ERDOĞAN AYDIN ANLATTI“Ne Osmanlı Ne de İslam Tarihinde İrfan Merkezi Diye Bir Şey Var”

Paylaş
Erdoğan Aydın, hükümetin “irfan merkezleri” ile Aleviliği kontrol altına alıp tarikatların önünü açmak istediğini söyledi. Aydın, her iki taraf için inanç özgürlüğünün gerekliliğine vurgu yaptı.

“İrfan merkezi adı altında halkla ilişkiler faaliyeti yapılıyor. Ne Osmanlı ne İslam tarihinde irfan merkezi diye bir kurum yok. İrfan kelimesi anlama, sırra erme anlamına geliyor. İrfan merkezi adı altında sanki Alevi sorunu çözülmeye çalışıyormuş gibi yaparken birincisi Alevilik devlet kontrolüne alınacak, ikincisi İslamcı kurumların önü açılacak. Bir taşla iki kuş vurulacak.”

Alevilik, din, Osmanlı tarihi üzerine çalışan yazar Erdoğan Aydın, “irfan merkezleri”leri ile hükümetin ne yapmak istediğini böyle özetledi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) seçim beyannamesinin yanı sıra Hükümet Programı ve 64. Hükümetin Eylem Planı’nda yer alan “Geleneksel irfan merkezleri ve cemevleri” konusunda bakanlıkça bir çalışma başlatıldı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın talimatıyla, Müsteşar Yardımcısı başkanlığında hukuki alt yapının oluşturulması için çalışma grubu oluşturuldu.

Bu kapsamda Pazar günü Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenleri, Cem Vakfı dün de Alevi Dernekler Federasyonu ile toplantı gerçekleştirildi. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Baki Düzgün ve Pirsultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan toplantıya katılmadı.

Alevi dernekleri ilk günden beri irfan merkezleri ile cemevlerinin aynı anda tartışılmasından rahatsız.

İrfan merkezini AKP üretti

Erdoğan Aydın, öncelikle ne Osmanlı ne de İslam tarihinde “irfan merkezi” diye bir kavram olmadığına bu kavramı hükümetin yarattığına dikkat çekiyor:

* İrfan merkezi diye kurum yok aslında. AKP tarafından üretildi ki, bu sayede hem cemevlerinin ibadet mekanı olduğu reddedilsin hem de Alevilerin sorununu çözüyormuş gibi yaparken tarikatların önündeki pürüzler kaldırılsın. Bir taşla iki kuş vurulmaya çalışılıyor.

İnanç özgürlüğü olsa tarikatlara baskı da kalkar

* Aslında Türkiye’de olması gerektiği gibi özgürlükçü, laik bir demokrasi olsa o zaman İslamcı kurumların örgütlenmelerinin üstündeki bu baskı da kalkacak ve böyle bir irfan merkezi payesine gerek kalmayacak. Olması gereken bu tarikatların diğer inançlara karşı nefret suçu işlemesinin engellenmesi ve yasadışı tahsilatlarının kontrol altına alınması. Gerçek inanç özgürlüğü bunu gerektirir. Devlet tüm kurumlara herkese eşit duracak. Ancak şu anda yapılan bu değil.

Hükümet 2008’den beri Alevileri dizginleyemedi

* Hükümet 2008’de Alevi çalıştayları örgütlemeye çalıştı. Alevilerden AKP seçmeni yaratılmaya çalışıldı. Bu amaca varılmayınca Alevi açılımı da ortadan kaldırıldı. Ancak bu arada Alevilere yönelik bir dizi üretilen nefret söylemine rağmen Alevilerin dizginlenmesi ve mücadelelerinin ortadan kaldırılması başarılamadı.

AİHM’in 4 kararı

* Üstelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) bildiğim Türkiye aleyhine 4 karar var. Bu kararlarda Aleviliğin kendine özgü inanç olduğu, ibadet mekanının cemevi olduğu, zorunlu din dersinin Alevi asimilasyonu olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laikliğe uygun olmadığı tescil edildi.

Makbul Alevi yaratma çabası

* Hükümet bu noktada Alevilikle ilgili adım atmak zorunda olduğunu hissettiği ama onu meşru bir inanç olarak görmediği ve Diyanet ile Sünni İslam’ın içinde eritmek istediği için irfan merkezleri tanımını yarattı. Buradaki amaç Aleviliği devlet kontrolünde kurumsallaştırarak devletin makbul Alevisini yaratmak. Tıpkı devletin makbul Kürdünü yaratmaya çalıştığı gibi…

Tekke Zaviye kanunu Alevi kurumları kapattı

* Egemen söylem her ne kadar 1925 tarihli Tekke ve Zaviye ve Türbelerin kapatılması yasasının Sünni, siyasal İslamcılığa karşı çıkartıldığını söylese de de aslında fiilen Alevi kurumlarını başta Hacı Bektaş olmak üzere ortadan kaldırdı.

* Şahkulu olmak üzere bir dizi Alevi Bektaşi dergahının mallarına el kondu ve kiracı poziyonuna düştüler. Yeni uygulamayla bu düzelmeyecek. Hükümet temsilcileri ve göstermelik birkaç Alevi örgütünden temsilcinin olduğu bir kurumsallaşmaya gidilecek. Devlet kendi dedelerini yaratacak, ibadethane saymadığı cemevilerini irfan merkezi şemşiyesi altında toplayacak.

Aleviliği kontrol altına alma

* İslamcı kurumlar irfan merkezleri adı altındaki bu kurumsallaşmaya itiraz etmeyecek, çünkü önlerindeki yasal engeller kalkacak. Onlar kendilerini kimsenin kontrol etmeyeceğini burada kontrol edilenin sadece Aleviler olduğunun farkında.

Temel talepler

* Yapılması gereken, Alevi yurttaşların ibadet mekanı cemevi dahil olmak üzere kendilerini tanımlama hakkının önündeki engellerin kaldırılması, zorunlu din dersinin kaldırılıp isteğe bağlı uygulamaya geçilmesi, Diyanet başkanlığı mevcut yapısının ortadan kaldırılıp yeni örgütlenmeyle tüm inançlara eşit bir sistem oluşturulması, makbul vatandaş yerine eşit yurttaşlık sağlanması.” (NV)

Nilay Vardar

Galatasaray Üniversitesi Gazetecilik mezunu. 2011 yılından beri bianet’te muhabir/editör olarak çalışıyor.

bianet
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here