Anasayfa Emek Eğitim Sen Kadın Sekreterliği: “Öğretim Yılı Başlarken Kız Çocukları Eğitim Sisteminin Neresinde?”

Eğitim Sen Kadın Sekreterliği: “Öğretim Yılı Başlarken Kız Çocukları Eğitim Sisteminin Neresinde?”

Paylaş

2015-2016 eğitim öğretim yılı birçok sorunla açıldı.  Bu sorunlardan biri de kız çocuklarının durumu… Eğitim Sen Kadın Sekreterliğimiz, bugün bir basın toplantısı düzenleyerek bu durumu değerlendirdi. KESK Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısına Genel Sekreter Sakine Esen Yılmaz, Genel Eğitim Sekreteri Elif Çuhadar, Genel Basın Yayın Sekreteri Hanım Koçyiğit ve Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit katıldı.

EgitimSenKadinMYK

Basın açıklamasını okuyan Ebru Yiğit,  eğitim ve bilim emekçisi kadınlar ile kız çocuklarının dezavantajlı başladığı bu eğitim öğretim yılında da milyonlarca kız çocuğunun eğitim hakkını kullanmasının zorlaştırıldığını söyledi. Kız çocuklarının %93’ünün, erkek çocuklarının ise %95’inin ilkokula gittiğini belirten Yiğit, okullaşma oranlarındaki en büyük farkın üniversite eğitiminde yaşandığını ifade etti.

Eğitim Sen Kadın Sekreterliği tarafından yapılan açıklama şöyle:

“2014-2015 eğitim öğretim yılına büyük sorunlarla ve silahların gölgesinde başlıyoruz. Eğitim ve bilim emekçisi kadınlar ile kız çocuklarının dezavantajlı başladığı bu eğitim öğretim yılında da milyonlarca kız çocuğunun eğitim hakkını kullanması zorlaştırılmaktadır.

Laik, bilimsel, parasız ve anadilinde eğitim hakkını görmezden gelen AKP, eğitim sistemini daha da içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Öyle ki, 2014 yılında açıklanan ‘’Dünya Cinsiyet Eşitsizliği’’ raporunda, 120. sırada bulunan Türkiye, 5 sıra düşerek 125. sıraya gerilemiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitimde büyük reformlar yaptıkları iddiasının aksine dünya ortalamasına baktığımızda Türkiye’nin içinde bulunduğu durum daha net görülmektedir. Rapor içinden örneklere bakacak olursak Türkiye’de:

  • Kız çocuklarının %93’ü, erkek çocuklarının ise %95’i ilkokula gidiyor.
  • Okullaşma oranlarındaki en büyük fark üniversiteeğitiminde yaşanıyor. Erkeklerin üniversiteye gitme oranları kadınlara göre %11 daha fazla.
  • Kadınların %92’si erkeklerinse %98’i okuma yazma biliyor.
  • İnternet kullananların sadece %35’ini kadınlar oluşturuyor.
  • Üniversitelerde araştırma faaliyetlerine katılanların üçte ikisi erkek.
  • Her dört kadından biri part time çalışırken erkeklerin ise sadece %6’sı part time çalışıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu [TÜİK] verilerine göre, 6 yaş ve yukarı nüfus içinde okuma yazma bilmeyen kadınların oranı %8, erkeklerin ise %1,7’dir. Okuma yazma bilmeyen her 10 kişiden 8’ini kadınlar oluşturmaktadır. Bu eğitim hakkının kullanılmasında kadına yönelik ayrımcılığın ne durumda olduğunu göstermektedir.

Eğitimi dini referanslarla yeniden oluşturan AKP milyonlarca çocuğun parasız, laik, bilimsel ve anadilinde eğitim hakkını görmezden gelmektedir. Okula başlaması gereken çocuklar devlet tarafından katledilirken, tekçi ve asimilasyoncu eğitim sistemi içerisinde anadil hakkı engellenmektedir. MEB’in 2014 yılında açıkladığı verilere göre Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde; erkek çocukları kız çocuklara göre daha fazla okula gitmektedir. Ortalama %6-7’ye denk gelen bu fark; anadilde eğitimin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunun göstergesidir.

Yine 2014 yılında, Türkiye ortaöğretim çağında okullaşma oranının en az olduğu üç OECD ülkesinden biridir. Liselerde kız çocuklarının okullaşma oranı değerlendirildiğinde ise OECD ülkeleri sıralamasında sonunculuğu elden bırakmamıştır. Türkiye’de her 100 erkek lise öğrencisine karşılık 85 kız öğrenci bulunmaktadır.

Öte taraftan 4+4+4 eğitim sistemi, çocuk yaşta evlendirme ve çocuk işçiliği sömürüsünü yaygınlaştırmaktadır. MEB´in resmi verileri 4+4+4 ile örgün eğitimin 12 yıla çıktığı tezinin koca bir yalan olduğunu göstermektedir. İlköğretim çağında olup da okula gitmeyen kız çocuklarının sayısı aynı durumdaki erkek çocuk sayısından ortalama olarak 600.000 daha fazladır. Sadece son iki yılda açık lisede okuyan öğrenci sayısına oranla 458 bin kişi artmış ve örgün eğitim sisteminin dışına çıkan kız çocuklarının ne yaptığı araştırılmamıştır. Son yıllarda çocuk yaşta evlilik sayısındaki artış ise hepimizi kaygılandırmaktadır. Ayrıca 2014-2015 eğitim öğretim yılının başladığı bugünlerde MEB’in örgün eğitime kayıt yaptıran kız öğrenci sayısını açıklamaması ise kaygılarımızı daha da artırmaktadır.

Bu yıl da toplumsal cinsiyet eşitliği dersi talebini yok sayan MEB, geçmiş yıllarda yaptığı gibi kız çocuklarını aile-ev-eş üçgeni içerisinde tanımlayarak toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ders kitapları ve müfredat ile derinleştirmeye devam edeceğini gösteriyor.

Eğitim öğretimin onlarca acil çözüm bekleyen sorunlarını görmeyerek 1 milyon 200 binin üzerinde imam hatip öğrencisinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin asıl hedefini açıkça dile getirmiştir. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 730´u bağımsız, 369´u imam hatip lisesi bünyesinde toplam 1.099 imam hatip ortaokulu varken 2014-2015 eğitim-öğretim yılında 1.219´u bağımsız, 378´i imam hatip lisesi bünyesinde toplam 1.597 imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. İmam hatip ortaokullarındaki sayısal artış sadece okul sayısı ile sınırlı değildir. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında imam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, 2013-2014 eğitim öğretim yılında bu sayı 140 bin 15´e yükselmiş, 2014-2015 eğitim öğretim yılında ise bir önceki yıla göre yaklaşık 3 kat artarak 385 bin 830 olmuştur.  Öğrenci ve veli talebine gözünü kulağını kapatarak her okulu imam hatibe çevirerek ya da her okula imam hatip sınıfları açarak tek okul seçeneğini imam hatip haline getirmişlerdir. Çocuğunu imam hatibe göndermek istemeyen ailelere ise özel okul seçeneği dayatılmıştır.

Uygulamaya girdiği günden bu yana eğitimin yeterince ağır olan sorunlarını derinleştirmekten başka bir işlevi olmayan 4+4+4 eğitim sistemi ile örgün eğitime devam eden kız çocuklarının sayısında ciddi düşüşler yaşanmıştır. Çocuk yaşta evlendirmeyi teşvik eden düzenlemeler bu sene binlerce kız çocuğunu eğitim sisteminin dışına itmiştir. 2014 yılında ortaokuldan mezun olan 36.401 kız çocuğu bu eğitim-öğretim döneminde açık liselerde dâhil olmak üzere hiçbir ortaöğretim kurumuna kayıt yaptırmamıştır.

Bizler Eğitim Sen’li kadınlar olarak geçmişte olduğu gibi eğitim öğretimin cinsiyetçilikten arındırılması, cinsiyet eşitlikçi bir toplumun yaratılması ve başta kız çocukları olmak üzere tüm çocukların; laik, bilimsel, parasız ve anadilinde eğitim hakkı için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here