Anasayfa Haber Demirtaş: En büyük bölücü parti devleti yöneten hükümet partisidir”

Demirtaş: En büyük bölücü parti devleti yöneten hükümet partisidir”

Paylaş

Ehlibeyt Alimleri Derneği’ni ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’yi “bölücülük” ile itham eden AKP’ye sert tepki göstererek, “Bugün ülkenin en büyük bölücü örgütü devletin kendisidir, en büyük bölücü partisi de devleti yöneten hükümet partisidir” dedi. Yurttaşlara “Mutlaka sandığa gidin” çağrısı yapan Demirtaş, “Aman oy kullanmazlık yapmayın, ‘Neyi değiştireceğim’ diye düşünmeyin. 7 Haziran’da değiştirdiniz işte. Yeni bir iktidar alternatifi çıkardınız onlar tanımamış, saygı duymamış olabilirler. Ama bu defa kuzu kuzu saygı duyacaklar” diye konuştu.

 HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, seçim çalışmaları kapsamında Yenibosna’da bulunun Ehlibeyt Alimleri Derneği’ni ziyaret etti. HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ile HDP’li yöneticilerin de eşlik ettiği Demirtaş’ı, dernek binasında Ehlibeyt Alimleri Derneği Başkanı Hasan Kanatlı ve dernek yöneticileri karşıladı. Dernek yöneticileriyle, beraberindeki heyetle selamlaşan Demirtaş, kısa bir konuşma yaptı. Geçici AKP hükümetinin HDP’yi büyük bir tehdit olarak görmeye başladığını ifade eden Demirtaş, toplumun yaralarını sarmaya çalıştıkça saldırı odağı haline geldiklerini söyledi. Devletin ve AKP’nin kendilerini “bölücü” olarak gördüklerini söyleyen Demirtaş,”Bunu hamaset olsun diye söylemiyorum bugün, ülkenin en büyük bölücü örgütü devletin kendisidir, en büyük bölücü partisi de devleti yöneten hükümet partisidir. Bize ‘bölücü’ diyorlar ancak, en çok birleştirici faaliyeti yürüten partiyiz. Bunun için çok bedel verdik. Bunu başarmak kolay bir iş değil. Türkiye’de sofralarda bazen Alevi, Sünni, Ermeni, Yahudi’yi bir araya getiren devlet yemekleri oldu ama biz toplumu bir araya getirmeye çalıştık. Bizim yönetim kurulu masamızda toplumun bütün renkleri var” diye konuştu.

‘Mezhepçi çizgilere saparsak Türkiye dehşet tablosuyla karşılaşabilir’

“Birbirimizden korkmadan Türkiye’nin birliği beraberliği içerisinde yaşayabiliriz” diyen Demirtaş, bu duygunun iktidarı korkuttuğunu ifade etti. Demirtaş, iktidara, “Biz artık siz mezhepler kimlikleri parçalayarak, onlar üzerinden milliyetçilik yaparak oy devşiremeyeceksiniz” dediklerini ancak tersine kendi partilerinin ırkçılık ve milliyetçilikle suçlandıklarını dile getirdi. Demirtaş, “Bunu düzeltmenin en iyi yolu ısrar etmektir, bundan vazgeçmek büyük bir tehlike büyük bir tehdittir. Biz bundan vazgeçersek samimiyetle söylüyorum ırkçı, mezhepçi çizgilere saparsak ve kendimiz dışında düşünmeyen inanmayan herkesi düşman olarak görürsek, Türkiye çok büyük bir dehşet tablosu ile karşılaşabilir” dedi.

‘Bu defa kuzu kuzu saygı duyacaklar’

Türkiye’de barış isteyen insanların bedenlerinin parçalandığını hatırlatan Demirtaş, yurttaşlara, “Mutlaka sandığa gidin” çağrısı yaptı. “1 Kasım günü hangi vicdanlı insan evinde oturabilir ki, barış için ‘Ben bir şey yapmayacağım’ diyebilir ki” diye sözlerine devam eden Demirtaş, şöyle devam etti: “Sandığa gitmeyenler mevcut durumu onaylayanlardır, sorumlusudurlar. Aman oy kullanmazlık yapmayın, ‘Neyi değiştireceğim’ diye düşünmeyin. 7 Haziran’da değiştirdiniz işte. Yeni bir iktidar alternatifi çıkardınız onlar tanımamış, saygı duymamış olabilirler ama bu defa kuzu kuzu saygı duyacaklar” diye konuştu.

‘Caferi inanç merkezlerinin ibadethane statüsünde kabul edilmemesi utançtır’

Türkiye’de Caferi toplumunun derin bir ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını dile getiren Demirtaş, “Diyanet’in uyguladığı ayrımcı tutum, Caferi inanç merkezlerinin ibadethanelerinin, Caferi camilerinin ibadethane statüsünde kabul edilmemesi, bu bir utançtır. Bu günlerde Muharrem var, Alevi toplumu oruç tutuyor. Ramazan ayında bizler devletin bütün kanallarından özel televizyon kanallarından 24 saat Ramazan ile ilgili programlar izliyoruz. Çok şükür devletin imkanlarıyla programlar yayınlanıyor. Ama bu günlerde Alevi toplumu 12 gün oruç tutuyor kendileri dışında bilen duyan yok. 20 milyondan fazla nüfus buna inanıyor vergi de veriyor ama bilen yok duyan yok” diyerek, halklar arasında düşmanlık hissi uyandırmak isteyenlere inat “Hayır kardeşim biz kardeşiz yan yana duracağız” mesajının verilmesi gerektiğini belirtti.

‘Fikri önerisine bile tahammül gösterilmedi’

Konuşmaların ardından basın mensuplarının Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesine yönelik soruya Demirtaş, Elçi’nin barış insanı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Çok hazin bir durum. İnsanlar fikirlerini açıklamakta serbest olmalı, korkmamalı. Adli ve idari baskı ile karşılaşmamaları gerekir. Tahir Elçi, aynı zamanda benim baromun başkanıdır. Ben Diyarbakır Barosu üyesi bir avukatım. Kendisini yakinen çok iyi tanırım. Bırakın PKK üyesi, sempatizanı bile değildir. Bir barış adamıdır. İnsan haklarına inanır ve inandığı şeyleri cesurca söyler. PKK’ye yönelik de çok sert eleştirileri olan biridir. Fakat terör örgütü olarak görmediğini açıklamıştır. Bunu şiddeti övme anlamında da kullanmamıştır. Fakat siz bir organizasyonu terör örgütü olarak tanımlarsanız onunla mücadele yöntemi başkadır, bir şiddet organizasyonu ama toplumsal temeli olan, halkta bir karşılığı olan örgüt gibi görürseniz o şiddetin çözümünün yolu başkadır. Kendisi bunu anlatmaya çalıştı. Fikri önerisine bile tahammül gösterilmedi. Siyasetin emriyle doğrudan savcılar talimat alarak, siyasetin güdümünde olduklarını göstererek bir baro başkanını gece gözaltına alıp İstanbul’a getirdiler.”

‘Bu kabus 13 gün sonra bitiyor’

“Tahir Bey çıkıp ‘Ben canlı bombayım’ deseydi Başbakanı tabiriyle ‘Sana karışamayız, çünkü henüz kendini patlatmadın, serbest bırakın’ derlerdi” diyen Demirtaş, şöyle devam etti: “Bütün bu zulümden kurtulmanın tek yolu; hukuka, adalete, barışa, özgürlüğe inanan insanların bir biriyle daha çok dayanışma içinde olmasıdır. Yargı bugün ne karar verirse versin, siyasallaşmış, Başbakan’ın, Cumhurbaşkanının, bakanın talimatıyla, emriyle çalışan yargıya kimsenin güveni yoktur. Tahir Elçi’nin ifadesini almaya çalışan savcılar 2 Kasım’dan itibaren sakın ola ki ‘biz efendim anlayamadık, yanlış yaptık’ demeye çalışmasınlar. Çünkü 2 Kasım’da arkalarında tek parti hükümeti olmayacak. Hukuk karşısında hepsinden hesap sorulacak. Talimat alan yargıçlar, talimatla karar veren mahkemeler hepsiyle ilgili soruşturmaların başlatılması için elimizden geleni yapacağız. Suç duyuruları yapacağız. Sakın ola ki onlar da önceki savcılar gibi ülkeyi terk etmeye kalkmasınlar. 2 Kasım çok uzak değil, gelecek. Tavsiyem; yargıçlar, bürokratlar, valiler suça bulaşmasınlar. Bu hükümet suça bulaştı, suç ortağı olmasınlar. Çünkü hepsinden hukuk karşısında adilce hesap sorulacak. Herkes kendi dünyasını, ahretini kurtarmaya çalışsın. Bunların peşinden kimse gitmesin. ‘Bunlar sonsuza kadar iktidarda kalırlar, bizi korurlar, arkamızda Saray var, istediğimiz adaletsizliği yaparız’ demesinler. Bu kabus 13 gün sonra bitiyor.”

Konuşmanın ardından Demirtaş, İkitelli’deki Türkiye Caferileri Derneği’ni ziyaret etti. Dernek yöneticileriyle selamlaşan Demirtaş, Alevi yurttaşlarla birlikte oruç açmak üzere Küçükçekmece’deki Garip Dede Dergahı’na gitmek üzere yola çıktı.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here