Anasayfa Haftanın Yazısı Celal Başlangıç :HDP korkusu, AKP’yi dinden imandan çıkardı!

Celal Başlangıç :HDP korkusu, AKP’yi dinden imandan çıkardı!

Paylaş

Haydi vatandaş sen de al, Diyanet taze taze bastı” edasıyla kürsüden Kürtçe Kur’an sallıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Vatandaş Diyanet’in “Alo 190 Fetva Hattı”nı arayıp soruyor:

“Bu durum dinen vacip midir?”

“Tele-fetva”yı veriyor Diyanet:

celal-baslangic

“Kişi, Kur’an’la yaşayan biriyse buna Kur’an’ı alet etmek denmez. Kur’an’la alakası olamayan biri yaparsa o zaman alet etmiş olur.”

Hatta Diyanet’in, “miting kürsüsünde kimler Kur’an sallayabilir, kimler sallayamaz” fetvası bile var:

“Bunu yapan tüm Türkiye’yi yöneten bir Cumhurbaşkanı. Siyasi parti yapsa o zaman ‘dur’ deriz.”

Yani diyor ki Diyanet, “Erdoğan sallarsa olur!”

Bu yanıta göre; değil CHP lideri Kılıçdaroğlu, ya da HDP “eş lideri” Demirtaş, Saadet Partisi lideri Mustafa Kamalak bile kürsüden Kur’an sallamaya kalkarsa Diyanet “Dur” diyecek.

Seçim sathı mahaline girilmişken AKP’li bir “parti büyüğü” cami açılışı yapıyor. Herkes girmiş camiye, bağdaş kurmuş oturuyor. Ama o da ne! “Parti büyüğü” ve yanındakileri cemaatten ayırmak için kırmızı kurdelayla iki şerit çekilmiş. Yani Diyanet’e bağlı camide protokol uygulaması yapılıyor.

Bazı camilerde “Erdoğan’ın mitingine gidin” hutbesi okunuyor devletin kadrolu imamları tarafından.

Namaz sonrası AKP mitingi için çağrı yapıyor imamlar. Cemaatten buna itiraz eden iki kişi de kurşunlanıyor.

AKP’liler Diyanet’e bağlı camiye gidiyor, plastik masaları ve sandalyeleriyle beraber. Namaz kılınan halıların üzerinde bir toplantı düzeni kurup propagandaya başlıyorlar.

Demek ki neymiş? Diyanet’e bağlı camilerde sadece ibadet edilmiyormuş… AKP’nin “parti büyüklerine” protokol uygulanıp, kurulan kürsülerde seçim nutku da atılıyor, Diyanet’in kadrolu imamları tarafından miting çağrıları da yapılıyormuş.

İşte bu ahval ve şerait içerisinde, Mercedes’siz kalmış bir Diyanet İşleri Başkanı’nın hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

Diyanet İşleri Başkanı, Demirtaş’ın eleştirileri sonucu “ibreti alem” için geri vermek zorunda kalmıştı lüks Mercedes’ini. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aksaray’daki bir başka lüks Mercedes’i Diyanet İşleri Başkanı’na tahsis ediyor.

Hem de zırhlısından.

Diyanet Başkanı da herhalde “İbreti Alem” için indiği o lüks aracın hem de zırhlısına “İbreti Demirtaş” için binecek.

Okunup üflenip “şeytan geçirmez” yapılmıştır aracın zırhı inşallah. Ne olur, ne olmaz!

HDP’yi koyacak yer bulamıyorlar

Camilerde miting çağrıları yapmak, seçim nutukları atmak, kürsüden Kur’an sallamak yetmiyor; Demirtaş Zerdüştlük üzerinden miting meydanlarında yuhalatılıyor.

Bütün bunların tek bir temel nedeni var; HDP’nin yüzde 10 barajını aşma ve bunun sonucu AKP’nin tek başına iktidar olamama ihtimali.

Şu anda anketlerin büyük bölümünün gösterdiği bu sonuç; değil dini, imanı seçim uğruna kullanmak, AKP’yi savaş naraları atacak hale getiriyor.

AKP iktidarının sözcüleri, HDP’nin barajı aşma çabasını “kaos planı” olarak görme çılgınlığına vardırıyorlar işi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı aşmasını “çözüm sürecinin sonu” olarak değerlendiriyor.

Yani, HDP’nin barajı geçmesi durumunda, yeniden başlayacak kanlı bir savaşın sopasını sallıyorlar seçmene.

Bunu söylerken de aynı zamanda HDP’nin barajı aşma, AKP’nin de tek başına iktidar olamama noktasında olduğunu itiraf ediyorlar:

“HDP’nin barajı geçmesi halinde AK Parti iktidarı güç kaybederse, çözüm süreci falan kalmaz. Yani çözüm süreci daha güçlü çıkmaz buradan.”

Yolsuzluktan darbe, gazete haberinden “terör örgütü” çıkarmanın mucidi AKP, şapkadan tavşan çıkartanları bile yaya bırakacak bir sihirbazlıkla camilerden iktidar, kutsal kitaptan “hükümet programı” çıkarma derdinde.

Eğer camilerden iktidar, kutsal kitaptan “hükümet programı” çıkartamazlarsa anlaşılan B,C planlarında da “savaş çıkartmak” var.

İlla bir şey  ‘çıkartacaklar’ ama…

En büyük uğraşları da HDP’den bir “işbirlikçi’ çıkarmak.

Sadece AKP değil, CHP ile MHP de garip biçimde aynı çaba içerisinde.

Hiçbir somut dayanağı olmasa da CHP’nin bazı sözcülerine göre karşılarında AKP’ye destek olup azınlık hükümeti kurduracak ya da Erdoğan’ı başkan yapacak bir HDP var.

Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” diye meydan meydan dolaşması da yetmiyor kimi CHP’lilere.

“Kürt partisi” olarak gördükleri HDP’nin barajı aşma olasılığı bazılarının içindeki “bozkurt”u, o yoksa  “fındık kurdu”nu ayaklandırıp Kürtlere, her türlü ihanete ve işbirliğine açık bir “olağan şüpheli” muamelesi çekiyorlar.

MHP’lilere göre de AKP ile HDP bir elmanın iki yarısı. Türkiye’yi bölmek üzere anlaşmışlar. Hatta bazı MHP’liler daha da ileri gidip AKP ile HDP’nin yanına CHP’yi de ekliyor.

AKP de HDP’nin birileriyle işbirliği içinde olduğuna inanıyor ama kiminle olduğuna kesin karar vermemiş, kimi tutarsa onun üzerine HDP’yi yamamaya çalışıyor.

Akdoğan’a göre HDP’ye barajı geçirme projesi, HDP’yi de aşan bir proje. Yani, dış güçlerle işbirliği yaptığını söylemek istiyor HDP’nin.

Başbakanı Davutoğlu da tam karar verememiş. Bir, “HDP ile MHP” anlaştı diyor. Olmazsa, AKP’ye karşı HDP’nin CHP, MHP ve “Paralel”le işbirliği yaptığını söylüyor.

Yani kimse HDP’yi koyacak yer bulamıyor ya da herkes HDP’yi her yere koyuyor.

Ama HDP’nin barajı aşma ihtimali en çok da AKP’yi panikletiyor.

Bu korkuyla dine, imana, kitaba, camiye sarılıyorlar.

Çünkü, tek başına iktidar olamama fikri onları çılgına çeviriyor.

Aslında “minarelerden süngü, kubbelerden miğfer, camilerden kışla, müminlerden asker” yapma fikriyle koyulmuşlardı yola.

HDP korkusundan sonunda “camilerden seçim bürosu, imamlardan miting tellalı, kutsal kitaptan seçim bildirgesi, Diyanet İşleri Başkanı’ndan da Mercedeskolik” çıkarmayı başardılar!

t24

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here