Anasayfa Demokratik Emek Meclisi Demokratik Emek Meclisi Türkiye Toplantısı Sonuç Metni

Demokratik Emek Meclisi Türkiye Toplantısı Sonuç Metni

Paylaş

Demokratik Emek Meclisi Türkiye Toplantısı, 12 Kasım 2016 Cumartesi günü Ankara’da, AKP’nin emek ve demokrasi güçlerine yönelen saldırısının giderek derinleştiği günlerde gerçekleştirildi. Çeşitli illerden toplantıya katılan kamu emekçileri, dünyada ve Türkiye’de siyasi durum, emek hareketi ve KESK ve AKP’nin son saldırı gündemini değerlendirerek bundan sonra nasıl hareket edilmesi gerektiği konusunda görüş oluşturdular. İçlerinde KESK üyelerinin de bulunduğu onbinlerce kamu emekçisinin, AKP’nin 15 Temmuz sonrasında izlediği faşizan politikalarla hukuksuz olarak açığa alınmasına veya ihraç edilmesine karşı geliştirilecek tavrın merkeze alındığı toplantıda, giderek daralan demokratik mücadele olanakları, Ortadoğu’da hızla gelişen ve AKP’nin de dâhil olmaya çalıştığı savaş gündeminden, soldaki yeni birlik tartışmalarına kadar pek çok konu değerlendirilmiş ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:

 

  • Son dönemde Ukrayna’dan Ortadoğu’ya uzanan coğrafyada yoğunlaşan emperyalist güç mücadeleleri bölge halklarını yıkıcı çatışmaların ve savaşların baskısı altında bırakırken, çatışmaların derinleşerek gelişmesi sonucunda yaşanan kamplaşmalar, genel anlamda demokratik gelişmelerin önünün tıkanmasına ve otoriter/muhafazakâr yönelimlerin küresel çapta güç kazanmasına neden olmaktadır.
  • Söz konusu küresel gidişat, Türkiye’nin iç siyasal hayatındaki güç dengelerindeki değişimleri tetiklemekte, bunun sonucunda eski ittifaklar dağılmakta ve yerine yenileri oluşmaktadır. AKP, 2000’li yıllar boyunca sürdürdüğü dönüşümün müttefikleri olan liberal kesimlerle ve Gülen Cemaati ile yollarını ayırmaya karar verdikten sonra, Ortadoğu’daki, özellikle Rojava’daki gelişmeler neticesinde bir önceki dönemde karşı karşıya geldiği ulusalcı güçlerle ittifak eder bir görüntü arz etmektedir.
  • Türkiye siyasetindeki yeni ittifak yelpazesi demokratik bir gelişmeye yol açmak bir yana, önceki dönemin “Barış Süreci” başta olmak üzere, demokratik anayasa tartışmaları, askeri vesayetin sonlandırılması ve benzeri konjonktürel demokratik gelişmelerindeki kazanımları da geriletir niteliktedir. Türkiye, 7 Haziran seçimlerinden sonra çok hızlı bir şekilde yeni bir rotaya girmiş, 15 Temmuz’dan sonra ise OHAL aracılığıyla demokratik alan neredeyse tamamen kapatılmıştır. Şimdi AKP önderliğinde, MHP ve ulusalcı kesimlerden oluşan bir “Yeni Milliyetçi Cephe” ile karşı karşıyayız. Bu cephenin ortaklık zeminini ise Kürt sorununda yaşanan gelişmeler ve özellikle de Rojava oluşturmaktadır.
  • Yeni Milliyetçi Cephe, OHAL dönemi ile birlikte onbinlerce kamu emekçisini açığa alarak veya ihraç ederek, çok sayıda demokratik kitle örgütünü kapatarak, HDP eşbaşkanları, milletvekilleri, belediye başkanları, yöneticileri ve üyelerini tutuklayarak, HDP’li belediyelere el koyarak, en küçük basın açıklamasına dahi olanak tanımayarak, aydınları, akademisyenleri hapse atıp işten çıkarmakla tehdit ederek ilerlemektedir. Bu dönem Türkiye emek ve demokrasi mücadelesi için oldukça zorlu bir dönemidir ve böyle olmaya devam edecektir; emek ve demokrasi güçleri bu yeni dönemin mücadele ihtiyaçlarına göre yeniden şekillenmeli ve kendi içindeki dizilişi yeniden gözden geçirmelidir.
  • Bu doğrultuda KESK, en geniş demokrasi cephesinin kurulması ve yeni dönemin giderek sertleşen koşulları karşısında en güçlü direniş hattının örülmesi için aktif bir rol oynamalıdır. Yeni Milliyetçi Cephe programı, elindeki siyasi iktidarı kullanırken, kitle tabanını da büyütmek ve güçlendirmek üzere politikalar ve söylemler geliştirmeye çalışmaktadır. Bu gidişatı tersine çevirebilecek ve bu cephenin tüm toplumsal değerlere karşı açtığı savaşın seyrini değiştirebilecek olan emek ve demokrasi güçlerinin önderlik edeceği yeni bir toplumsal dalgadır. KESK bu noktada üzerine düşeni yapmalı, Yeni Milliyetçi Cephe’nin siyaset hattında yarattığı tüm sorunlara içeren bir demokratik karşı duruşu geliştirebilmelidir.
  • Yeni ve belki de her zamandakinden daha sert bir mücadele döneminin eşiğinde dururken KESK, kendi yapısını ve iç işleyişini de buna göre düzenlemeli, mücadele dinamiklerini çoğaltan ve bir araya getiren bir çizgi izlemelidir. İçine girdiğimiz kongreler dönemi bunun için bir fırsata dönüştürülmelidir.
  • Yeni Milliyetçi Cephe’nin halka karşı saldırısı aynı zamanda, emek ve demokrasi cephesi içinde mücadele eden çok sayıda insana yönelen bir “irade kırma” ve “kişiliksizleştirme” boyutu içermektedir. Aktif mücadele içinde yer alan pek çok arkadaşımız açığa alınmakta veya ihraç edilmektedir. Yeni Milliyetçi Cephe saldırısı bu yolla emek ve demokrasi mücadelesini “insansızlaştırma”ya çalışmaktadır. Buna karşı yanıtımız kararlı ve tavizsiz bir dayanışma olacaktır. Dayanışma, önümüzdeki dönemin en devrimci politik eylemlerinden biridir: Yeni Milliyetçi Cephe saldırısını dayanışmamızla yeneceğiz.

 

Güç mücadeleleri dış dinamiklerin ve içerdeki dengelerin durumuna göre değişimler gösterecektir fakat şu anda görülen odur ki Türkiye’nin kısa dönemde mevcut durumdan demokratik bir seçenek çıkarması olası değildir. Büyük siyaset sahnesindeki yeni güç dengelerine demokratik nitelikli müdahaleler yapabilecek, demokratik cephede güç biriktirmemize olanak tanıyacak yeni siyaset hamleleri ve yeni oluşumlar aramak ve ortaya çıkarmak durumundayız. KESK bu demokratik cephe arayışının aktif, kurucu, birleştirici aktörü olmak durumundadır. Yolumuz açık olsun..

 Demokratik Emek Meclisi

12.11.2016

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here