Anasayfa Demokratik Emek Meclisi DOSYA: Emek hareketinin sorunları üzerine tartışmalar

DOSYA: Emek hareketinin sorunları üzerine tartışmalar

Paylaş

ÖZGÜRLÜKÇÜ SOL (DOSYA)-Emek mücadelesi, toplumsal mücadelenin temel dinamiklerinden biri olmasına karşın, bu alandaki mücadelenin giderek zayıflamakta olduğu hem Türkiye, hem de genel olarak dünya için gözlenen bir gerçektir. Emek hareketindeki bu daralmanın çok çeşitli nedenleri olmasına karşın bunlar arasında en temel olanı hiç kuşkusuz emek hareketinin yapısından kaynaklanan yapısal sorunlarıdır. Bu sorunlar, kapitalizmin geldiği aşamada ortaya çıkan yeni çalışma ilişkileri, yeni sermaye sistemi, emek ve sermaye arasında giderek karmaşıklaşan ilişkiler, işçi sınıfının geçirdiği değişikler gibi, temel gerçeklere uyum sağlayamayan sendikal paradigmaların henüz aşılamamış olmasından kaynaklanıyor. Sorun bu haliyle birçok çevre tarafından ortaya konulmuş ve bu konuda çeşitli tartışmalar yürütülmüştür.

Özgürlükçü Sol olarak emek hareketinin yeniden yapılandırılması ve yeni bir sendikal paradigmanın oluşturulması tartışmalarına katkı sağlamak amacıyla bu konuda çeşitli tarihlerde farklı yerlerde yayınlanmış yazıları bir araya topladık. Bu dosyadaki yazıların bu alanda yürütülen tartışmaların sadece bir bölümünü oluşturduğunu biliyoruz. Bu konuda bilgi birikimi oluştukça bu dosya da boyutlanacak ve daha kapsamlı hale gelecektir.

Zeynel Özgün-Emek Hareketinin Yapısal Sorunları

“…21. yüzyıl kapitalizmi, üretim süreçlerini yeniden örgütleyerek bu süreçteki her bir öznenin bir diğeriyle olan ilişkisini oldukça karmaşıklaştırmış, bu ilişkileri, çoğu zaman mevcut mücadele araçlarıyla baş edilemeyecek şekilde, çalışanların aleyhine olan yeni bir forma dönüştürmüştür. Bu değişim süreci içinde sermayenin birikim rejiminin biçimi eskisiyle kıyaslanmayacak şekilde değişmiştir. Makine kırıcılarından bugüne, emek ve sermaye arasındaki mücadelede değişen, evrimleşen özellikler, artık bu mücadele için kullanılan araçlarında da değişimini zorunlu kılmaktadır. Kuşkusuz sendika bu araçların başlıcasıdır.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Emek Hareketinin Yapısal Sorunları-Zeynel Özgün

  

Ebru Yıldırım- Sendikal Hareketin Krizi ve Çözüm Olanakları :

“…Kapitalizmin krizi sonucu ortaya çıkan neoliberal politikalar sonrası müzakere yürütülecek bir devlet ve siyasal erk modeli ortadan kalktığında yukarıda tariflenen ‘geleneksel sendikal anlayış’ da hızla üye ve itibar kaybına uğramış, eli ayağı bağlanmıştır. Esnek çalışma, hizmet sektörünün hızla büyümesi, çok uluslu şirket modellerinin sendikal örgütlenmeye uygun olmayışı, taşeron aracılığı ile çalışma, göçmen işçilerin yoğunluğu, yeni yasaların (ve elbet askeri darbe yasasının) sendikal mücadeleyi bertaraf ediciliği, kamunun piyasaya açılışı, beyaz yakalı işçilerin sınıf içerisinde oranının artmış olması … vb birçok ‘yeni’ durum karşısında Türkiye sendikal hareketi mücadelenin dışına düşmüştür. Neoliberalizmin tüm bu etkilerinin yanı sıra Türkiye’nin otuz yıl boyunca yaşamış olduğu kirli savaşın da sendikal hareketin krizinde etken olduğunu söylemek gerek.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Sendikal hareketin krizi ve çözüm olanakları-Ebru Yıldırım

Sami Evren- Çalışma Hayatı ve Sendikaların Değişen Rolü:

“…Sendikal hareketin karşı, karşıya olduğu sorunların bir kısmı, yapısal nitelikli. Emek ve mal piyasalarının durumuyla işyerinde üretimin örgütleniş biçiminden kaynaklanan sorunlar bu bağlamda değerlendirilebilir. Ama bunun yanı sıra, örgütlü işçi hareketini biçimlendiren yasal mevzuatın ve bu mevzuatın içinde yer aldığı siyasi ve ideolojik ortamın da, sendikaların toplumsal konumunu etkileyeceği açık. Buna bağlı olarak, sendikal stratejilerin de aynı ortamda oluştuklarını ve bu ortamdan etkilendiklerini dikkate almak durumundayız’”

 Yazının tamamı için tıklayınız: Çalışma Hayatı ve Sendikaların Değişen Rolü-Sami Evren

HDK-Genel Emek Komisyonu-Emek Hareketinin Yeniden Yapılanması:

“…Emek hareketinin yeniden yapılanması tartışmaları, sermayenin yeni birikim rejiminden, iktidar ilişkilerinden, işçi sınıfının yeni yapı ve bileşimiyle sermayenin saldırılarından ve de sendikaların bugünkü durumundan ayrı ele alınamaz. Sendikal örgütler yapısal bir değişim geçirmek zorundalar. Gelinen noktada kısmi düzenlemelerle sorunun çözülmesi olanaklı değildir. Yeni bir örgütlenme ve mücadele anlayışına ihtiyaç vardır. Sendikalar bu değişimi tamamlamakta ne kadar gecikirlerse, kayıpları o kadar fazla olacaktır.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Emek Hareketinin Yeniden Yapılanması- HDK Genel Emek Meclisi

Ahmet Asena- Emek Hareketi Yeniden Yükselebilir mi :

”… İşçi veya memur statüsünde, farklı iş kolunda hatta farklı işyerinde çalışan tüm emekçileri ve işsizleri kapsayacak, geniş bir örgütlenmeye şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır. Ne var ki, burada aşılması gereken bir başka sorun daha ortaya çıkmaktadır. Siyasal düzlemde giderek etkisizleşen temsili sistemin bir benzerini esas alarak, hiyerarşik bir yapıyla kurulmuş mevcut sendikal örgütlenme modelleri, yasal sınırlamalardan bağımsız olarak, böylesi bir çözüme olanak verecek durumda değildir. Bu nedenle tüm örgüt yapısının ve işleyişinin yeniden düzenlenmesi ihtiyacı kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Emek hareketi yeniden yükselebilir mi-Ahmet Asena

Ahmet Asena-Emek Hareketi ve Yeni Dönem:

“…Emek hareketi kendisini güçsüzleştiren nesnel nedenler karşısında gerçekten övgüye değer bir direniş ortaya koymakla birlikte, güç kaybını engelleyemedi. Bu olumsuz sonucun ortaya çıkmasının nedeni emek hareketinin kararsızlığı değildi. Esas neden bu nesnelliğin geri döndürülemez olması ve gelenekselleşmiş mücadele araçlarının bu nesnelliğe denk düşmemesiydi”

Yazının tamamı için tıklayınız: Emek hareketi ve yeni dönem-Ahmet Asena

Ahmet Asena-Emek Hareketi ve Yeni Örgütlenme Modeli:

“…Bütün bunlara rağmen görünen odur ki, emek hareketinin küllerinden yeniden doğabilmesi için cesaretle yeni denemeler yapmaya başlamaktan başka bir çare yoktur. Emek hareketi bunu başarabilecek tarihsel birikime sahiptir.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Emek hareketi ve yeni örgütlenme modeli-Ahmet Asena

Metin Özuğurlu-Sendikacılık Hareketinin Krizi ve Yeni Gelişmeler:

“…1980’ler boyunca emekçi kazanımlarına dönük olarak yeni-sağ eliyle yürütülen saldırı aşaması büyük ölçüde tamamlanmış gözükmektedir. Sovyet bloğunun çökmesinin ardından, küreslleşme adı verilen süreç içinde kozmopolit bir siyasal kültürle yeniden şekillenen burjuva cephesi, günümüzde egemenlik alanını yeni-sağcılığın ötesine taşıyarak çok daha genişletmiştir.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Sendikacılık Hareketinin Krizi ve Yeni Gelişmeler Üzerine Gözlemler-Metin Özuğurlu

Sayım Gültekin-Emek Hareketi, Sendikaların Durumu ve Çalışma İlkeleri:

“…Gerek nicel, gerek nitel olarak zayıflayan sendikal örgütlenmeler, bugünün ihtiyaçlarına yanıt üretmekten yoksun, emeğin ihtiyaçlarını ve emekçilerin örgütlenmesini göremeyen, kendinde politikleşmiş ama kendisi için sınıf olma özelliği taşımayan yapılara dönüşmüştür. Kendi ihtiyaçlarını yanıtlayan özgün bağımsız hat oluşturamamıştır. Tabi ki bu durumu analiz ederken tek başına sendikal örgütleri sorumlu tutmak yeterli olmaz. Türkiye solunun içinde bulunduğu ideolojik, politik, teorik, örgütsel bunalım emekçi örgütlerini de derinden etkilemiştir. Yine dış ve iç etkenler olarak nitelediğimiz sermaye ve iktidarların baskısı, sendikaların iç sorunları sendikal hareketin gelişiminde büyük engeller teşkil etmektedir.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Emek Hareketi, Sendikaların Durumu ve Çalışma İlkeleri-Sayım Gültekin

Zeynel Özgün-Kazova Direnişi Neyi İşaret Ediyor:

“…Ancak 21. Yüzyıla gelinceye kadar hem yapısal hem de biçimsel açıdan çok büyük değişiklikler gösteren kapitalizm, eskiye göre daha çok karmaşık hale getirdiği çalışma biçimlerinin de etkisiyle işçilerin kullandığı bütün mücadele araçlarının işlevini büyük ölçüde zayıflatmayı ve işçi sınıfının elindeki en önemli silah olan grevi büyük oranda etkisiz hale getirmeyi başardı. Uzun yıllardan beri kitlesel grevlerin yapılamaması, bunun yerine az sayıdaki işçiyle uzun soluklu eylem süreçlerinin yaşanması, gerçekleştirilen grevlerin sonunda ise kayda değer kazanımlar elde edilemeden, yani işçi sınıfının mücadele birikimine yeni deneyimler katamadan bunların etkilerinin zaman içinde sönümlenmesi, emek mücadelesinin bu açmazlarını Türkiye’de de açık olarak ortaya koyuyor.”

Yazının tamamı için tıklayınız: Kazova direnişi neyi işaret ediyor-Zeynel Özgün

 

Zeynel Özgün-KESK’in Seçimi:

“…KESK, mahkûm edildiği işkolu sınırlamalarından kurutulup, kamu emekçilerinin yanı sıra Gezi direnişi ile varlığı daha da görünür hale gelen ve önemli bir emek öznesi olan beyaz yakalıları, kent yoksullarını, kayıt dışı çalıştırılan emekçileri, ev işçilerini, göçmen işçileri, işsizleri, emeklileri kapsayacak geniş ve hak temelli bir sendikal örgütlenmenin temelini oluşturacak anlayışı hayata geçirmelidir.

Yazının tamamı için tıklayınız: KESKin seçimi-Zeynel Özgün 

 

Zeynel Özgün-Yeni KESK’i Kuralım:

“…İş kolu sendikacılığı artık bugün, sendikal hareketin kendi içine kapanmasına ve giderek etkisizleşmesine yol açıyor. İşçi sınıfı mücadelesinin bu güne kadar ortaya çıkardığı en önemli silah olan grev de sermaye güçlerinin oyunları ve yeni uygulamalarıyla oldukça zayıfladı, nerdeyse kullanılamaz bir araç haline geldi. Grev yapmak zorlaştırıldı. Başlatılabilen grevler de çoğu zaman ya sonuçsuz kaldı ya da etkisizleşerek sönümlendi. Daha önceleri TEKEL direnişi, bugün de başladığı gün biten ÇAY-KUR grevi ve etkisi tartışılan/tartıştırılan THY grevi bu konudaki güncel örnekler oldu.

Yazının tamamı için tıklayınız: Yeni KESKi kuralım-Zeynel Özgün

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here