ÇİÇEK TAHAOĞLU YAZDI : Dünyanın Sonu da Gelse Erkeklik Baki Kalıyor

Paylaş

Darbe girişimi, evlerimizin üzerinde uçan savaş uçakları ve sokağa çıkma çağrılarıyla bitmek bilmeyen tekbir sesleri…

Yarın ya da bir saat sonra ne olacağını kestiremez haldeyken bile, önceden tahmin edebileceğimiz ve hiç sekmeyen bir şey var: Nerede ne olursa olsun, hayatına ilk müdahale edilenler kadınlar oluyor.

Cumartesi sabahı, korku dolu bir geceden sonra belki bir-iki saatlik uykuyla gözlerimizi açtığımızda, güne Trabzonsporlu bir yöneticinin tüyler ürpertici mesajıyla başladık. Demokrasiyi böyle savunuyordu, darbecilerin eşlerine tecavüz edeceğini, bu kadınların tüm “milletin” malı olduğunu söylüyordu. Tecavüz etmek onun hakkıydı, kadınlar da zaten şimdiye kadar darbeci erkeklerin malıydı, bu güç savaşında sadece el değiştireceklerdi…

Şaşırtıcı bir şekilde tepkiler üzerine görevinden istifa ettiğini duyurdu, söz konusu tweet’i sildi, özür diledi ve “Bir öfke anıdır, o kadar” dedi.

Maalesef erkeğin “bir anlık öfke anı”nda bile aklına ilk olarak öfkelendiği kişinin yakınındaki kadınlara tecavüz etmek geliyor. Öyle normal ki bu bağzı erkekler için, sosyal medyada ya da herhangi bir yerde hiç çekinmeden söyleyebiliyorlar bunu. Ne de olsa pipileri var…

Ardından darbe girişiminde gözaltına alınan işkence görmüş bir erin karakolda çekilmiş videosu düştü timeline’ımıza. Polis, askere soruyor: “Çocuğun var mı?” Çocuğu olduğunu öğrenince hemen heyecanla tekrar soruyor; “Kız mı?” Videoda ses çok iyi gelmiyor ama sürekli duyduğumuz şey şu: “Nerelisin – Bir postada orada sikeyim”, “Onu da sikeyim, bunu da sikeyim”, bu fiilin çekimleriyle devam ediyor konuşma. 10 aylık bir bebeğe tecavüzden rahatlıkla bahsediyor, bunu videoya çekiyor, sosyal medyada paylaşıyor. Tam bir gurur tablosu!

Cumartesi gecesi Moda sahilinde yaşanan olay, yine dört erkeğin “Karılarınızı sikeceğiz gavatlar” diye bağırmasıyla başlıyor, “Götünü, bacağınızı açarsanız, biz de bakarız” gibi ifadeler havada uçuşuyor…

Başbakan ve Cumhurbaşkanı vatandaşları sokağa çağırdığında, birçok kadın endişelendi. Çünkü gündemde ne olursa olsun, sokağa çıkan kim olursa olsun kadınlara yönelik taciz baki kalıyor.

Tekbirlerle kutlanan ve yoğun olarak erkeklerin katıldığı demokrasi nöbetleri sırasında sosyal medyada “Tesettürünüze dikkat edip, erkeklerin arasına girmeden meydanlara davet kadınlara da geçerlidir” mesajlarının dolanması bile bu tedirginliği yeterince açıklıyor.

Ve Cumartesi sabahından itibaren taciz tanıklıkları sosyal medyada dolanmaya başladı. Yaşadıkları tacizi ifşa eden kadınlar ise sosyal medyada yalancılıkla, darbe sevicilikle, “birkaç cahilin işini kalabalıklara yüklemekle” suçlandılar. Yani yaşadıkları tacizi ifşa ederken bir kez daha taciz edildiler.

Bir kadın olarak, bu paylaşımları okuduğumda açıkçası gerçekliklerinden şüphe etmedim. Senelerdir bianet erkek şiddeti çetelesini hazırlarken okuduklarımdan sonra, bir kadının şort giydi diye karşı komşusundan tepki görmesine nasıl “yalaannn” diyebilirim ki.

Bu kadınların bir kısmına sosyal medyadan ulaştım, yaşadıklarını anlatmalarını istedim. Yüksek ihtimalle tweet’leri siz de görmüşsünüzdür ama ben onların güvenliği için isimlerini paylaşmamayı seçiyorum.

“İnsanlara ilaç lazım olduğu için bütün gün çalıştım. Eve dönerken korna çalarak kutlama yapanlar etraftaki kadınlara ‘Sizler de gününüzü göreceksiniz orospular’ diye bağırdılar. Kadınlar bağırdı böyle bizim gibi kadınlar. Kadınlar zaten her zaman taciz ediliyorlar, artık tehdit de ediliyoruz.” (İstanbul)
“Olayın olduğu gün darbe girişiminden hemen sonrasıydı. Komşumuz da dindar birisi. Zaten kadın adımı dahi bilmiyor, konuşmuşluğumuz hiç yok. Ben onu mahalle de düzenlediği Kuran sohbetlerinden duyuyorum o kadar. Neyse, o gün küçük yeğenim balkonda oynuyordu, ona bakmak için balkona çıkacaktım ama sadece eşikteydim. Yani dışarıdan beni kimsenin görmesine imkan yoktu. Üzerimde şort vardı. Ben yeğenime bakarken kadın pencereden bana sert sert bakmaya başladı. Önce aldırış etmedim çünkü aklıma böyle bir tepki vereceği gelmedi. Ben yeğenime gülümsüyordum, kafamı kaldırdığımda hala bana bakıyordu. Sonra camı tamamen açtı. Ben de haliyle ‘Ne oldu?’ dercesine baktım. O an beni iyice süzdükten sonra, ki önümde perde vardı vücudumu görme imkanı da yok, ‘Rahatsız olmuyor musun?’ dedi. Ben de ‘Pardon bana mı dediniz neden rahatsız olayım’ dedim. ‘Utanmadan nasıl böyle çıkarsın?’ dedi. Benden rahatsız oluyormuş güya. Cevap olarak ‘İstersem çıplak çıkarım size mi soracağım, sizden izin mi almam gerek?’ dedim. Ardından camı kapatıp eve gitti ve iki gündür de bizim eve bakmıyor bile. Tuhaf olan hiç tanımadığı bir insana böyle ithamlarda bulunması. Kimse kimsenin namus bekçisi değil bu ülkede, ki namus da bedende değil. Sanıyorum ki benim sessiz kalıp ‘Tamam teyzeciğim’ dememi bekledi ama cevabını aldı umarım. Dini siyasete alet edenlerden korkmalı ve tepkimizi koymalıyız.” (Ordu)
“Önceki günden devriye gezen ve zafer sarhoşu bir grup demokrasi sevdalısı arkadaş, olayın psikolojisinden sıyrılamayıp sokakta kimi görse hedef belliyor. Artık güçlü olduğunu da biliyor. Muhalif mi değil mi en kolay ayırt edilen ve halihazırda güçsüzlüğü sayesinde üzerinden iktidarını kanıtlayabilecekleri en kolay hedef kadınlar. Örtün yoksa kafadan hedefsin. Üstelik yaz günü, tişörtlüsün, elbiselisin, sana göre standart günlük kıyafetler onlar için birer orospuluk nişanesi. Durakta beklerken, yolda yürürken arabayla yanaşanların bu şekilde tehditlerine maruz kalan birçok kadın olmuş ve tehdit edenlerin bazılarının yanlarında eşleri de oluyormuş. ‘Hepinize sıra gelecek, bu memleketi yıkamayacaksınız orospular’ gibi laflar ediyor hepsi. Bunları uç kabul etsek de, lafla sözle olmasa da bakışla, göz hapsiyle, takiple, yanaşmayla taciz kesinlikle var ve artmış durumda. Çünkü sokağın kendisine ait olduğu kabulüyle seni orada fazlalık olarak görüyor ve iktidarını hissettirmek istiyor. Dediğim gibi, biz de en kolay aracıyız bunun.” (İstanbul)

Bunların yanısıra çok paylaşılan bir gönderi de bir kadına dövmesi olduğu için asit atılmasıyla ilgiliydi. Bu iddianın doğru olmadığını umuyorum. Paylaşan kişiye attığım mesajlara cevap alamadım.

Bu anlatımlara neden hiç sorgulamadan inandığımı bir de şöyle anlatayım: Darbe girişiminin ardından, gecenin bir yarısı evime dönmeye çalışırken üzerimizden geçen uçakların yanısıra Taksim’e akan erkek grupları arasından üzerimdeki şortla nasıl geçeceğim kafamı meşgul ediyordu.

Evet, kadınların tedirginliği hala sürüyor. Haftasonu sokağa çıkmaya cesaret edebilenlerin yaşadığı tacizlerin azaldığını, azalmasını ümit ediyorum.

Pazar akşamı işyerinden kadın arkadaşlarla ertesi gün işe giderken ne giyeceğimiz konusunda bir mesajlaşmanın içinde bulduk kendimizi. Sonunda şuna karar verdik: Geçen hafta sokağa çıkarken ne giydiysek, bundan sonra da öyle yapacağız. Özgürlüğümüzün, kazanılmış haklarımızın bir gecede elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Sokaklardan çekilmeyeceğiz. Kıyafetlerimizi erkeklerin kendini bilmezliğine göre değil, kendi konforumuza, zevkimize ve keyfimize göre seçeceğiz. Karşısında insan bedeni görünce tahrik olanların belirlediği kurallara göre oynamayacağız. (ÇT)

Çiçek Tahaoğlu

Université Marc Bloch’da sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2009’dan 2011’e kadar AFP’de fixer ve çevirmen olarak çalıştı. Açık Radyo’da Cadı Postası programını yaptı. 2015 Müşerref Hekimoğlu Başarı Ödülü’nü aldı. 2011’den beri bianet’te kadın ve LGBTİ haberleri editörü olarak çalışıyor.

bia

Paylaş

3 Yorumlar

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here