Anasayfa Ekoloji Doğa ve inanç merkezleri tahrip edilmekle yüz yüze

Doğa ve inanç merkezleri tahrip edilmekle yüz yüze

Paylaş

DERSİM (DİHA) – Eşsiz bir güzelliğe sahip Dersim doğası, Munzur, Pülümür ile Peri vadileri üzerinde yapılacak olan 26 baraj ve HES projesinin tehdidi altında. Bin 815 bitki çeşidi ve 43 endemik bitki türü yok olmakla yüz yüze bırakan bu söz konusu projeler, Alevilerin kutsal mekanları arasında yer alan ziyaretleri ve tarım alanları için de yıkımın bir diğer adım. Aynı zamanda Dersim’de 145 şirkete maden arama ve maden işletme yetkisi verilerek, adeta Dersim coğrafyası talana açıldı.

Herkesi kendisine hayran bırakan eşsiz Dersim doğası, tepkilere rağmen son yıllarda ardı ardına hayata geçirilen ve geçirilmek istenen baraj ve HES projeleri ile doğa katliamı ile karşı karşıya. Özellikle Pülümür ve Munzur Vadisi üzerinde yapılması planlanan 26 HES barajından 6’sının faaliyete girmesi Dersim’de iklim değişikliğine ve vadilerde bulunan endemik bitkilerin ve diğer canlıların yok olmasına neden oluyor. Dünya’da en önemli bitki alanlarından biri olan Munzur Vadisi, UNESCO tarafından 1971 yılında “Milli Park” olarak belirlenmesine ve koruma altına alınmasına rağmen, talan edilmekten kurtulamıyor.

42 bin hektarlık alanı kapsayan vadide, resmi rakamlara göre bin 518 bitki çeşidi yer alıyor. Üstelik bunların 43’ü de dünyada sadece Dersim coğrafyasında bulunuyor. Günümüzde hala devam eden biyolojik çeşitlilik araştırmalarında ise Dersim coğrafyasında bulanan bitki türlerinin ve endemik türlerinin sayısının çok daha fazla olduğu ifade ediliyor.

Dersim coğrafyasında doğal ortamında yetişen bu zengin bitki örtüsünü yok olmakla yüz bırakan sözkonusu baraj ve HES projelerinin yarattığı yada yol açacağı tehlike bununla sınırlı değil. Doğal bitki örtüsü üzerindeki tahribatın yanı sıra küçük bir orandaki tarım alanları ve Alevilerin kutsal mekanları arasında yer alan ziyaretler de yine bu projelerin hedefinde.

Son olarak Jara Gola Çeto ziyareti, DSİ tarafından Uzunçayır Barajı altında bırakılmak istenmiş ancak halkın tepkileri sonucu bu karardan geri dönülmek zorunda kalınmıştı. Dersim’de yapılacak olan bazı baraj projeleri ise şunlar:
680x680nc-der-22-02-15-dersim5
Munzur Vadisi üzerinde yapılaması planlanan ve yapılan barajlar

* Mercan HES- (İşletmede)
* Akyayık Barajı ve HES- (Süreç devam ediyor)
* Konaktepe Barajı ve HES 1- (Süreç devam ediyor)
* Konaktepe Barajı ve HES 1 – (Süreç devam ediyor)
* Kaletepe Barajı ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Bozkaya Barajı ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Pülümür Barajı ve HES – (İptal kararı alındı)
* Uzunçayır Barajı ve HES – (İşletmede)

Peri suyu baraj projeleri:

* Tatar Barajı ve HES – (İşletmede)
* Seyrantepe Barajı ve HES – (İşletmede)
* Pembelik Barajı ve HES – (Yapımı devam ediyor)

Diğer baraj projeleri:

* Haskar regülatörü ve HES- (Süreç devam ediyor)
* Dinar HES – (İşletmede)
* Pülümür Regülatörü ve HES – (İptal kararı verildi)
* Gökçeköy Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Armağan Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Abdalan Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Tagar HES- (Süreç devam ediyor)
* Derman HES – (Süreç devam ediyor)
* İnköy Regülatörü ve HES – (Süreç devam ediyor)
* Hakis Regülatörü ve HES – (İptal)
* Mutu Regülatörü ve HES -(EPDK iptal etti)

Baraj yetmedi birde maden ocakları…

Dersim doğası sadece bu barajlarla da katledilmiyor. Yer üstü güzelliklerinin dışında yeraltı zenginlikleri de sermayenin hedefinde. Yüzölçümü olarak değerlendirdiğinde kentteki madencilik faaliyetleri coğrafyanın yüzde 15-20’sine tekabül ediyor.

En büyük bela siyanür

Yürütülen madencilik faaliyetlerinde yeni tehdit ise altın, bakır ve gümüş gibi madenlerin çıkarılmasında kullanılan siyanür.

Siyanür hidrosiyanik asit ve bu asitten türeyen metal tuzlarından oluşan siyanür, yüksek konsantrasyona sahip olduğundan kaynaklı karıştığı toprak ve sudan çıkması neredeyse imkansız. Karıştığı toprak ve sudan meyve ve sebzelere oradan da insan vücuduna bulaşan bu kimyasal madde ölümlerin yanı sıra birçok hastalığı da adeta davetiye çıkartıyor.
680x680nc-der-22-02-15-dersim3
Siyanürün bu zararlı yanlarının önüne geçmek için şirketlerce kurulan arıtma tesislerinde, kükürt dioksit ile siyanürün zararlı etkilerinden arıtıldığı söylense de, bu yöntem bilim insanlarına göre bu yöntem siyanürü farklı zehirli bileşenlere ayrıştırmaktan öte olumlu bir sonuç üretmiyor.

Siyanür altın aramasında yüzde 82 kullanılıyor

Günümüzde zararları bilinmesine rağmen siyanürlü altın araması yapılmaya devam ediyor. Dünyada çıkarılan altının yüzde 82’si siyanürle aranmakta ve üretilmektedir. Bu yöntemin zararlı olduğu bilinmesine rağmen kullanımı devam etmekte.

Şimdiye kadar 100 şirkete “maden arama”, 45 şirkete ise “maden işletme” ruhsatının verildiği Dersim’de, henüz faaliyetlerine tam anlamıyla başlamayan bu şirketlerin maden arama ve işleme çalışmalarına başlamaları halinde HES ve barajlarla başlanan doğa yıkımı hızlandırılacak.

Ovacık tehlike alanı

Çalık Grubu’na ait Lidya Madencilik ile Uluslararası Madencilik Şirketi Rio Tinto bünyesinde faaliyet gösteren Alacer Gold’a bağlı Tunç Pınar Madencilik AŞ. tarafından Ovacık ilçesine bağlı Cevizlidere köyü Sin köyü ve Mamlis üçgeninde bulunan 80 bin hektarlık alanda yürütülen bu yönlü faaliyetlerde sondaj çalışmalarına başlandı bile.

Yöre halkının tepkilerine rağmen bu üçgendeki başlanılan maden çalışmaları kapsamında Ovacık’a bağlı Cevizlidere ve Merxo köyü alanında Tunç Pınar Madencilik AŞ. tarafından altın, molibden, bakır çıkarma faaliyetleri, Lidya Madencilik tarafından ise Sin köyünde bakır ve altın çıkarma faaliyetleri ile Ovacık-Hozat karayolu üzerinde bulunan Kararaoğlan-Balikan köyünde ise altın, molibden ve bakır çıkarmaya yönelik madencilik faaliyetleri sürüyor.

ÇED raporu için belgede sahtecilik

Üstelik, maden araması yapacak olan şirketler, Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) Yönetmeliği’ne göre 25 hektar ve üstü büyüklükteki alanlarda yapılacak tüm madencilik projeleri için ÇED raporu hazırlatmak zorunda oldukları için, bu süreci egale etmek için çalışma yapacakları alanı 25 hektarın altında gösterme yoluna başvuruyor. Bunun en açık örneği ise Ovacık-Hozat-Geyiksuyu üçgenini kapsayan alanın toplamı 5 bin hektarın üzerinde olmasına rağmen, belge üzerinde 25 hektarlık alan olarak gösterilerek maden şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda.

Maden haricinde doğada zarar görüyor

Bu saha, sadece yeraltı zenginlikleri ile dikkat çekmiyor. Bu bölge Dersim’de ormanların en gür olarak görüldüğü yerlerin başında geldiği gibi yaban hayatı içinde oldukça önemli bir bölge.

50 kilometrekarelik alanda 55 ton altın rezervi

Bu alanda yapılacak maden arama çalışmaları sonrasında 50 kilometrekarelik alanda maden şirketleri 50-55 ton civarında altın rezervine ulaşmayı planlıyor. Bu altın rezervlerinin haricinde alanda bolca bakır ve molibden madenide çıkarılacak.

Mahkemeden emsal karar

Dersim’de şu ana kadar 145 madencilik projesi mevcut. Dersim Valiliği, Nisan 2014’te Pertek ilçesinde bulunan Koçpınar köyündeki Mermer Ocağı Projesi için Elamer Madencilik Şirketi’ne “ÇED gerekli değildir” kararı vermişti. Bunun üzerine Elazığ 2. İdare Mahkemesi’nde, Avukat Barış Yıldırım tarafından açılan davada, mahkeme valiliğin “ÇED gerekli değildir” kararını durdurdu. Bu kararın diğer maden şirketleri içinde emsal karar teşkil etmesi bekleniyor.

Munzur Vadisi Milli Parkı’nın “1’inci dereceden Doğal Sit Alanı” olarak ilan edilmesi amacıyla başvurularda bulunduklarını ifade eden Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, Munzur Vadisi içerisinde yapımı planlanan büyük barajlardan biri olan Konaktepe Barajı ve HES I-II’nin durdurulması ve iptal edilmesi için hukuksal mücadele başlattıklarını kaydetti. Yıldırım, Pülümür Vadisi üzerinde inşa edilen baraj ve HES projeleri için de hukuksal girişimlerinin devam ettiğini aktardı.

Yapılacak olan barajlarla Dersim coğrafyasının dört bir yanının barajlarla çevrileceğini ifade eden Yıldırım, hukuksal ve demokratik mücadelenin birlikte yürütülmesi durumunda bu politikaların boşa çıkarılacağını ve herkesin bu projelere karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Yıldırım, Alevi inancının doğayı kutsal saydığını ve Alevilik ile doğanın iç içe yaşandığını ifade ederek, bu baraj projeleri ile bir yandan da Alevilik inancına saygısızlık edildiğini kaydetti.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here