Demirtaş: Enver Paşa kafasıyla savaşa sürükleniyoruz

Paylaş

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Enver Paşa gibi düşünmesinden kaynaklı toplumun bir felakete sürüklendiğini belirterek, “Enver Paşa’da en iyisini kendisinin bildiğini ve 1’inci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı’yı büyüterek çıkacağına inanıyor, düşünüyor ve savaşçı bir politika sürdürüyordu. Birkaç yıl içerisinde ne Enver Paşa kaldı ne de Osmanlı İmparatorluğu” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, iki gün önce devlet güçleri tarafından Diyarbakır’da katledilen Süleyman Güzel ve 2013 yılında DAİŞ çeteleri ile girilen çatışmada yaşamını yitiren YPJ gerillası Berivan İnci (Asmîn Amed) için Diyarbakır Temiran Yas Evi’nde kurulan taziyeyi ziyaret etti. Güzel ve İnci ailelerine başsağlığı dileyen Demirtaş, ziyaretin ardından çıkışta sürece dair değerlendirmelerde bulundu.

AKP hükümetinin savaş politikası nedeniyle ülkenin onlarca yerinde her gün taziyeler kurulduğuna dikkat çeken Demirtaş, “Yanmış, işkence edilmiş ve parçalanmış cenazeler var. Yani bütün bu vahşet ortamında ülkenin Başbakan’ın çıkıp halen ‘savaşı büyüteceğiz, belini kıracağız’ ve Suriye’de ‘içeride ve dışarıda savaş politikaları ile kazanacağız’ söylemlerini tam anlamıyla bir ucuz politika olarak değerlendiriyoruz. İşin doğrusu Davutoğlu’nun bu politikası 1914 yılında Osmanlı birinci dünya savaşına girerken Enver Paşa’nın politikalarını ve zihniyetini andırıyor. O döneme yani 1914’e dair bir anekdotu hatırlatmak istiyorum. O günlerde İngiliz donanmasından kaçan 2 Alman savaş gemisi Çanakkale Boğazı’ndan geçerek Osmanlı’ya sığınmıştı ve o iki Alman gemisi Yavuz ve Midilli adı verilerek Osmanlı himayesine alınmıştı. Yine o iki Alman gemisi kısa bir süre içerisinde Karadeniz sularına açılıp, Rusya limanlarını bombalamış ve Osmanlı’yı savaşa sokmuştur” dedi. Suudilerin uçaklarının İncirlik’e gelmesini değerlendiren Demirtaş, bunun da Davutoğlu’nun Enver Paşa gibi düşünmesinden kaynaklandığını ve Türkiye’nin 1914’te olduğu gibi yüzyıl sonra da aynı zihniyetle savaşa sürüklendiğini ifade etti.

‘Ne Enver Paşa kaldı ne de Osmanlı İmparatorluğu’

Her yüz yılda bir Enver Paşaların çıktığına işaret eden Demirtaş, “Böyle ucuz savaş kahramanlıklarıyla asarım, keserim nidalarıyla bir ülkeyi ve bir halkı felakete sürükleyen senaryoları işte bu tür ucuz kahramanlar hayata geçiriyor. Şimdi Davutoğlu ne yaptığının farkında bile değil. Nasıl bir felakete Türkiye’yi, halklarını sürüklediğinin farkında bile değil. Eminim ki etrafında ona anlatmaya çalışan kimse de kalmadı. Çünkü kimseyi dinlemiyorlar. Enver Paşa’da kimseyi dinlemiyordu. Enver Paşa’da en iyisinin kendisinin bildiğini ve 1’inci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı büyüterek çıkacağına inanıyor, düşünüyor ve savaşçı bir politika sürdürüyordu. Birkaç yıl içerisinde ne Enver Paşa kaldı ne de Osmanlı İmparatorluğu. Enver Paşa’nın savaş sevdası, imparatorluğunda dağılmasına yol açtı ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye Anadolu kaldı” diye konuştu.

‘Bu Türklerin ve Türkiye’nin çıkarına değil’

DAİŞ’i besleyip büyütenin Davutoğlu, Suudi ve Katar ekibi olduğuna vurgu yapan Demirtaş, “İŞID barbarlığını, tecavüz ordusunu büyüten, besleyen ve silah gönderen Davutoğlu, Suudi ve Katar ekibidir. Şimdi bu üçlü, Suriye’deki savaşı büyütmenin telaşı içindeler. Beslemeleri olan IŞID, El- Nusra, Ehrar El Şam gibi örgütler Suriye’de başarılı olamayınca şimdi doğrudan kendileri artık bizzat devreye girmeye çalışıyorlar. Artık beslemeleri olan o çeteler, tasfiye olmaya başlayınca Suriye’de arzu ettikleri şekilde ilerlemeyince şimdi Suriye savaşını büyütmek için Suudilerle, Katar emiriyle neredeyse her gün görüşmeler yapıyorlar. Biz defalarca şunu söyledik ve çağrı yaptık; senin en büyük ittifakın Kürtler olmalıydı. Sen Suudi’ye, Katar’a koştuğun kadar Kürtlere elini uzatsaydın Suriye’de, Türkiye’de, Irak’ta en büyük yoldaşın olarak Kürtlerle iyi bir uzlaşma sağlasaydın bundan daha büyük bir güç olamazdı senin için. Fakat sen hala bizleri düşman, hala bizleri ortadan kaldırılması gereken bir tehdit ve tehlike olarak görüyorsun. Gidip Katar’la, Suudi’yle savaş planları yapıyorsun. Bu Türklerin ve Türkiye’nin çıkarına değil. Türk halkının bunu artık görmesi lazım” ifadesinde bulundu.

Cizre ve Sur’da ölümler yaşanmadan, Türkü ve Kürdü ile güçlenerek büyümenin mümkün olmasına rağmen çağımızın Enver Paşaları’nın toplumu felakete doğru sürüklediklerini belirten Demirtaş, barış çizgilerini korumak zorunda olduklarını vurgulayarak, “Barıştan kastettiğimiz de bu Davutoğlu’nun lafta ifade ettiği barış değil, adaletli ve eşitlikçi bir barıştan söz ediyoruz. Biz kardeşlik derken Davutoğlu’nun ifade ettiği o kandırmaca, aldatmaca, yalan kardeşliğini de ifade etmiyoruz. Bir eşitlik üzerine kurulu kardeşlikten söz ediyoruz. Onun dönemi gelmiştir. AKP içerisinde bu felakete ‘dur’ diyecek aklıselim insanların sesini yükseltmesi lazım. İslami çevrelerin özellikle ülkeyi, toplumu adım adım felakete sürükleyen bu yönetim ekibini ‘dur’ diyebilmesi lazım. Bu vahşet, katliam uygulamalarına, insanlık dışı uygulamalarına artık Türkiye toplumunun sesini daha fazla yükseltmesi lazım. Zannediyorlar ki bütün bu olup bitenler şu günlerle sınırlı kalacak. Hayır. Davutoğlu, savaşı içeride ve dışarıda çok daha fazla büyütmenin hesabını yapıyor. Her gün bunun adımları atılıyor ve her gün daha büyük bir savaş, çatışma ve daha fazla ölüm bize yaklaşıyor” dedi.

Van Milletvekili Adem Geveri’ye yapılan saldırıyı kınayan Demiraş, “Parlamentonun işlevsizleştiği, meclisin neredeyse kapatılma noktasına geldiği bugünlerde bizler, çözüm parlamentodadır, parlamentoda olmalıdır. Anayasayla, yasayla çözmemiz gerektiği dedikçe orayı da neredeyse sıradan bir devlet kurumundan daha işlevsiz haline getirenler artık Türkiye’de demokratik ve parlamenter siyaseti maalesef ki, kendi elleriyle bitme noktasına getirdiler” diye belirtti.

Tüm herkesin vahamete karşı el ele vermesi gerektiğini ve “Türküm”, “Kürdüm” diye değil kendine “insanım” diyen herkesin yaklaşan felaketin büyüklüğünü görmesi gerektiğini ifade eden Demirtaş şunları ifade etti: “Osmanlı savaşa sürüklenirken de işte Osmanlı toplumu hiçbir şey yapamadı. Enver Paşa ve onun ekibi İstanbul’daki o dönem, Osmanlı’nın başkentindeki bir grup ekip koskoca imparatorluğu bir günde savaşa soktular ve hiç kimse bir şey yapamadı. Dolayısıyla yüz binlerce insanın ölümü, bir imparatorluğun paramparça olup, dağılmasıyla bir felaket yaşandı bitti. İşte o günlerden geçiyoruz. Çok geç kalmadan, gelecek hafta, gelecek ay, neden biz sesimizi savaşa karşı biraz daha da yükseltmedik pişmanlığını yaşamamak için herkese daha fazla çözüm umudunu büyütmeye, hükümetin savaş politikasına karşı sesini yükseltmeye davet ediyorum.”

‘Operasyonlar ile birlikte artık çatışma bitti mi?’

Davutoğlu’nun “6-8 Ekim olaylarından sonra biz çözüm sürecinden vazgeçtik, bundan ötürü müdahale kararı aldık” açıklamasının hatırlatması üzerine Davutoğlu’nun yaptığı konuşmanın bir itiraf olduğunu dile getiren Demirtaş, “Bu konuda biz defalarca hükümetin çok önce çözüm sürecini bitirdiğini biliyorduk. Ama o ne diyordu. Hayır Demirtaş çözüm masasını devirdi diyordu. Kedisi itiraf etti yani 6- 7 Ekim olayları olduğunda ‘ben çözüm sürecini kafada bitirdim’ diyerek bunu belirtmiş oldu. Şimdi artık mesele Sur, Cizre buralarda yaşanan çatışma ölüm meselesi değil. Gerçekten Davutoğlu şuna inanıyor mu yani bütün bu operasyonlar ile birlikte artık çatışma bitti mi? Cizre’de Sur’da çatışmalar sonlanınca ülkede artık çatışma bitmiş olacak mı, bunun sözünü halka veriyor mu? Daha önce de çağrı yaptım şimdi yine çağrı yapıyorum. Diyelim Cizre’de ve Sur’da çatışmalar bitti artık ülkede bir daha çatışma olmayacağına ölüm olmayacağına dair kamuoyunun huzurunda çıkıp söz veriyor musunuz? ” dedi.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here