Anasayfa Haber Erdem :Aranan bombacı AKP’li belediyenin kadrolu elemanı

Erdem :Aranan bombacı AKP’li belediyenin kadrolu elemanı

Paylaş

 Ankara’daki saldırıyı gerçekleştiren canlı bombalardan biri olduğu belirtilen Ömer Deniz Dündar ile Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında, Adıyaman’da yürütülen “El Kaide” soruşturmasında takipsizlik verildiği ortaya çıktı. Kentte, DAİŞ çetelerini örgütleyen isim olduğu belirtilen aynı soruşturma yer alan Salih Küçüktaş ise AKP’li Adıyaman Belediyesi’nde kadrolu memur.

Rojava ve özelde Kobanê’ye dönük saldırılar sırasında görüntü ve belgelerle ayyuka “çıkan AKP-DAİŞ ortaklığı, bir kez daha belgelendi. Tüm hedef şaşırtma çabalarına rağmen, Rojava’ya dönük saldırılarda olduğu gibi Türkiye ve Kürdistan kentlerinde gerçekleştirilen saldırılar ve bombalı katliamların arkasında DAİŞ’in yer alması, bu çetelerin AKP tarafından himaye edilip, yönlendirildiğini gösterir önemli bir bulguyu gözler önüne serdi. Sözkonusu bulgu, Ankara’daki saldırıyı gerçekleştiren canlı bombalardan biri olduğu belirtilen Ömer Deniz Dündar ile Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’in de aralarında yer aldığı kişiler hakkında 2013 yılında açılan bir soruşturma.

Malatya’da Özel Yetkili Savcılık tarafından başlatılan ancak bu savcılıklar kapatılınca Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’nda devam eden “El Kaide” soruşturması kapsamında Adıyamanlı Mustafa Dokumacı, Mehmet İşbar ve Salih Küçüktaş hakkında 26 Aralık 2014’te 2015/2 sayılı iddianame hazırlanıp, dava açıldı.
Bu kapsamda soruşturulan, aralarında Ankara’daki saldırının faillerinden biri olduğu belirtilen Ömer Deniz Dündar ve ikizi Mahmut Gazi Dündar ile Suruç’taki canlı bomba saldırısını gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün de bulunduğu 19 kişi hakkında ise “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildi.

Dinlenirken DAİŞ’e katıldılar

Soruşturma kapsamında ifadeleri alınıp serbest bırakılan Dokumacı, İşbar ve Küçüktaş’ın ise telefonlarının takip altına alındı. İddianameye göre, 24 Eylül 2013’te Dokumacı ile Küçüktaş arasında yapılan bir görüşmede Dokumacı, arkadaşına Suriye’ye ne zaman geleceğini sordu. Hacı isimli kişinin para ayarlayacağını söyledi ve Salih’in de araç ayarlamasını istedi.
25 Eylül’deki görüşmede ise Dokumacı, kendisinin Suriye’de olduğunu söyledi. Yine 27 Eylül’de yapılan bir diğer görüşmede Dokumacı, Küçüktaş’ı arayarak, “Bizim çocuklar yanında mı?” diye sordu.
İddianameye göre Salih Küçüktaş, 5 Aralık 2013’te de illegal yoldan Suriye’ye geçti. O gün yaptığı bir telefon görüşmesinde, elindeki malzemeleri askere yakalattığını, karşı tarafta onu bekleyenlerle nerede buluşacaklarına dair görüşme yaptı. İkinci görüşmede ise karşı tarafta buluşacakları şahıslarla yer kararlaştırdıklarını belirtti.

‘Örgüt üyeleri’ denildi ama serbest bırakıldılar

İddianamede “Suriye’ye çatışma bölgesinde aktif gruplarla ilişkisi, bizzat çatışma bölgelerine gitmesi ile başka kişilerin gitmesine ön ayak olması, eleman temini, gizliliğe riayet, kod ismi kullanma ve hiyerarşi içinde aktif rol alma yönünde tespiti yapılan telefon görüşme kayıtları ve ifadeler ile şüphelinin mevcut somut delillerle ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde…” denilerek örgüt üyesi oldukları ifade edilmesine rağmen sanıklar “tutuksuz yargılanmak” üzere bırakıldı.

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem de dün Meclis’te basın toplantısı düzenleyerek, Ankara’daki canlı bomba Yunus Emre Alagöz’ün 2 yıldır tüm telefonlarının dinlendiğini söyledi ve bazı kayıtlardan örnekler verdi.

Erdem, Mayıs’taki bir telefon görüşmesinde Ankara bombacısı Yunus Emre Alagöz’ün, kardeşi Yusuf Alagöz ile yaptığı konuşmada, “Belki bu seninle son görüşmemiz. Hem Abdurrahman’ın (Suruç bombacısı olan kardeş) hem benim inşallah” dediğini açıkladı.

‘Göz göre göre gerçekleştirilmiş bir katliam’

Erdem, hazırlanan iddianamede DAİŞ elamanlarını örgütleyen Salih Küçüktaş’ın, AKP’li Adıyaman Belediyesi’nin kadrolu elemanı olduğu bilgisinin yer aldığını da kaydetti.

Erdem, bu bilgi ve belgeler doğrultusunda katliamdaki sorumluluğunu saklamaya çalışan AKP’ye dair şunları söyledi: “Bu katliamın yapılacağı bilinmekteydi. Açık bir şekilde telefon konuşmalarında Türkiye’de eylem yapacaklarını ifade ediyorlar. Geriye kalan 19 teröristin eylem yapmasını mı bekliyorsunuz? Neden bu konuda körsünüz, sağırsınız? Efendim ‘devletin hiçbir zafiyeti yokmuş’ Bu belgeler sizin bu millete duyduğunuz nefretin belgesidir. Acilen MİT, Emniyet ve İçişleri Bakanı istifa etmelidir. Halen etkin bir soruşturma yürütülmediği açıktır, bu göz göre göre gerçekleştirilmiş bir katliamdır.”diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here