.D. isimli kişi ise, savcıya şunları anlattı:

“Evimde televizyon izlerken yoğun bir şekilde 5726 nolu sokak üzerinde silah sesleri duyunca pencerenin perdesini çekerek, pencereyi açmadan dışarıya doğru baktığımda sokak üzerinde Kılıç Market adli dükkânın önünde bir çocuğun yere düştüğünü gördüm. Çocuk önce yüzükoyun daha sonra sol tarafına doğru düştü. Çocuğun düştüğü yer aydınlıktı. Sokak lambası vardı. Ben ölen çocuğun yanında herhangi kimseyi görmedim. Ben ölen kişiyi tanımam. Ölen kişinin elinde gördüğüm an itibariyle herhangi bir şey yoktu. Elinde beyaz eldiven vardı. Yüzünde maske yoktu.”

Baran’ın vücudundan çıkan kurşun kime ait?

İşlenen cinayete dair, görgü yanığının bu yöndeki ifadelerine rağmen şüpheli polisler hakkında kovuşturma kararı verilmemesinin bir diğer gerekçesi ise hazırlanan ekspertiz raporu oldu.

Sözkonusu raporda, Baran’ın vücudundan çıkan ve otopsi sırasında elde edilen 9 mm çapındaki deforme merminin o akşam görevli olan polislere ait silahtan atılmadığı kaydedildi. Olay yerinde bulunan kovanların ise polislerin silahlarına ait olduğu yer alan ekspertiz raporunda, Baran’ın ölümüne yol açan silahın o gece görevli polislerin envanterinde olmadığı da bilgisi de yer aldı.

Katledilen Baran ‘faili meçhul’ bırakıldı

“Hayalet silah” kullanılmış olma ihtimalini gösteren bu durum üzerinden ise görgü tanıklarının ve bizzat şüpheli polislerin Baran’ı vurduklarını kabul ettikleri itiraflarına rağmen, faili yada failler ‘faili meçhul’ bırakılmaya çalışıldı.

Savcılığın gerekçeli kararında bu duruma ilişkin “Maktul şüphelinin ölümüne sebep olacak vücudunda 2 (iki) yaralanmanın tespit edildiği, yaralamaların birinin ateşli silah mermisi ile olup vücuda giriş ve çıkış yaptığı, diğerinin ise maktulün vücudunda mermi çekirdeğinin olaya müdahale eden TEM Şube müdürlüğünde görevli 2480 ve 2482 nolu ekiplerde görevli polis memurları ve tanıklık sıfatıyla ifadesi alınan polis memurlarının beyanlarında maktul şüphelinin kovalandığı sırada kendilerine karşı kimlikleri tespit edilemeyen eylemci grup içerisinden de çok sayıda silahla ateş etme olayının olduğunu beyan etmeleri hususu göz önüne alındığında, maktul şüpheli Sedat Baran üzerinden çıkan mermi çekirdeğinin olay sırasında polis ekipleri dışında silahla ateş etmiş olan kimliği tespit edilemeyen bir şüpheli tarafından ateşlendiğinin anlaşıldığı” ifadeleri kullanıldı.

Çıkan haberleri Baran lehine kullandı

Hızını alamayan savcı, Baran’ın yargılandığı davaları da soruşturma kapsamında değerlendirdi.

28 Aralık 2015 tarihinde ajansımız DİHA’da, olay akşamı görgü tanıklarından alınan beyanlar üzerine yapılan haberi ve Baran’ın defnedilme haberini de soruşturma dosyasına ekleyen savcı, buna ilişkin “PKK/KCK terör örgütünün güdümünde yayın yapan DİCLEHABER.COM adlı internet sitesinde 28.12.2015 günü yayımlanan haberde maktul Sedat Baran’ın PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyetler yürüttüğüne ilişkin ibarelerin olduğunun tespit edildiği” yorumunda bulundu.

Başka sokakta bulunan tüfeği savcı Baran’ın yanındaymış gibi yansıttı!

Baran’ın faillerini koruma ve kendisini suçlu olarak gösterme konusunda girişilen tüm bu çabalar üzerine yaptığı değerlendirme ile; “Şüphelinin UYAP kayıtlarından terör suçlarından hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunması, PKK/KCK terör örgütünün eylem çağrısı üzerine olay günü terör propagandasına dönüşen yürüyüşe yüzünü gizleyerek silah ile katılması, incelenen ekspertiz raporlarında maktul şüphelinin alınan svaplarında atış artıklarının bulunması, polis memurlarına ait araçta silah atış izlerinin bulunması, maktul şüphelinin olay sırasında tanık beyanları ve kamera kayıtları ile desteklenen elinde olayda ele geçirilen av tüfeği, beyaz eldiven ve yüzündeki maske ile olaya müdahale eden polis memurlarına yakın ve etkili mesafeden ateş ettiği hususunun sabit olması ve olayda silah kullanan polis memurlarının belirttiği üzere; ‘Hem görevlerinin ifası hem de kendilerine karşı gerçekleştirilen saldırıyı def etmek amacıyla saldırıya karşı orantılı şekilde silah kullanma yetkisi kapsamında silah kullandıklarının tereddüde mahal veremeyecek şekilde anlaşıldığı, bu şekilde polis memuru şüpheliler hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ dair kararın verilmesinin gerektiğine” karar verdi.

Çağlar: Savcı polisi akladı

Alınan ‘gizlilik’ kararı ile yürütülen soruşturmada, cinayetten 5 ay sonra ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verilmesini değerlendiren Baran’ın avukatı Özgür Çağlar, “Soruşturma gününden bu yana dosyayla ilgili elimize ilk kez bir belge ulaştı” diyerek tepki gösterdi.

Alınan kararın hukuksuz olduğunu, yürütülen soruşturmanın da yine hukuksuz bir şekilde yürütüldüğünü kaydeden Çağlar, soruşturma savcısının bu dosyada üç temel amacının olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Birincisi, Sedat Baran’ın faillerini aklamak; İkincisi, Sedat Baran’ı ‘terörist’ ilan etmek ve ‘terör örgütü mensubu olarak’ dosyaya yansıtmak; Üçüncüsü ise tüm bunları yaparken rahat ve sakin bir ortamın olması kimsenin kendisine müdahale edememesini sağlamak. Bunu da ‘gizlilik’ kararıyla yaptı.”

Dosya kapsamında talep ettikleri telsiz konuşmaları ve olay yeri ile ilgili görüntülerin de kendilerine verilmediğini belirten Av. Çağlar, ‘gizlilik’ kararıyla savcının TEM Şube polislerini aklayarak, Baran’ın faillerinin gizlenmeye çalıştığını ifade etti.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here