Anasayfa Haftanın Yazısı Düşünce umutsuzluğa düşme cesaretidir – Giorgio Agamben

Düşünce umutsuzluğa düşme cesaretidir – Giorgio Agamben

Paylaş

Her tür radikal düşünce her zaman en uç çaresizlik pozisyonunu benimser. Simone Weil “Boş umutlarda teselli bulan insanlardan hoşlanmıyorum” demişti. Bana göre, düşünce tam olarak budur: umutsuzluğa düşme cesareti. Kim bunun iyimserliğin zirvesi olmadığını söyleyebilir ki?


Giorgio Agamben

Çeviri: Ayşe Boren


[Arkeolojik yöntem] Yunanca hem “başlangıç” hem de “buyruk” anlamına gelen arkhe’ye yönelik bir arayıştır. Bizim geleneğimizde, başlangıç hem bir şeye kaynaklık eden hem de onun tarihine hükmeden şeydir. Fakat bu başlangıç ne tarihlendirilebilir ne de kronolojik olarak konumlandırılabilir: Nasıl ki psikanalize göre çocukluk yetişkinin zihinsel faaliyetini belirliyorsa, ya da astrofizikçilere göre büyük patlamayla oluşan Evren günümüzde hâlâ genişlemeye devam ediyorsa, başlangıç da şimdiki zamanda etki etmeye devam eden bir kuvvettir. Bu yöntemin tipik örneği, hayvanın insana dönüşmesidir (anthropogenesis): Bunu, çoktan olmuş olması gereken bir olay olarak tahayyül ederiz ama aslında bu bir defada olup bitmiş bir şey değildir. İnsan her zaman insan olma halindedir; dolayısıyla, her zaman insandan başka bir şeydir; hayvandır. Felsefe, akademik bir disiplin değil, insanın, durmaksızın gerçekleşen ve insan türünün insanlığını ve insandışılığını belirleyen bu olaya göre kendisini değerlendirmesinin bir yoludur.

Sık sık insanların beni kötümser bulduğuna tanık oluyorum. İlkin, kişisel düzeyde, böyle bir durum katiyen söz konusu değil. İkincisi, kötümserlik ve iyimserlik kavramlarının düşünceyle hiçbir alakası yok. Debord sık sık Marx’ın bir mektubunda yer alan şu cümleyi alıntılardı: “İçinde yaşadığım toplumun umutsuz koşulları beni umutlandırıyor.”* Her tür radikal düşünce her zaman en uç çaresizlik pozisyonunu benimser. Simone Weil “Boş umutlarda teselli bulan insanlardan hoşlanmıyorum” demişti. Bana göre, düşünce tam olarak budur: umutsuzluğa düşme cesareti. Kim bunun iyimserliğin zirvesi olmadığını söyleyebilir ki?

Çağdaş olmak, çağın karanlığının bize yönelttiği çağrıya cevap vermektir. Durmadan genişleyen bu evrende bizi en uzaktaki galaksilerden ayıran mesafe öyle bir hızla açılıyor ki bu galaksilerdeki yıldızların ışığının bize ulaşması asla mümkün olmayacak. Karanlığın içinde, bize ulaşmaya çalışıp da bir türlü başaramayan bu ışığı algılamak – çağdaş olmak işte budur. Şimdiki zaman, bizim için yaşaması en zor şeydir. Çünkü başlangıç, geçmişle sınırlı bir şey değildir: Benjamin’in çok güzel bir imgeyle ifade ettiği gibi başlangıç, bir kasırga, şimdiki zamanda bir yarıktır. Ve biz de bu uçuruma doğru sürükleniyoruz. İşte bu yüzden, şimdiki zaman, yaşanmadan kalan şeyin ta kendisidir.


Kaynak: e-skop
Juliette Cerf’in Giorgio Agamben’le yaptığı söyleşiden seçilmiş pasajlar (“Thought is the Courage of Hopelessness: An Interview with Giorgio Agamben”)
* Agamben’in Marx’tan aktardığı cümlenin orijinali biraz farklı: “Yaşadığımız zaman hakkında fazla olumlu düşüncelerim olduğu söylenemez; fakat buna rağmen bugünden ümidimi kesmiyorsam, bunun tek sebebi, tam da bu ümitsiz durumun bana ümit vermesi.” Kaynak: www.marxists.org
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here