Anasayfa Köşe Yazıları Devrimci muhalefete düşen göre

Devrimci muhalefete düşen göre

Paylaş

Gündem çok hızlı değişiyor. Kobani direnişinde gelinen nokta ve katliam olasılığına yönelik ortaya çıkan siyasal sonuçlar, şimdiden iktidarı, muhalefeti, sosyalist hareketleri, demokratları, Kürt Özgürlük Hareketini, yani kısaca herkesi bir biçimiyleyeniden düşünmeye sevk etti. İktidar HDP’nin çağrısıyla ortaya çıkan direniş çığlığını bastırmak için her türlü entrikaya başvurmaktan çekinmedi. Nihayetinde bu yetmedi ve İmralı’dan yardım istemek zorunda kaldı. Gece yarısı hükümet aracılığı ile HDP’ye iletilenÖcalan mesajının anlamı budur.

İktidar sivil faşistleri, IŞİD çetelerini, silahlı her türlü siyasal islamcı çeteleri devreye soktu. Polis devletini yeniden hortlattı, yetmedi sıkıyönetim ilanı anlamına gelebilecek sokağa çıkma yasakları ilan etti. Şimdi de polisin yetkilerini yeniden artıran yeni yasal düzenlemelere yöneliyor.

Parlamentodaki muhalefetin sayısal çoğunluğunu CHP ve MHP oluşturuyor. Fakat anlaşılan bu iki partiyi yeniden analiz etmek gerekiyor.

Uzun yıllardır neredeyse aynı söylemlerle politika yapan, seçimlerde, oylarının geçişken hale geldiği bu iki siyasi parti, Kobani meselesinde ayrı saf tuttular. MHP, tezkerede hükümete gösterdiği desteği sokakta da göstermeye devam etti. CHP ise tezkerede gösterdiği doğru tutumu hükümete yönelik eleştirileriyle devam ettirdi. CHP’nin bu tutumu ve siyasal yönelimini, Kürtlerle barışmaya yeter mi bilmiyorum. Ancak milyonlarca insanın ‘’sol’’ diye oy verdiği bu partinin Kobani meselesinde doğru siyasi tutum alması Kürt seçmenle CHP arasındaki açının biraz da olsa kapanmasına vesile olur. Kobani, bu süreçte neredeyse kendini solda tanımlayanların turnusolu oluyor. Türkiye’nin birçok meselesinde farklı düşünen sol siyasal güçlerin pratik olarak aynı alanlarda buluşmasını, ortak vicdana seslenmesini önemsiyorum.

Sol olarak görmediğim Aydınlık ve Sözcü gazeteleri iki yüzlü yaklaşımlarıyla, önce hem AKP’ye hem Kürtlere manşet çakıyor, fakat sonra birden AKP’nin saflarına düşerek, düşüncelerinin ana omurgası olan Kürt düşmanlığı kendini ele veriyor. Burada sorun kendini demokrat ve solcuolarak niteleyen çok sayıda kişinin bu gazeteleri okuması ve bu gazetelerin yaklaşımlarına göre tutum belirlemeleridir. Umarım şapkanın düştüğünün farkında olurlar.

HDP, DBP. DTK ve HDK’nın yaptıkları ortak basın açıklamasını eleştiren www.muhalefet.org internet sitesinin kendi logosu ile yazdığı yazı ise düşündürücüdür. Yazıda alay etme algısı oluşturma acizliğinin dışında barış sürecinin yutulamayan büyük bir lokma olduğu görünüyor. Bu da bugün için ‘Diyarbakır ile Kobani’nin ne alakası var’ sözüne paralel düşüyor. Çünkü aslında bir bakıma yapılan, barış sürecinde de Kobani sürecinde de, sözüyle, direnişiyle, madde madde ne istediğini net olarak her durumda ifade etmekten çekinmeyen bu mücadeleye çamur atmaya kalkmak, HDP-DBP-DTK-HDK’nın açıklamasında değinilen ‘pusuya yatan mekanizmalara’ destek vermek niteliğindedir.

Daha açık bir ifadeyle Muhalefet.org’un yazısındaki yaklaşım, durumu önemsizleştiren, kurumları itibarsızlaştıracak bir algının oluşmasına gayret etmiştir. Toplumu kapsayacak olan şiddet sarmalının olası sonuçları göz ardı edilmiş, devletin ve paramiliter güçlerin şiddetine maruz kalmadan, çözümün görüşmelerle yapılması gerektiğine dair ifade edilen önerideğersizleştirilmeye çalışılmıştır.

Bu yazı adeta, Kürt Özgürlük Hareketinin de içinde yer aldığı muhalefet cephesinin, AKP’nin ırkçı, mezhepçi, gerici politikalarına karşı duyarsız kaldığı izlenimi yaratan bir üslup kullanmakta, böylece toplumsal muhalefetin içinde ayrışmaların ortaya çıkmasının zeminini hazırlamaktadır.

Yapılan ortak açıklamadan “bir garip açıklama” diye söz edilmiş, oysa bu “garip” açıklamaya karşın yapılması gerekenin ne olduğuyla ilgili bir önermeye de yer verilmemiştir. Oysa hepimiz biliyoruz ki eleştiride samimiyetin ve tutarlılığın ölçütlerinden biri de eleştirilen tutuma alternatif bir hareket tarzının önerilmesidir.

Bu kadar çok sinir uçları olan bir ülkede, kendi kendini aşmış bir durum varken sükunet çağrısıyapmak ve görüşmeleri esas almak, facialara çözüm üretebilecek yaklaşımdır. HDP için üzerinde konuşulabilecek tek konu, ancak ‘sokağa’ çağrısı olabilir. Bu da CHP tarafından bile sosyolojik boyutuyla, kaçınılmazlığı ile açıklanmakta. Peki söz konusu yazı ne öneriyor öyleyse? Sokak çağrısı mı? Elbette hayır.

Bu yazı aslında Kürt muhalefetiyle eylemde bütünleşen sol-sosyalist muhalefet arasına girmeye çalışıyor. Bu yazı aslında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş’ı desteklememek için uydurulan içi boş yazıların benzeridir, dip not olması açısından bahsedilebilir, başka da bir önemi yoktur aslında.

Devrimci muhalefete düşen görev, AKP’nin bu kin ve nefreti karşısında sımsıkı ve bir arada durmaktır, artık birlikte mücadele için kimsenin bahane üretmeye hakkı yoktur. Sosyalizm mücadelesi de, sınıf mücadelesi de, demokrasi mücadelesi de, gericiliğe karşı mücadele de, kimlik ve inançların özgürlük mücadelesi de aynı zamanda Kobani’dir.

Sami Evren

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here