Anasayfa Kadın Demirci Kawa efsanesini hakikate dönüştüren kadınlar

Demirci Kawa efsanesini hakikate dönüştüren kadınlar

Paylaş

Genelde Ortadoğu haklarının özelde Kürtlerin direniş bayramı olarak kutladığı Newroz, binlerce yıldır kesintisiz kutlanıyor. Newroz ateşi, özellikle de Kürt kadınları tarafından zulme ve haksızlığa karşı bir başkaldırı olarak yakılıyor. Newrozlarda bedenlerini özgürlük meşalesine dönüştüren yiğit kadınlar, Kürt halkının direniş bayramına ayrı bir anlam katıyor. Zekiye, Rahşan, Ronahî, Bêrivan, Sema ve Elefteria, Newroz’da bedenlerini özgürlük meşalesine çeviren yiğit kadınlardan sadece bir kaçı. Bu kadınlar aynı zamanda halkların ve kadınların direniş tarihinde yeni bir sayfa açtı. Kadınlar binlerce yılık efsaneleri günümüzde yaşayan bir hakikate çevirdiler.

Ortadoğu’dan Kafkaslara oradan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada bahar bayramı olarak kutlanan Newroz Bayramı, Kürt halkı için ise bahar bayramından öte zulme ve zorbalığa karşı bir başkaldırıyı ifade ediyor. Efsaneye göre, Kürt halkı Demirci Kawa önderliğinde M.Ö 612’de zulme karşı baş kaldırır. Serhildanın işareti ateş yakmaktı. Zalim Asur Kralı Dehak’ı yendikten sonra Demirci Kawa surlar üzerinde büyük bir ateş yakarak, bütün coğrafyaya özgürlüğün zaferini haykırır. O gün bu günüdür Newroz ateşi özgürlüğün zafer ateşi olarak yakılıyor.

Demirci Kawa efsanesini hakikate dönüştüren kadınlar

Demirci Kawa’dan sonra zulme boyun eğmeyen “Çağdaş Kawalar” 40 yıl önce bu defa zindan karanlığında özgürlük ateşini yaktılar. Bedenlerini direniş kalesi haline getiren “Çağdaş Kawalar”, özgürlük tutkusunu zindanlardan dağlara, oradan ovalara taşırarak 40 yıldır yenilmez bir halk yarattılar. 12 Eylül faşist darbesinden sonra tutuklanıp Diyarbakır Zindanı’na konan PKK’nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan, 1982 Newrozu’nda Kürt halkı üzerindeki imha ve inkar politikalarına karşı bedenini ateşe vererek direniş kıvılcımını çaktı. Kısa zaman içinde Diyarbakır Zindanı’ndan dağlara yayılan bu kıvılcım, Demirci Kawa’dan 1370 yıl sonra zulme ve zorbalığa karşı yeniden özgülüğü müjdeliyordu.

Bu özgürlük davetine en fazla Kürt kadınları cevap verdi ve Newrozlarda bedenlerini özgürlük meşalesi haline getirerek özgürlüğe giden yolu aydınlattılar. Zekiya Alkan, yine kara kasvetin Kürdistan’a çöktüğü bir dönemde Diyarbakır surlarında bedenini ateşe vererek özgürlük meşalesini yeniden yaktı. Elden ele dolaşmaya başlayan meşale bu defa Türkiye metropollerinde yakıldı. Rahşan Demîrel, Ronahî-Bêrivan, Sema Yuce ve Elefteria… Kürt kadınları artık özgürlük mirasını devralmış ve direniş tarihinde yeni bir sayfa açmıştır.

Ateşin sırrı

Bir Hint efsanesinde ateşin sırrını merak eden 4 kelebeğin varlığından bahsedilir. Ateşin sırrını öğrenmeye karar veren kelebekler bir gün sırasıyla ateşin üzerinden uçmaya karar verir. Birinci kelebek, biraz uzaktan ateşin üzerinden uçup, ateşin ışık saçan bir şey olduğunu görür ve “Ateş ışık saçan bir şeydir” der. İkinci kelebek, ateşin yanına biraz daha sokularak ateşin ısı yayan bir şey olduğunu görür ve “Ateş sıcak bir şey” der. Bunlardan hiç birinden tatmin olmayan üçüncü kelebek, alevlerin üzerinden uçar ve sıcaklığını kanatlarında his eder. Bunun üzerine arkadaşlarına “Ateş yakıcı bir şeydir” der. Bunlardan hiç birinden tatmin olmayan dördüncü kelebek, ateşin sırrını kesin öğrenmek ister ve uçmaya başlar. Ateşin etrafında birkaç tur attıktan sonra kendisini alevlerin içine bırakır. İşte bu dördüncü kelebek, aslında ateşin sırrına ermiştir. Ancak kimseye anlatamayacaktır bunu. Hint efsanesinde kelebekler üzerinden anlatılan bu efsane gümüz de Kürt kadınlarının hakikatini anlatmaktadır.

Birinci ‘ateş kadını’

Kürt özgürlük mücadelesinin halkla buluşup zirveleştiği 1990’da Zekiye Alkan, Diyarbakır surları üzerinde bedenini ateşe vererek bu yolda ilk ateş kadını oldu. Alkan ile ilk defa Newroz ateşi ve Kürt kadını bir oldu. Alkan’ın bu eylemi artık Kürt kadınlarının elinde birer özgürlük bayrağına dönüşerek kuşaklar boyu taşınmaya başladı. Alkan’ın “Newroz ateşi odunla değil insan bedeni ile yakılır” sözü Kürtler ve Kürt kadınları için artık bir manifesto olmuştur.

‘Kadının olmadığı bir devrim, yarım bir devrimdir’

PKK Lideri Abdullah Öcalan, Zekiye Alkan’ın eylemine ilişkin sözü üzerine şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu söylemi, sınırsız cesaret ve fedakârlığın örneğidir. Yönünü özgürlüğe dönen bir kadın için bu kolay bir şey değildir bunu küçük göremeyiz. Dünya devrimleri ve özelde Kürdistan devrimi eğer kadınlar olmasa yarım bir devrim olur. Demokratik sosyalist devrimlerde ve Kürdistan özgülünde kadınlar rollerini oynamalıdır. Kürt kadınlarının aydınlandığı sürece adım adım özgürleşecektirler. Onların uyanışı Kürdistan’ın uyanışıdır.”

‘Kadifekale’de bir Newroz meşalesi’

1992 yılında Kürdistan ve Türkiye metropollerinde Kürt halkına karşı amansız bir imha konsepti devreye sokulmuştu. Zulmün katmerleştiği bu yıllarda Cizre ve Nusaybin’de devlet güçleri Newroz kutlamalarına saldırmış ve katliam gerçekleştirmişti. Bütün bu katliamlara karşı İzmir Kadifekale’de 17 yaşındaki Rahşan Demirel Newroz Bayramı’nda bedenini ateşe vererek, “Ben Kadifekale’de kendimi Newroz yapıyorum. Mardin, Cizre ve Nusaybin’e cevap olmalıyız” sözlerini tarihe not düştü. Kürt halkının üzerine örülmek istenen karanlığı bedenini ateşe vererek aydınlatan Rahşan Demirel, Kürtlerin diriliş bayramı olarak kutladığı 15 Ağustos’ta dünyaya gelmişti. Doğduğunda “Bu kızın gözleri nakışlı. Yüzünden ateş saçılıyor” diyen ninesi adeta geleceği görmüştü.

Ronahî ve Bêrîvan

1994 yılında Kürdistan’da özgürlü mücadelesinin zirveye ulaştığı Avrupa alanında Kapitalist sisteme ve Türkiye’nin inkar ve imha politikalarına en iyi cevabı Kürt kadınları verdi. 1994 Newrozu’nda genç Kürt kadınları Bedriye Yildiz (Ronahî) ve Nilgün Yıldırım (Bêrîvan) Almanya’nın Mannheim kentinde bedenlerini ateşe verdi. Dünyada ilk defa iki kadın beraber bir eylem düzenledi. Bu eylemi özgülük eylemi olarak niteleyen PKK Lideri Abdullah Öcalan, “Eğer özürlük kolay kazanılacak bir şey olsaydı Ronahi ve Berivan bedenlerini ateşe vermezdi” değerlendirmesini yaptı.

‘8 Mart’tan Newroz bir köprü olmak istiyorum’

Sema Yüce, 1971 yılında Ağrı’nın Tutak ilçesine bağlı Aşagi Kargalık köyünde dünyaya geldi. İlk orta ve liseyi Ağrı’da okuyan Yüce, daha sonra üniversite okumak için Ankara’ya gitti. Burada özgürlük mücadelesi ile tanışan Yüce, Mardin’de PKK saflarına katıldı. Suriye de PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın eğitiminden geçen Yüce, 1992 yılında eğitimden sonra Kürdistan’a geri dönüp Serhat bölgesinde görev aldı. Bundan kısa bir süre sonra bir ihbar üzerine gözaltına alınarak tutuklandı.

Mücadeleyi zindanda da sürdüren Sema Yüce, 1998 Newrozu’nda bedenini ateşe vererek eylemini zirveye ulaştırır. Yüce ardında bıraktığı mektubunda, “Aklım, yüreğim ve bedenimle 8 Mart’tan Newroz’a bir köprü kurmak istiyorum. Çağdaş Kawa, Mazlum Doğan ve bütün şehitlerin iyi bir öğrencisi olabilmek için, Zekiye gibi yanmalı, Rahşan gibi Newroz olmalıyım. Newrozlaşan şehitlerimiz Bêrîvan, Ronahî, Mîrza Mehmet ve Eser’in yolundan yürümeliyim” diyerek, kadına olan inancını dile getirdi.

Özgürlük yolunda sınırları aşan bir kadın: Elefteriaya

İlerici insanlık değerleri için mücadele eden Kürt halkı ve kadının özgürlük mücadelesi 2000 yıllara gelindiğinde dünyada da ses getirmeye başladı. Yunanistan’da özgürlük mücadelesinin ideoloji ve felsefesi ile tanışan Yunanlı enternasyonalist genç kadın Elefteria Fortulaki 24 Mart 2006 da 23 yaşındayken bir Newroz ertesinde bedenini ateşe vererek, Newrozlaştı. 2 çocuk annesi olan Elefteria ardında bıraktığı mektupta, şu ifadeleri kullandı: “Ben Kürdistan’ı da kendi ülkem gibi görüyorum. Yunancayı çok seviyorum, ancak Kürtçeyi de anadilim gibi seviyorum. Anne, halkların kardeşliği çok güzel bir şey. Kürt halkı halkların kardeşliği için mücadele ediyor. Zekiye Alkan, Sema Yüce, Ronahî, Bêrivan ve Rahşan Demirel gibi bende bu yıl Newroz’u kutluyorum ancak biraz geç kaldım. Onların kararlılığı Kürt ve Kürdistan halkını daha da güçlendirdi.”

Newroz efsanesi Demirci Kawa’dan devralındı, Kürt kadınlarının bedenlerinde “Ateş kadınlarının hakikati’ne” erişti. Halklar ve kadınlar için geleceğe eşsiz bir miras bırakıldı. Bu ruh günümüzden Rojhilat, Bakur, Başûr ve Rojava’dan bütün dünyaya doğru akan bir özgürlük nehrine döndü. diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here