Anasayfa Haber Demirtaş : Erdoğan ”Ayıp değil mi oturma düzenini tartışıyorsunuz.” sonra ...

Demirtaş : Erdoğan ”Ayıp değil mi oturma düzenini tartışıyorsunuz.” sonra ”mutabakatı da onaylamıyorum” dedi

Paylaş

 Kürdistan’daki katliamlara karşı Van’da düzenlenen mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Dolmabahçe mutabakatını tanımayarak çözüm sürecini sabote eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aslında herşeyden haberdar olduğunu, hatta Dolmabahçe’deki görüşmede ‘oturma düzeni’ krizini çözen taraf olduğunu ilk kez anlattı. Demirtaş, çıkan kriz üzerine heyetten bir bakanın telefonla arayıp ‘Oturma düzeninde kriz var sizin öneriniz nedir?’ diye sorduğu Cumhurbaşkanı’nın ‘Ayıp değil mi oturma düzenini tartışıyorsunuz. Orada tarihi bir iş yapıyorsunuz, oturma düzeni tartışılır mı. Önemli olan açıklamadır’ dediğini açıkladı. Demirtaş, “aynı Cumhurbaşkanı bir hafta sonra ise ‘Benim haberim yok, mutabakatı da onaylamıyorum’ demeye başladı” ifadelerini kullandı.

v-07-01-15-demirtas-van-miting4

Van’da Kürdistan’da süren imha saldırılarına karşı HDP tarafından Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla Beşyol Meydanı’nda gerçekleştirilen miting sona erdi. “Baskıya sömürüye ve sokağa çıkma yasaklarına karşı alanlara çıkıyoruz’ şiarıyla düzenlenen miting için polis bariyerleriyle çevrilen alana on binler sığmayınca, kitle bariyerlerin dışına taştı. İlçelerden mitinge katılmak üzere kent merkezine gelmek isteyen, ancak ilçe çıkışlarında polislerce bekletilen yurttaşların da kararlı duruşları nedeniyle polis geçişlerine izin vermek zorunda kaldı. Sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganın atıldığı mitingde saygı duruşunun ardından DBP Van İl Eşbaşkanı Caziye Duman açılış konuşmasını yaptı. Duman, “Zafer Kürdistan’da direnen halkın olacaktır. Buradan Cizre, Silopi, Nusaybin ve Sur halkını selamlıyoruz ve sonuna kadar onların yanındayız” dedi.

Duman’ın konuşmasının ardından söz alan Demirtaş, “Böyle bir havada bir araya gelen özgürlüğe susamış bu halka bin selam olsun. Sizlerin meydanlarda Van’ın görkemli duruşuyla gurur duyuyoruz” diye konuşmasına başladı. Demirtaş konuşmasının devamında, “Değerli kardeşlerim son zorlu, süreçlerde hep birlikte kol kola girdik. Bugün de içinde bulunduğumuz şu günlerde, şu aylarda tarihin en zorlu süreçlerinden birini yaşıyoruz. Tabi ki bu ülkede hiçbir zaman özgür, mutlu günler yaşayamadık. Biz de yaşayamadık, annelerimiz, babalarımız, dedelerimiz yaşayamadı. Bize hep acılar miras kaldı. Şimdi çözümü hep ertelenmiş sorunları yaşıyoruz. Neredeyse 200 yıllık biz bu sorunlarla boğuşarak bugünlere geldik” dedi.

‘Öyle yukarıdan bakıp sorunları göremezsiniz’

v-07-01-15-demirtas-van-miting9

Hükümeti “Ankara’dan konuşanlar” diye tanımlayan ve hükümetin yaşanan sorunları hendek sorunu olarak gördüğünü belirten Demirtaş, “Keşke sorunlarımız hendek ve barikatlardan ibaret olsaydı. Fakat meselenin daha derinden, daha kökünden, tarihsel olduğunu gördük. Yeni ortaya çıkmış bir sorun değil. Ülkemizde özgürlük demokrasi, eşitlik, adalet anlamında gün görmemiş bir halkın sorunu var. Biz vaktiyle barışa inandığımız için Cumhurbaşkanını alkışladık. Şimdi ise Ankara ve hükümet anlayışı, AKP yönetimi o kadar gerilere gitti ki, ‘Bu kadar yaşanmışlık, çözüm süreçleri, bu kadar zahmet, acılar halkın barış ve demokrasi sorunu yoktur’ noktasına geldiler. Ne zaman hangi adımları attılar da Kürtlerin haberi yok. Saray’ın o şatafatından, görkeminden bakınca ‘Kürt sorunu yoktur’ diyor. Van’ın sokaklarında, İstanbul’un, Siirt’in varoşlarına gitse, Cizre’ye Silopi’ye gitse bunu görecektir. Saray’ın penceresinden görülmüyor bunlar. Sizden büyük Allah var. Bu kadar kendinizi yüksekte görmeyin. Öyle yukarılardan bakıp sorunları çözemezsiniz” dedi.

‘Çözüm süreci’ ve Dolmabahçe’deki mutabakat gününü anlattı

v-07-01-15-demirtas-van-miting1

Diyalog ile başlayıp müzakereye dönüştürülmek istenirken Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sabote edilen sürece ilişkin de konuşan Demirtaş, “İki buçuk yıl görüşmeler yapıldı. Yüzlerce toplantı yaptık, yüzlerce defa bir araya geldik. Bunların amacı neydi? Kürt sorununu silahsız, çatışmasız, operasyon, ölüm olmadan konuşarak masada çözmek için yüzlerce görüşme, toplantı yaptık. Öyle bir noktaya geldik ki artık İmralı’da müzakerelerin başlayacağı haftaya girdik. 28 Şubat 2015’te bir mutabakat metni açıkladık ve dedik ki artık demokratik siyasetle, artık konuşarak, müzakere ederek sorunu çözeceğiz. 10 maddelik demokrasi ilkelerini açıkladık. PKK’nin silah bırakacağını metnin altına ekledik. Sonra Cumhurbaşkanı çıkıp dedi ki ‘Benim mutabakattan haberim yok, böyle bir şey yanlış’ dedi. Dolmabahçe’de açıklama yapılmak üzereyken heyet ve bakanlar arasında kim nereye oturacak, oturma düzeni nasıl olacak krizi başladı. Heyetten bir bakan Cumhurbaşkanını telefonla aradı ve ‘Oturma düzeninde kriz var sizin öneriniz nedir?’ diye sordu. Cumhurbaşkanı da ‘Ayıp değil mi oturma düzenini tartışıyorsunuz. Orada tarihi bir iş yapıyorsunuz, oturma düzeni tartışılır mı. Önemli olan açıklamadır’ dedi. Aynı Cumhurbaşkanı bir hafta sonra ‘Benim haberim yok, mutabakatı da onaylamıyorum’ demeye başladı. Allah billah aşkına benim Kürt halkım, Türk halkım oturma düzenine kadar haberi olan Cumhurbaşkanı bir hafta sonra ‘Ne Dolmabahçe’si, ne masası’ demedi mi? ‘O fotoğraf çok yanlıştı’ dedi. Bakın ne hendek vardı, ne çatışma vardı” diye konuştu.

‘Süreç oy hesabıyla bitirildi’

v-07-01-15-demirtas-van-miting

Mutabakattan sonra İmralı’ya gidilmemeye başlandığını hatırlatan Demirtaş, “10 gün geçmeden anlaşıldı ki masayı devirmiş, ‘Barış süreci HDP’ye oy kazandırmayacak’ denilmiş. Şimdi neyin hesabı yapılmış. Oy hesabı yapılmış. 40 yıllık savaş bitecek ancak oy hesabı yapıyor. Oylar canlardan daha değerli olmuş. Biz yine de ısrar ediyoruz. Biz bu sorunu çözmeliyiz Ortadoğu’da ki kaos etkileyecek, ‘Lütfen derhal çözelim’ dedik ama olmadı. Süreci bitirmişler, ‘Biz artık çözüm sürecini buzdolabına kaldırdık’ dedi. Anladık ki tüm dertleri HDP’yi barajın altında bırakmak ve tek başına iktidar olmak” şeklinde konuştu.

‘Halk ne istiyorsa odur’

Mevcut yönetim anlayışının demokrasiyi imkansız kıldığını söyleyen Demirtaş, “Biz daha demokratik, herkes yönetime katılsın istiyoruz. Kendisi Başkanlığı önerebilir hakkıdır, biz de özyönetim, özerklik öneriyoruz. Bu da bizim hakkımızdır. Halk ne istiyorsa odur. Ancak bunu müzakere ederek, konuşalım yapalım diyoruz. Bizi hiçe sayıyor, hiçleştiriyor. Seçimde de baraj altına bırakarak tek adam yönetimine geçmek istedikleri ortaya çıktı” dedi.

‘İşin içinden çıkılmaz bir hale getirmeyin’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çözüm masasını devirmeden önce savaş kararı aldığını, ancak 7 Haziran seçimlerinin sonucunu görmek istediğini belirten Demirtaş, “7 Haziran’dan sonra herhalde savaş konseptine dönecekti. HDP barajı aşınca savaşı başlattı. O gündür, bugündür yaşanan bombalamalar, katliamlara rağmen çözümde ısrar ettik. Bu hendek, barikat meselesi bunun sonucunda ortaya çıktı. Siviller katlediliyor ama ölenler için de ‘siviller yok’ denildi. Bir hafta içinde 16 kişi öldürüldü. Süreci bitirdiniz, çözümü bitirdiniz, bazı askeri ve polis operasyonlarıyla işi içinden çıkılmaz hale getirmeyin. 10 tane miting yaptık, sokağa çıkma yasaklarının ortasında dedik ki, ‘Sizlerin ne silah kullanmasına, hendeğe barikata gerek yok, bizler seçilmişler olarak demokratik siyasetle sizlerin hakkınızı savunabiliriz.’ Bunların kayıtları arşivlerde duruyor” diye konuştu.

‘Barış için elimizden geleni yaptık’

Partisi ve kendilerine dönük tehditlere değinen Demirtaş, “Hainleri yok edeceğiz’ açıklaması yaptılar. Ha bire çatışma, savaş ortamı oluşturmak için her şeyi yaptılar. Ama biz HDP olarak bu devasa sorunları siyasetle çözmek için kurulmuş bir partiyiz. Biz ‘Barış için elimizden geleni yaptık’ dedikçe, onlar bizi ezmeye, savaşla, katliamla cevap verdi. Biz vazgeçtik mi? Hayır. Usandık mı? Hayır. Bizim parti olarak var oluşumuzun nedeni bu” ifadelerini kullandı.

‘Meclis’e gitsen olmaz dağa çıksan olmaz’

Çözüm masasında “Biz birbirimizi kıralım, tartışalım ama insanlarımız ölmesin” dediklerini aktaran Demirtaş, şöyle devam etti: “Bakın şu son günlere kadar müzakereye dönülebilmesi için atak üstüne atak, hamle üstüne hamle yaptık. DTK olarak toplandık. Ne dedik meseleyi çatışmadan alıp siyasi alana taşıyalım. Bizler ‘Siyasi sorumlular olarak siyasi alanda bunu tartışıyoruz’ dedik. DTK’nin deklarasyonundan çıkan buydu. ‘Gelin hep birlikte tartışalım’ dedik. Hendekteki direnişçilere de çağrı yaptık, bu işi siyasetle çözelim dedik ve hükümet bizi vatan haini, bölücü ilan etti. ‘Derhal dokunulmazlıkları kaldırılmalı, içeri atmalı’ dedi. Meclis’e gitsen olmaz, dağa gitsen olmaz. Ne yapsın Kürtler?”

‘Başkanlığın önünde tek engel olarak bizi görüyorlar’

“Her gün insanlar ölüyor, güvenlik güçleri ölüyor” sözleriyle Erdoğan’a seslenen Demirtaş, “Biz senin yüzüne meraklı değiliz. Biz konuşamayınca silahlar konuşuyor. Sen bizi sevmek zorunda değilsin, biz seni sevmek zorunda değiliz. Siz bu suçu işledikçe, masayı devirdikçe kan akıyor kan. Dönüp dolaşıp bizi suçluyorlar. Ellerinde yalancı medyaları, gazeteleri, TV’leri var. HDP’yi günah keçisi yapıyorlar. Başkanlığın ve diktatörlüğün önünde ki tek engel olarak bizi görüyorlar. Tüm dertleri bu” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılmasına dönük çağrılarına da değinen Demirtaş, “Türkiye’de yargı yok, medya yok, anayasa yok. Ülkenin Cumhurbaşkanı çıkmış meclise emir veriyor. ‘Bunların dokunulmazlıklarını kaldırın’ diyor. Anayasaya göre meclise, yargıya bu emri veremezsin” sözleriyle Erdoğan’ın suç işlediğini söyledi.

‘Dokunulmazlık size lazım’

Dokunulmazlığın kendilerine değil Erdoğan ve AKP hükümetine lazım olduğunu söyleyen Demirtaş, “Bizim dokunulmazlığımız kalksın ama senin de kalksın. Hepimiz mahkemenin huzuruna çıkalım. Biz yine korkmuyoruz. Siz de çıkın, Bahçeli’de, Davutoğlu’da çıksın. Biz mahkemenin karşısına çıkarız. Bana sorsa ‘öz yönetimi, özerkliği savundun mu’ dese, ‘Evet savundum’ derim. Türkiye için önerdiğimiz en uygun modeldir. Biz halkın zulme karşı direnişinin yanında olduğumuzu da söyleriz. Peki size sorsalar ‘Ayakkabı kutuları doldurdunuz mu?’ diye, siz de başınız dik ‘Evet yaptık’ diyebilecek misiniz? Dokunulmazlık size lazım, bize lazım değil” dedi.

‘Cizre ve Silopi’deki herkesi öldürecek misiniz?’

Halkı katlederek çözümün gelmeyeceğini tam tersine sorunların büyüyeceğini söyleyen Demirtaş, “Başbakan’a samimiyetle sormak istiyorum. Cizre’de, Silopi’de tam olarak ne yaparsanız zafer elde etmiş olacaksınız? Merak ediyorum. ‘Ev ev temizleyeceğiz’ diyorsunuz. O ilçelerin yüzde 95’i HDP’ye oy vermiş. Onların hepsini öldürecek misiniz? Diyelim ki yaptınız herkesi öldürdünüz. Sorunu çözmüş mü olacaksınız? Gelip el-ele vererek sorunlarımızı konuşarak çözelim. Ama milyonlarca insanı öldürmeyi göze alırsan zaten o kan deryasında sen kendin boğulursun. Bu yanlışların sonu felaket olacak” dedi.

Canlı yayın daveti

Erdoğan’a Başkanlık ve özyönetimi canlı yayında tartışma çağrısında bulunan Demirtaş, “Sen Başkanlığı anlat, ben özerkliği anlatayım. Neden korkuyorsunuz? Buradan Genelkurmay Başkanının brifingini dinleyeceğine gel halkı dinle. Genelkurmay başkanını gönderme kendin bölgeye gel gör. Hendek nedir, barikat nedir? Biz bunu söylüyoruz, yol gösteriyoruz” dedi.

Demirtaş’ın konuşmasının ardından miting sık sık atılan “Direne direne kazanacağız” sloganıyla sona erdi. Mitingin sona ermesinin ardından ara sokaklarda bekleyen sivil polisler halkı tahrik etmeye başladı. Cumhuriyet Caddesi üzerinde KJA Aktivisti Yadişen Karabulak polislerce gözaltına alınırken, Perihan AVM önünde zafer işareti yapan bir kadın ise polislerce darp edildi.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here