Anasayfa Haber DİLŞAH ÖZDİNÇ’İN İZLENİMİ : Ankara Numune Hastanesi’nde Bir Gün

DİLŞAH ÖZDİNÇ’İN İZLENİMİ : Ankara Numune Hastanesi’nde Bir Gün

Paylaş
                                                                                                                                                                                                          “Kalbinden başka mülkü olmayanların

yoktur rüyadan başka paylaşacağı”

Akif Kurtuluş

İlk katliam değil bu. Gizli katliamlar, aleni katliamlar, bilinen bilinmeyen, örtülü örtüsüz bir ansiklopedi yazılsa bu kaçıncı cilt olur? Katliamda hayatını kaybedenler, yaralananlar, geriye dönüşü olmayan sakatlıklar yaşayanlar, travmatik vakalar vs derken bu cildi tamamlamak mümkün değil gibi görünüyor. Bir de tanıklıklar var elbet. O tanıklıklardan en önemlisi şüphesiz o gün bu facia yaşandıktan sonra hastane bahçelerinde kriz masaları kurarak, yakınlarını merak eden, yakınlarına ulaşmaya çalışan insanlara yardım eden gönüllüler.

Numune Hastanesinde Kriz Masası’nda çalışan gönüllülerden bir çoğu bu katliamın en yakın tanıkları. Patlamanın olduğu ilk andan itibaren hastanelere koşmuş, gönüllü bir çalışmayla bir kriz masası kurmuş, yakınlarını bulmaya çalışan insanlara doğru bilgi vermeye çalışmış, yaralı yakınlarının ihtiyaçlarını gidermeye çalışmışlar. Yedi günün ardından gözleri kan çanağı, yüzleri solgun, yorgun bakışlarıyla yine de daha umutlu ve dirençli, o günü ve aslında Kriz Masasının ne yaptığını, ne yapacağını anlatmaya çalıştılar.

Önder Bayındır: Provakasyonu engelledik

Önder Bayındır, Kriz Masası’nda çalışan gönüllülerden biri. Bayındır, mitinge giderken patlama olduğunu öğrenmiş ve haberi duyar duymaz da soluğu miting alanında almış. Parçalanan bedenleri görmüş, yanık kokusuyla irkilmiş. Kan ihtiyacı anonslarını duyar duymaz da Numune Hastanesi’ne koşmuş.

“Hastane bahçesinde provakasyonlar olmaya başladı. İnsanlar çok öfkeliydi, yer yer tahrikler oluyordu ve bu çok ciddi bir provakasyon zemini oluşturuyordu. Fakat bu provakatörlere müdahale eden kimse yoktu. Elinde megafonla bir arkadaşımız çağrı yapıyordu ama insanlar yollara dökülmeye araçlara saldırmaya başlamışlardı bile. Ben Kürtçe bildiğim için daha rahat sakinleştireceğimi düşünerek megafonu alıp yüksek bir yere çıkıp insanları bahçeye çekmeye yönelik çağrılar yaptım. Bu şekilde akşama dek devam etti. Bu çağrılar işe yaradı. İnsanların proveke olmalarını engelledik.”

Önder Bayındır ve diğer gönüllüler başka hastanelerdeki yaralı listeleri gelmeye başladığında bir kriz masası oluşturmaya karar vermişler. Kriz Masasının ilk işi Numune Hastanesine gelen hasta yakınlarına, yakınlarını nerede bulabilecekleri bilgisini vermek olmuş. Elbette bu bilgileri doğru tespit etmek konusunda zorluklar yaşanmış. Kriz masası, kaybolanları, ismi bulunamayanları, yaralıları, vefat edenleri kaydetmeye başlamış ve bu arada başka bir gönüllü, diğer hastanelerle bağlantı kurarak sürecin hızlanmasına destek olmuş. Bu dayanışmayla birlikte “On Ekim Dayanışması” adıyla bir de internet sayfası açılmış. Bu sayfadan ihtiyaç listelerinin duyuruları yapılmış. Bu ihtiyaçlar kısa sürede bir çok gönüllü insan ve kuruluş tarafından karşılanmış.

Emine Yazıcı: Nakti yardım almıyoruz

Yine gönüllü isimlerden biri aynı zamanda yoğun bakım hemşiresi Emine Yazıcı da bir konuya özellikle dikkat çekmek istedi:  “Nakdi para yardımı yapmak isteyen insanlar da oluyor. Fakat kriz masasının doğrudan bu parayı alması mümkün değil. Bizim görevimiz nakdi yardım yapacak kişilerle buna ihtiyacı olan kişileri buluşturmak. Kriz masası olarak bizim para yardımı almamız mümkün değil”

KESK üyesi bir başka gönüllü ise şunları söyledi:

“Sadece hastane süreci değil, sonraki süreçleri takip etmek de önemli. Yaralanmış ya da yaralanmamışlar farketmez, orada bulunan bu olaydan etkilenen kim varsa hepsinin takibi yapılacaktır. Onları yalnız bırakmayacağız.”

13 kişi yoğun bakımda

Kriz Masasının verdiği bilgilere göre; Numune Hastanesinde 13 kişi yoğun bakımda olmak üzere 21 yaralının tedavisi sürüyor. Önder Bayındır’ın altını çizmek istediği konulardan biri de Hastane Yönetimlerinin Kriz Masasıyla işbirliği yapmaya yanaşmaması.

“Bahçeye bir çay ocağı kurma konusunda bile uğraşmak zorunda kaldık. Yaralı yakınları bunu talep ediyorlardı. Mesela Hacettepe Hastanesiyle uzun süre uğraştık keza Dışkapı Hastanesine kuramadık. Bir çay ocağı kurmak, insanların sadece çay ihtiyacını karşılamak için değildi. İnsanlar biraraya toplanıyorlardı. Biz onlara rahatca ulaşabiliyorduk. Duygusal olarak da buna ihtiyaçları vardı. Birbirlerine destek olabiliyorlardı. Sağlık Bakanlığının ‘hastaların barınma dahil her türlü ihtiyaçlarını karşılıyoruz’ açıklamasını duydum insanlardan. Oysa hiç bir şekilde onları buralarda göremedik.”

“Ailelere haberi vermek çok zordu”

Hayatını kaybeden insanların ailelerine, yakınlarına bu haberi vermek yine Kriz Masası’nda çalışan insanlara düşmüş. Hepsi bundan çok etkilenmişler.

“Ailelere bu haberi vermek çok zordu. Bir anne oturduğu yere yığıldı. Bunu unutamadım… Eve gidip üzerimi örttüm, yorgan bana çok fazla geldi. Ter basıyordu. Gidip yardım etmeliyim duygularıyla boğuşuyordum fakat ayakta duracak halim de yoktu. Bir kaç saat uyuduktan sonra sabah yine geldiğimde tek düşündüğüm şey başka bir yaralı yakınına vefat haberi vermek zorunda olmamaktı. Ne yazık ki cenazeleri biz vermek zorunda kaldık.”

“Hepimiz için zordu. Çünkü kendi öfkemiz, kendi çaresizliğimizi bir tarafa koyduk. Bizi de tahrik eden durumlara karşı sakin kalıp insanları yatıştırmak, insanları sakinleştirmek durumundaydık. Hayatını kaybedenlerin haberini ailelere vermek gibi ağır bir sorumluluk almak zorunda kaldık. Ben kendime henüz dönmüş değilim. Çünkü bu süreç hala devam ediyor. Ben kendi duygularımı tarif etmekten henüz uzağım.”

ODTÜ’den sandviçler

Numune, Dışkapı, Gazi, İbni Sina, Hacettepe ve diğer hastanelerde hala yaralılar tedavi altında.Kriz Masası yaralı yakınlarının ve ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor. Kriz Masası artık KESK’e devredilmiş durumda. Çünkü bu işin daha kurumsal yürümesi gerektiği düşünülmüş. Fakat gönüllüler katkı sunmaya devam ediyorlar. Özellikle öğrenciler, sabah ve ikindi öğünleri için kendi hazırladıkları sandviçlerle destek oluyorlar. Bunlar arasında ODTÜ öğrencilerinin küçük notlar yazarak hazırladıkları sandviçler herkesin yüzünde gülümseme yaratmış.

Bu dayanışma aynı zamanda  Barış’a dair umutları da çoğaltmış.

“Bu kadar güçlü bir yardımlaşma görmek bendeki umudu artırdı. Çünkü bu sahiplenme Barışı sahiplenişti. Şafaktan önceki zifiri karanlığa benzetiyorum bu süreci. Güneşin doğmasını bekliyorum.”

“Bu çok can yakıcı bir süreç ama bu süreç bizi daha güçlendiren bir duruma evrildi. Bu dayanışma hastalar için de çok önemli. Onlar da bu dayanışmayla birlikte kendilerini daha güçlü hissediyorlar.”

“Hepimiz travmatik bir süreçten geçiyoruz. Bu süreci dayanışmayla atlatacağız. Bu hepimizi iyileştiriyor.”

“Bu katliam göz göre göre yapılmış bir katliamdır. Biz de dahil herkes hala bir şok içinde. Bu sürecin sonrası da çok önemli. Asıl yüzleşmeler sonra başlayacak. İşte o yüzleşmelerde daha fazla dayanışmamız gerekecek.”

Psikolog Yeniada: Gönüllü bir çalışma

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ve Türk Psikologlar Derneği de yine kriz masasında süreci başından beri takip etmiş sivil toplum örgütleri. Yakınlarını kaybetmiş ya da patlamada yakınları yaralanmış kişilere dair takip süreçlerinin ilk andan beri devam ettiğini ve devam edeceğine ilişkin bilgiler aktardılar.

Türk Psikologlar Derneğinden, Uzman Psikolog Mübeccel Yeniada dernek olarak nasıl bir destek verdiklerini şöyle anlatıyor:

“Temelde bizim burada yürüttüğümüz şey daha ziyade desteklemeye yönelik. Bu faciadan etkilenen bireylere onlar için ne yapabileceğimizi sormak ve bu doğrultuda taleplerini karşılamak. Dernek kanalıyla gönüllü havuzundan bireysel çalışmalar grup çalışmaları vb. organize ederek sonraki süreçte de destek vereceğiz. Alanda olup kurtulan, yakınını kaybeden, yakını hastanede olan herkes bize ulaşabilir. Bu gönüllü bir çalışmadır ve herhangi bir ücret talep edilmez.”

Yaşar Çavdar: Tüm illerde çalışma yürüteceğiz

Hastaların travma etkisinde olduğunu ve hepsinin etkilenme süreçlerinin bireysel özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğini, tüm bu etkilerin taburculuk sürecinden sonra ortaya çıkacağını ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği olarak etkilenen kişilerin taburculuk süreci sonrasında da mutlaka takiplerinin yapılacağını belirten Yaşar Çavdar, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin APHB çatısı altında da tüm illerde çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

“Ankara’daki hastanelerden taburcu olan kişilerin takibi sürecek. Bunun dışında hastanelere girmeyen ama yaralanmış kişiler, hafif yaralı olanlar ve bizim ulaşamadığımız insanlar da var. Onlar da Afetlerde Psikosoyal Hizmetler Birliğine ve birliğe bağlı olan örgütlere tek tek ulaşabilirler.”

Yanardağ: Mesleki olmaktan çok insani bir dayanışma

Umut Yanardağ (Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi) ise APHB (Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği) çerçevesinde çalışmaların kolaylaştırıcılığı konusuna değinmek istedi:

“APHB, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, psikiyatristler ve PDR’cilerin oluşturduğu bir birlik. APHB ve diğer yapıların internet sayfalarında gönüllü çağrıları var. Psiko-sosyal destek verebilecek kişiler gönüllülük esasıyla başvurabilirler. Türkiye genelinde de bu ortaklaştırılacak. Bu mesleki bir dayanışmadan çok insani bir dayanışma. Bu insani dayanışmaya bizim mesleklerimizde çalışan herkes katılmalı. Ne kadar ortak hareket edersek o kadar az travmatize olur insanlar. Aynı zamanda gücümüzü de doğru kullanmış oluruz.”

Gazetecilere çağrı

Yaşar Çavdar’ın özellikle basın çalışanlarına bir uyarısı var. Kriz masasıyla iletişime geçmeden hasta ve hasta yakınlarıyla röportaj yapmamaları gerektiği konusunu dile getiriyor:

“İlk günler röportaj, fotoğraf alma vb şeyler yaşandı ama biz bundan endişeliyiz. Buna dikkat edilmesi gerekiyor. Bütün STK’lar ve basın, hastalara ilgi gösteriyor ama hastaların dinlenmeye de ihtiyacı var. Dayanışma içerisinde olmamız elbette çok önemli. Ama baştan beri şunu söylüyoruz. Kriz masalarıyla iletişim halinde olmadan hastaların ziyaret edilmemesi, özellikle basının röportaj talebinde bulunmaması gerekiyor. Hastalar aynı şeyleri anlatmaktan yorulmaya başladılar. Ne yapabiliriz diye düşünenlerin kriz masasına yada bağlantıda olduğu örgütlere ulaşması gerekiyor öncelikle. Hastaların daha fazla travmatize edilmemesi için bu gerekiyor.”

Travma geçiren bireylerin, uyku, iştah problemleri yaşayabileceklerini rahatsız edici rüyalar görebileceklerini belirten Mübeccel Yeniada bunların olağandışı bir durumda gösterilen olağan tepkiler olduğunu söyledi.

“Özellikle de olayı yaşayan insanların gözlerinin önüne rahatsız edici imgeler gelebilir. Ses ve koku bireyleri tetikleyebilir. Bunlar bu olağandışı olaylara verilen normal tepkilerdir. Bir süre sonra bunların azalmasını ve sonrasında da kaybolmasını bekliyoruz. Bu devam ettiği takdirde kesinlikle bize başvurmalarını istiyoruz.”

“Ağlamaya bile hakkımın olmadığını düşünüyorum”

Son sözler Önder Bayındır’dan:

“Ben henüz bu katliamla yüzleşmedim. Mesela hayatını kaybeden insanları hala bilmiyorum. Bir iki kez eve gittim ama televizyon izleyemedim. Bununla nasıl yüzleşeceğimi bilemiyorum. Fakat zihnimde fotoğraflar var. Alanda gördüğüm fotoğraflar. Yanık kokusu var… Fakat tüm bunların duygusuna bile bakamadım. Dokunsanız ağlayacak gibiyim. Ama buna bile hakkım olmadığını düşünüyorum. Bunun birebir acısını yaşayan insanları görmüşken kendi acımı yaşamaya henüz hakkım yok gibi geliyor. Çünkü sorumluluklarımız bitmedi… Dondum sanırım.” (DÖ/HK)

Başvuru için:

Türk Psikologlar Derneği Genel Merkez (Ankara)

Meşrutiyet Caddesi 22/12 06640 Kızılay – Çankaya / ANKARA
Telefon: +90 (312) 425 67 65
Faks: +90 (312) 417 40 59
Dernek Cep Tel: (532) 727 81 28
e-posta: bilgi@psikolog.org.tr

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi

Sezenler Cad. 20/13 Sıhhıye/Ankara
Telefon-Faks: 03122325238
GSM: 0530 200 1886 (Genel Başkan Bülent Karakuş)
e-posta: info@shudernegi.org

bia

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here