Anasayfa Haber Dünya Kadın Yürüyüşü’ne katılan kadınlar, yürüyüşün Mezopotamya’nın beşiğinde yapılmasının “öze dönüş” için...

Dünya Kadın Yürüyüşü’ne katılan kadınlar, yürüyüşün Mezopotamya’nın beşiğinde yapılmasının “öze dönüş” için sağlam bir adım olduğunu ifade etti.

Paylaş


 Dünya Kadın Yürüyüşü’ne katılan kadınlar, yürüyüşün Mezopotamya’nın beşiğinde yapılmasının “öze dönüş” için sağlam bir adım olduğunu ifade etti. Ekoloji aktivisti Alman Leire Ibarwren, Avrupa’daki suni-yapay özgürlük anlayışına karşı Kürdistan’daki özgürlük anlayışının farkına işaret ederken, acılara mahkum edilmiş topraklardan dirilişin haykırılmasının tarihi öneme sahip olduğunu vurgulayan Cizîrê Kantonu Kadın Bakanı Sıhem Kiryo ise bu kadın yürüyüşünün özgürlük halayına dönüşmeden durmayacağını vurguladı.

680x680nc-mardin-kadinlar-rop1

Dünyanın 17 farklı ülkesinden kadınların, Kürdistanlı kadınlar ile Mardin Nusaybin’den başlattıkları Dünya Kadın Yürüyüşü (DKY), Kürdistan ve Türkiye ayaklarından sonra Ekim ayında Portekiz’de son bulacak. Rojava kadın devrimine atfen yapılan yürüyüşte dün Nusaybin ile Cizîrê Kantonu’nun Qamişlo kenti sınırlarında karşılıklı bir araya gelip, özgürlük taleplerini haykıran kadınlar, var olan sınırları da anlamsızlaştırdı. Yürüyüşe katılan kadınlar, yürüyüşün kendileri ve kadınlar açısından ne anlam ifade ettiğini değerlendirdi.

‘Türk devleti katılımı engellemek istedi’

Başladıkları yürüyüşün köleleştirilen bir toplumda yaşayan kadınlar için büyük bir adım olduğunu ifade eden Kongreya Jinên Azad (KJA) aktivisti Hatice Ayaz, kadın direnişinin açığa çıkardığı bu direnişin yeni direnişlere gebe olduğunu vurguladı. Kadınların bu birlikteliğinin uzun vadede çok önemli sonuçları açığa çıkaracağını belirten Ayaz, “Kadın yürüyüşü, ataerkil devlet zihniyetine karşı çıkıştır. Türk devleti de Dünya Kadın Yürüyüşü’nün Kürdistan’da olmasını engellemeye çalıştı. Yürüyüşe yaklaşık 500 kişi katılacakken 200 kişi katılabildi. Kadınların çoğu, çıkarılan vize sorunları nedeniyle Türkiye’ye giriş yapamadı. Devletler kadınların örgütlenmesi ve birleşmesini istemiyor. Türk devleti de bu devletlerden bir tanesi. Ama tüm engellemelere rağmen görkemli yürüyüşümüzü gerçekleştirdik” diye belirtti.

Özgürlük yürüyüşlerine her daim devam edeceklerini dile getiren Ayaz, “Dünya kadınlarıyla iki gün boyunca bir arada kaldık. Sorunlarımızı konuştuk, çözüm arayışı içine girdik. Gördük ki yüreklere dokunarak birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Dünya kadınlarıyla başlattığımız yürüyüşümüz her alanda devam edecektir” ifadelerini kullandı.

‘Kadınlar kendilerini savunacakları ordular kuruyor’

Almanya’dan yürüyüşe katılan ekoloji aktivisti Leire Ibarwren ise kadın yürüyüşünün bu yıl Kürdistan’dan yapılmasının önemi üzerinde durdu.
Kürt kadınlarını tanımak amacıyla Nusaybin’e geldiğini belirten Ibarwren, farklı ülkelerden olsalar da kadınların aynı sorunları yaşadığına işaret etti ve “Kürt kadınları çok acı çektiler. Ama Avrupa’da özgürlük olduğunu düşünmüyoruz. Suni yapay bir özgürlük anlayışı var Avrupa’da. Kürdistan’da ise bu çok farklı. Kadınlar kendini savunacakları ordular kuruyorlar. Derneklerde örgütleniyorlar. Bilinçli bir özgürlük beraberinde geliyor. İşte bu yüzden Dünya Kadın Yürüyüşü’nün Kürdistan’da başlaması çok önemli” değerlendirmesinde bulundu.
‘Kürdistan’a ilk kez geldim, ama son olmayacak’

Ibarwren, Almanya’ya döner dönmez ülkesindeki kadınlara Kürdistan’daki kadınları anlatacağını da ifade etti. Ibarwren, “Kültür farklılıklarımız var. Ama gördüklerim beni çok şaşırttı. Hem çok misafirperverler hem de çok sıcak ve samimiler. Birbirimizle konuşarak anlaşamasak da beden diliyle ortak dili yakaladık. Kürt kadını üzerinde araştırma yapmayı ve tez hazırlamayı düşünüyorum. Kürdistan’a ilk kez geldim, ama son olmayacak” diye belirtti.

Acılara mahkum edilmiş topraklarda dirilişin haykırılması tarihi önemde’

Farklı kültürlerdeki kadınların Kürdistan’da bir araya gelmesinin önemi üzerinde duran Cizîrê Kantonu Süryani Kadın Bakanı Sıhem Kiryo ise acılara mahkum edilmiş topraklardan dirilişin haykırılmasının tarihi öneme sahip olduğunu ifade etti.

Ortadoğu’da kadınların gözyaşlarının bir olduğunu vurgulayan Kiryo, “Hayatındaki tüm karar organları elinden alınmış kadın, Ortadoğu’da daha köleleştirilmiş ve kimliğine yabanlaştırılmıştı. Kürt, Türk, Süryani, Arap, Alman ve diğer kimlikteki kadınlarla Kürdistan’da bir araya gelmek, Ortadoğu’da barışı daha sağlam adımlarla inşa etme anlamına geliyor. Kadın yürüyüşü bugün burada başladı ama bu yürüyüş, özgürlük halayına dönüşmeden durmayacak” dedi.

‘Rojava devrimi tüm dünyaya yayıldı’

KESK Genel Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy ise Kürdistan’da direniş teması ile gerçekleştirilen yürüyüşün anlamlı olduğunu kaydetti. Yürüyüşün önemli sonuçları olacağını ifade eden Atasoy, Rojava devrimiyle birlikte sınırların anlamını yitirdiğine işaret ederek, “Rojava devrimi tüm dünyaya yayıldı. Şu an direnişin yükseldiği yerden yürüyüş başlaması çok anlamlıdır. Yürüyüşün hem katılımcısı hem de örgütleyicisi olmaya devam edeceğiz. 8 Mart öncesine denk gelmesi ve direniş temasının öne çıkması tüm kadınlar için anlamlı oldu” ifadelerini kullandı.

‘Öze dönüş için sağlam bir adım’

Yürüyüşe katılan Diyarbakır Aram Tigran Konservatuarı öğrencisi Ayşe Macit de yürüyüş için Nusaybin’e gelmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Gelinen aşamada kadınlar olarak büyük bir sorumluluk taşıdıklarını ifade eden Macit, “Dünya kadınlarının özgürlük yürüyüşünü bizimle başlatması çok önemli. Kadınların yaşamın her alanında yozlaşmaya tabi tutulduğu bir dönemde, öze dönüş için büyük ve sağlam atılacak bir adım olduğunu düşünüyorum” dedi.

Neolitikten bu yana kültürün taşıyıcıları olan kadınların yozlaştırıldığına dikkat çeken Macit, “Kültür bir asimile aracı haline dönüştürüldü. Ben bir kadın hem de bir müzisyen olarak yürüyüşe katılmak istedim. Kültürde yaşanan asimilasyonu ve kültür yozlaşmasını kadınların değiştirebileceğine olan inancımla kadın yürüyüşüne dahil oldum. Yürüyüşe katılan tüm kadınlar gibi benim de beklentim yüksektir” diye belirtti.

Asimilasyon sistemi ve emperyalist güçlerin yarattığı kültür yerine devrimci kültürü yaratmak istediklerini belirten Macit, kültür mirasını Kürt kadını ve Ortadoğu kadınlarının devraldığını kaydederek, şunları söyledi: “Eğer bir devrim olacaksa önce hayatın alanlarından başlanılmalıdır. Önce kültür alanında başlanılmadır. Kültür ile kadın eş değerdir. Gelecek nesiller kültür mirasının bırakılması gerekiyor.” MARDİN (DİHA)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here