Anasayfa Haber Ege Bölgesi Demokrasi ve Barış Konferans sona erdi

Ege Bölgesi Demokrasi ve Barış Konferans sona erdi

Paylaş

Aydın, yazar, akademisyen ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen “Ege Bölgesi Demokrasi ve Barış Konferansı” sona erdi. Konferansın sonuç bildirgesinde, PKK Liderinin çözüm için sunduğu 10 madde ile Türkiye’de radikal demokratik bir dönüşümün hedeflendiği belirtilerek, demokratik bir toplumu inşa sürecinde, devletin üzerine düşen sorumluluklarını acilen yerine getirmesi gerektiği ifade edildi.

İzmir’de Tepekule Kongre Merkezi’nde aydın, yazar, akademisyen ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen “Ege Bölgesi Demokrasi ve Barış Konferansı”nın sonuç bildirgesi açıklandı. 2 gün süren atölye çalışmaları ile çerçeve sunumların raporlarının okunmasının ardından sonuç bildirgesini sanatçı İlkay Akkaya okudu. Akaya, konferansta iki günlük çalışma boyunca “Ortadoğu’da Kürt Sorunu ve Barış, Rojava Devrimi’nin Anlamı; Demokratikleşme Süreci, Demokratik Özerklik ve Barışın Ekonomi Politiği, Soykırımlar, Dini, Etnik, Kültürel Çatışmalar, Kırımlar, Sürgünler, Barışın Toplumsallaşmasının Yol ve Yöntemleri, Hakikat Arayışı, Kadının Barışı” başlıkları altında dört ayrı atölye çalışması ve sunumlar gerçekleştirildiğini söyledi.

2010’dan bu yana Ortadoğu’yu da saran ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan isyanların, işçi sınıfının, sol ve demokratik muhalefetin zayıflığı nedeniyle kısa sürede karşı devrimci kuşatmalar ile karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Akkaya, bu isyanların kapitalizmin yapısal krizinin bir sonucu ortaya çıktığını belirtti. Suriye’de yaşanan iç savaşın aynı zamanda bölgesel güçlerin hegemonya çatışmalarının bir sonucu olduğunu söyleyen Akkaya, Türkiye’nin emperyalist zincirde bir üst seviyeye çıkma, bölgesel güç olma hevesinin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti.

‘Rojava Devrimi büyük bir umuda dönüştü’

680x680nc-izm-15-03-15-konferans-sonuc1

Rojava Devrimi’nin Suriye ve Ortadoğu halklarının maruz bırakıldığı karşı devrimci kuşatmayı yaracak üçüncü bir seçeneği olanaklı kıldığını ve Türkiye’nin bölgesel güç olma politikalarının çökmesine yol açtığını söyleyen Akkaya, “Rojava’da aynı zamanda bir toplumsal devrime dönüşme çabası içinde olan bir siyasal devrim gerçekleşmiştir. Tüm halkların, inanç ve kültürlerin bir arada, kadın özgürlükçü, eşitlikçi, ekolojik, özgür ve özerk bir toplumsal yapı içinde yaşayabilmesinin bir imkanı anlamına gelen bu devrim derinleştirilebildiği ve büyütülebildiği oranda sadece Suriye halkları için değil, tüm Ortadoğu halkları için de daha büyük bir umuda dönüşecektir” dedi.

’10 madde radikal demokratik dönüşümü hedefliyor’

Kürt sorununun çözümüne dair HDP heyeti ile hükümet yetkililerinin ortak bir açıklamayla kamuoyuna duyurduğu 10 maddenin de konferans gündeminde önemli yer tuttuğunu ifade eden Akkaya, genel kapsamı itibariyle söz konusu 10 maddenin Türkiye’nin toptan ve radikal demokratik dönüşümünü hedeflediğini söyledi. Müzakere masasının taraflarının Türkiye’nin bütün ezilenleri, baskı altındaki kimlikleri ve yok sayılanları olduğunu söyleyen Akkaya, “Konferansımız, bu müzakere masasını gerçekten çok taraflı hale getirmek ve Türkiye’nin bütün ezilenlerinin yakıcı talep ve beklentilerini gündemleştiren bir doğrultuya evriltilmesini düşünmektedir. Söz konusu 10 maddenin başlıkları salt siyasi ve idari dönüşümlerin ve kimlik taleplerinin kabulünün ötesinde toplumsal alanı ve iktisadi düzeni de tartışmaya açmakta ve müzakere konusuna çevirmektedir” diye kaydetti.

‘Demokratik özerklikler demokratik cumhuriyetle yaşam bulabilir’

Yeni aşamada demokrasi ve barış uğruna sürdürülecek olan mücadelenin başat hedefinin mevcut tekçi, asimilasyoncu, militarist, bürokratik, merkeziyetçi, pahalı ve kaynak yutan devlet yapısının bir demokratik cumhuriyet yönünde dönüştürülüp aşılması olduğunun altını çizen Akkaya, “Bu dönüşüm süreci, yerelin merkez karşında güçlendirildiği, kaynak ve yetki dağılımının buna elverişli hale getirildiği, yerel kaynakların tasarrufunda önceliğin yerel karar süreçlerine bırakıldığı, karar süreçlerinin öz yönetim ilkeleri çerçevesinde yaşam bulduğu, dayanışmacı, piyasa dışı, komünal, ekolojik örgütlenmelerin de bu süreçlerde aktif rol oynadığı bir demokratik özerkliği gerektirir. Kısacası demokratik özerklikler ancak bir demokratik cumhuriyet çerçevesinde yaşam bulabilir” dedi.

Talepler yerine getirilmeli

Barışın toplumsallaşması yoluyla demokratik bir toplum inşa sürecinde hem barış için müzakere masasına oturan devletin hem de barışın diğer taraflarının acilen yerine getirmesi gereken sorumluluklar olduğunu söyleyen Akkaya, Ege Bölgesi Demokrasi ve Barış Konferansı olarak devletten yerine getirmesini talep ettikleri sorumlulukları şöyle sıraladı:

* Hakikat komisyonları, erk iktidardan bağımsız sivil inisiyatiflerin denetiminde kurulmalı ve işlemeli; Hakikat komisyonları resmi olarak koruma altına alınmalı, tanıkların ifadelerini toplamalı, soruşturmaları yürütmeli, araştırma yapmalı, halka açık duruşmalar düzenlemeli ve bunların sonunda raporlar hazırlamalı.

* Toplu mezarlar uluslararası standartlara uygun biçimde açılmalı, failler ve tüm sorumlular tespit edilip cezalandırılmalı.

* Zaman aşımına uğrayan insan hakkı ihlali davaları adil bir şekilde yeniden yargılanma sürecine girmeli.

* İç güvenlik yasa tasarısı derhal geri çekilmeli, Terörle Mücadele Yasası kaldırılmalı.

* Karakol ve kalekol yapımı, insansızlaştırma için yapılan barajların inşaatı durdurulmalı.

* Egemen kültür dışında tüm kültürleri yok sayan homofobik, militarist, cinsiyetçi, ayrıştırıcı ve ayrımcı eğitim sistemi bir bütün olarak yeniden dizayn edilmeli.

* Anadilinde eğitim ve sağlık hakkı başta olmak üzere tüm kamusal alanda anadilinde hizmet alma hakkı acilen sağlanmalı.

* Siyasi affın koşulları yaratılmalı, hasta tutsaklar acilen serbest bırakılmalı.

* Korucu sistemine derhal son verilmeli. Korucuların silahsızlandırılması acilen sağlanmalı.

* Savaşın yarattığı ekolojik tahribata karşı ekolojik dengeyi koruyacak bir toplumsal barış inşa süreci devam ettirilmeli.

* Kadın özgürleşme hareketlerinin yıllardır sürdürdükleri ve mücadeleyle elde ettikleri tüm kazanımları hiçe sayacak şekilde patriarkal dilin egemen bir söylem olarak yeniden üretildiği bir siyasal hegemonya ile karşı karşıyayız. Bu dil acilen terk edilmelidir.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here