Emekli subay: Bugün orduda olsaydım istifa ederdim

Paylaş

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli subay Bahadır Altan, Kürdistan’da yaşananların bir savaş ve insanlık suçu olduğunu belirterek, “Akademisyen nasıl ki ‘Ben bu suça ortak olmayacağım’ dediyse, Batı’daki insanlar ve ordu da ‘Bu suça ortak olmuyorum’ diyebilmelidir. Orduda olsaydım ‘Bu suça ortak olmuyorum’ diyerek istifa ederdim. Sessiz kalmak da suçtur” dedi.

AKP hükümetinin Saray’ın talimatıyla Kürdistan’da devreye koyduğu savaşa bir tepki de emekli askerden geldi. 1990’lı yıllarda F-4 uçaklarıyla eğitim veren Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli subay ve pilot öğretmeni Bahadır Altan, AKP’nin içeride bir düşman yaratma çabası içinde olduğunu belirterek, “Ben ordu da olsaydım ‘Bu suça ortak olmayacağım’ diyerek istifa ederdim” dedi.

‘Bunları kendi köyümü bombalatmak için mi öğrettiniz?’

Savaş karşıtlığının 90’lı yıllarda yaşadığı bir olayla başladığını ifade eden Altan, o olayı şöyle aktardı: “90 yılında F-4 uçaklarıyla öğretmenlik yaptım. Bir öğrencim beni bir gece yarısı arayıp ağlayarak söylediği bir sözü, hayatımda önemli bir dönemeçti. Bana ‘Bunları kendi köyümü bombalatmak için mi öğrettiniz? Senden çok şey öğrendim ama bunlar şimdi bize kendi köylerimizi bombalattırıyorlar’ dedi.”

Bu suça ortak olmak istemeyen epey askerin olduğunu belirten Altan, “Şunu anladım devletin emrinde bir silahlı güçte çalışıyorsanız, aslında sizin idealleriniz dışında da kullanılma ihtimaliniz yüksek. Eminim şimdide bu kirli savaşa, halka karşı işlenen suçlara ortak olmak istemeyen epey asker var” dedi.

İktidarın düşman yaratma çabasında

Türkiye’deki iktidarın düşman yaratma çabasının bölgedeki savaşa yol açtığına dikkat çeken Altan, “7 Haziran’da HDP’nin barajı geçmesiyle sadece Kürtler açısından bir umut doğmadı, Türkiye’deki demokrat insanlar için, özgürlük isteyen insanlar için bir umut kabardı. 7 Haziran seçimleri ‘Yaşasın halkların kardeşliği’ sloganına kimsenin itirazı yokken, bunun ete kemiğe büründüğü bir sonuç doğurdu. Savaşın bu kardeşliği hedef aldığını düşünüyorum” diye konuştu.

‘Çanakkale’deki Mehmetçik ile Cizre’deki aynı değil’

Çanakkale Savaşı’nda görev yapan asker ile şimdiki askerlerin farklılık gösterdiğini anlatan Altan, “Çanakkale’de düşmanına yiyecek attığını, iki cephe arasında kaldığı yaralı bir Anzak askerinin feryatlarına dayanamayıp gidip kurtaran bir Mehmetçik motifi var. Şu an ise Cizre’de askerler, yakaladığı insanları araçların arkasında sürüklüyor. Cenazeler parçalanmış durumda, yakılarak öldürülen insanlar var bu nasıl suç olmaz?” diye sordu.

‘İnsanlar dağa boşuna çıkmadı’

80’li yıllarda karadan gittiği askeri birliklerde tanıklık ettiği durumlara dikkat çeken Altan, “Buradaki çatışmaların zeminini bizzat askerlerin içindeki bazı fanatiklerin yaptığını, eylemlerle büyüdüğünü düşünüyorum” dedi. “Gidip bir mezradaki köyün muhtarın çocuklarına, eşine, eziyet ederseniz, onu taciz ederseniz ki ben bunları yaşayanlardan dinlediğim için tanığım” diyen Altan, insanların dağa boşuna çıkmadığını söyledi. Altan, ordudan geldiği için barış yandaşlığının sürekli arkadaşlarının tarafından eleştirildiğine dikkat çekerek, “Aslında barışı savunmak için tam tersine askerlerin barışı savunması lazım. Çünkü savaşın nasıl bir vahşet olduğunu en iyi bilecek olanlar askerler” dedi.

‘Bu kara lekeyi sürenler yargılanmalı’

Kürdistan’ da bir cenazeden intikam alınmasını, kulağının kesilip gözünün oyulmasını, cenazelerin yakılmasını Türkiye ordusunun ve askeriyesinin böyle bir kara lekeyi hak etmediğini vurgulayan Altan, “Bu kara lekeyi sürenler mutlaka yargılanmalı. Bu büyük bir suç sadece o yöredeki insanlara karşı işlenmiş bir suç değil. Kendi meslektaşlarına, kendi kurumlarına ve kendi devletlerinin anlına sürdükleri bir kara leke oldukları için büyük bir suç” diye konuştu.

‘Sessiz kalmak da suçtur’

Altan, “80’e aşkın çocuk ölümü, çocuklar terörist olabilir mi? Terör bahanesiyle, hendek bahanesiyle insanların öldürülmesi, bilerek, isteyerek keskin nişancılar tarafından vurulması, kesinlikle bir savaş suçudur. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Sessiz kalmak da suçtur. Savaşı durduracak şey de Batı’daki insanların sessizliğini bozmasıdır” dedi.

‘Ordu da ‘Bu suça ortak olmuyorum’ diyebilmeli’

Batı’da bulunan insanların mahallelerinde bombalar patlamıyor diye bu derece rahat olmamaları gerektiğine vurgu yapan Altan, “Nefret dalga dalga topluma öyle yayılıyor ki kahveler taranmaya başladı. Bu filmi biz 80 öncesi izledik” dedi. Devletin bu tavrının halklar arasında hendekler açtığını kaydeden Altan, “Bunlar çok daha büyük yaralardır. Bu hendeklerin kapanması çok daha zordur. Çünkü hendekler devlet tarafından insanların gönüllerinde, birbirilerine karşı düşmanlık yarattı” dedi. “Orduda görev yapanların, Batı’daki aydınların sessizliğidir savaşın sürme gerekçesi” diyerek sözlerini sürdüren Altan, şu çağrıda bulundu: “Akademisyen nasıl ki ‘Ben bu suça ortak olmayacağım’ dediyse, Batı’daki insanlar ve ordu da ‘Bu suça ortak olmuyorum’ diyebilmelidir.”

‘Orduda olsaydım istifa ederdim’

Altan, “Ben şahsen orduda olsaydım ‘Bu suça ortak olmuyorum’ diyerek istifa ederdim” dedi ve sözlerini şöyle noktaladı: “Nazi suçluları, 2. Dünya Savaşı’nda halka karşı işlediği suçlar, 10 yıl sonra da olsa yargı önüne çıkartıldı. Şimdilik mevzuatı, kanunu kenara atın diyen bir devlet anlayışı var ama bu sonsuza kadar bu ülkede hakim olmayacak. Hukuk eninde sonunda egemen olacak, o zaman bu suçların hukuk zemininde hesabı sorulacak”dha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here