Anasayfa Dergi Dosya Cavit Özalp bomba bağlanarak mı katledildi?

Cavit Özalp bomba bağlanarak mı katledildi?

Paylaş

HAYRİ DEMİR – METİN BEKİROĞLU’nun haberi Lice’de ortaya çıkan 1992 yılına ait “Cinayet Listesi”nde adı geçen isimlerden Cavit Özalp, 1994 yılında askerlerce gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetti. Türkiye, ölümüne ilişkin AİHM’e gönderdiği savunmada Özalp’in PKK’lilere ait bir sığınağın kapağını açmaya çalışırken tuzaklanan bombanın patlaması sonucu hayatını kaybettiğini ileri sürerken, üzerine bomba patlatılarak öldürüldüğünü düşünen ailesinin bu yöndeki düşüncesi, Lice’de ortaya çıkan fişleme belgeleri ile daha da güçlendi.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde ortaya çıkan 1992 yılına ait fişleme listelerinde ismi yer alan 137 kişi içerisinde ismi yer alıp, katledilen 13 kişiye dair sürdürdüğümüz dosyamızın son bölümünde yer alan isim Cavit Özalp. İşlenen bu cinayet, diğer isimler gibi 90’lı yıllarda devlet eliyle işlenen insanlık dışı suçları ortaya koyması açısından diğer bütün cinayetler ve kaybedilme öyküleri gibi son derece çarpıcı örnek. Hazırlanan söz konusu fişleme listesinin “Bismil Bölgesi” başlığı altında ilçeye bağlı Serçeler köyüne ilişkin tutulan notlarda, İhsan Taş isimli başka bir köylü ile birlikte Cavit Özalp için “yardım yataklık ve kuryelik yapmaktadır” ve “yaralı teröristin tedavisi” şeklinde ibarelerle notlar düşüldü.

Bu şekilde fişlendiğinden habersiz Özalp, devletin koruculuk dayatmalarına karşı çıktıkları için köylerinin zorla boşaltılması üzerine 1994 yılı ilkbaharında 6 kişilik ailesiyle birlikte Diyarbakır’a göç etmek zorunda kaldı.

Diyarbakır’a göç ettikten sonra aynı yılın 21 Ağustos tarihinde köyde kalan arazilerine bakmak için Bismil’e giden oğlu Veli Özalp, askerlerce gözaltına alınıp, İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Burada babası hakkında sorgulanan Veli Özalp, gözaltında bulunmasının üçüncü gününde kendisinden sonra gözaltına alınan babasını emniyette gördü. Babası gözaltında tutulurken sonra serbest bırakılan oğlu, 26 Ağustos günü köylerine komşu olan Kamberli köyünde yaşayan Vehdettin isimli bir köylüden babasının öldürüldüğü haberini aldıktan babasının cenazesini askerlerin teslim ettiği Kamberli köylülerinden aldı.

Türkiye’nin AİHM’e gönderdiği savunma

Özalp’in ölümüne dair yapılan ailesinin başvuruları üzerine iç hukukta herhangi bir sonuç alınamaması üzerine aile AİHM’e başvurdu. Türkiye Hükümeti, mahkemeye gönderdiği savunmada, Özalp’in gözaltına PKK’liler birlikte kazdığını kabul ettiğini ileri sürülen Serçeler köyüne bağlı Sanhüseyin mezrasının yakınındaki bir tepenin yamacındaki sığınağa götürüldüğünü, burada askerler güvenli bir mesafede beklerken Özalp’ten sığınağın kapağının açılmasını istendiğini, kapağı açması sırsında ise büyük bir patlama meydana geldiği ve Özalp’in hayatını kaybettiği belirtildi.

Gönderilen savunmada, 24 Kasım 1995 tarihinde Diyarbakır DGM Savcısı’nın, Özalp’in ölümü nedeniyle “PKK üyeliği” iddiasıyla hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdiği, 14 Kasım 1995 tarihinde ise Bismil Savcılığı’nın gerekli önlemleri almayarak Özalp’in ölümüne neden olduğu için Astsubay İlhan Yücel hakkında “görevi ihmal” suçlamasıyla soruşturma açtığı, ancak dava açma yetkisi bulunmamasından kaynaklı “görevsizlik” kararı verilerek dosyanın Bismil İlçe İdare Kurulu’na gönderildiğini de belirtti.

Dosya kapatıldı

İlçe İdare Kurulu’nca yürütülen soruşturmada ise görevlendirilen raportörün “Özalp’ten sığınağın kapağını açmasını istenilmeden önce gerekli tüm önlemlerin alındığı” sonucuna vardığı raporu doğrultusunda dosyanın kapatıldığı ifade edildi.

AİHM Türkiye’yi tazminata mahkum etti

Türkiye Hükümeti’nin bu savunması ile birlikte dosyayı inceleyen AİHM, 2004 yılında verdiği kararda Cavit Özalp’in ölümüne dair “etkili bir soruşturma yapılmaması” nedeniyle Türkiye’yi 30 bin Euro maddi, 25 bin Euro manevi, 6 bin Euro da mahkeme masrafları olmak üzere 61 bin Euro tazminata mahkum etti.

Türkiye’nin etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle tazminata mahkum edilmesine rağmen Özalp ailesinin kanaati, olayın mahkemeye gönderilen savunmada iddia edildiği gibi sığınağın kapısı açıldığı sırada yaşanan patlamadan değil, Özalp’in bizzat vücuduna bomba bağlanarak patlatılarak öldürüldüğü yönünde.

‘Cinayet Listesi’ ailenin kanaatini güçlendirdi

Bu kanaatlerini güçlendiren ise oğlu Veli Özalp’in anlatımlarına göre, bir askeri yetkilinin babasına köyden göç etmeleri öncesinde “Hakkında istihbarat toplamışlar. Seni öldürecekler” uyarısında bulunulması. Lice’de ortaya çıkan bu “Cinayet Listesi”nde Özalp’in isminin yer alması da ailenin bu yöndeki düşüncelerini güçlendirdi.

Ortaya çıkan listenin babası ile birlikte işlenen diğer cinayetlerin nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu söyleyen Cavit Özalp’in oğlu Veli Özalp, babası gibi Türkiye’de işlenen diğer “faili meçhul” cinayetlerin sorumluları hakkında herhangi bir dava açılmadığını ifade etti.

‘Devlet samimiyse cinayetlerin faillerini açığa çıkarıp, yargılasın’

Listenin kimler tarafından tutulduğunun çok rahat bir şekilde açığa çıkartılabileceğini söyleyen Özalp, “O dönem Bismil’de de Lice’de de kimlerin görevli olduğu kayıtlarda mevcut. Devlet samimiyse bunları açığa çıkartıp haklarında dava açar. Zaten devletin işlediği her şey sistemlidir. 2015 yılına gelmişiz halen de bu kirli politikalarında vazgeçmiyor. Burada açık bir şekilde gerçekleşen katliamlarla yüzleşmedikçe barışta çözüm de gelmez. İnfaz listesini hazırlamışlar ona göre bir bir katletmişler. Ama devlet halen bunlarla yüzleşme ve ailelerden özür dileme cesaretini gösteremiyor. Bu insanlar ne yapmıştı ki katlettiler. Bugün de çözüm deniliyor ama halen çocuklar katlediliyor. Her defasında cinayetleri kendi elleriyle gerçekleştirdikleri ortaya çıkıyor ama hala kabullenilmiyor” şeklinde konuştu. DİYARBAKIR (DİHA) – BİTTİ.

Paylaş

1 Yorum

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here