Anasayfa Köşe Yazıları Ezgi Özcan:Güç Yüzüğü ve Biz’ler

Ezgi Özcan:Güç Yüzüğü ve Biz’ler

Paylaş

“Dünya değişiyor. Bunu suda hissediyorum. Toprakta hissediyorum. Kokusunu alıyorum. Eskilerden pek bir şey kalmadı… Zira hatırlayanlardan yaşayan yok artık. Her şey muhteşem yüzüklerin yapılmasıyla başladı. Üç yüzük varlıkların en arifi en zarifi olan ölümsüz elflere verilmişti. Yedisi, mahir madenciler ve zanaatkarlar olan dağların derinliklerinde yaşayan cücelere… Dokuz yüzük varlıklar arasında güce en düşkün olan insan ırkına bahşedilmişti. Bütün ırklara hükmedecek gücü muhafaza ediyordu bu yüzükler. Lakin hepsi kandırıldı. Mordor Diyarı’nda, Hüküm Dağı’nın ateşlerinde gizlice dövmüştü Karanlıklar Efendisi Sauron hükmeden yüzüğü, diğerlerine hükmedebilmek için… Bütün zulmunü, kinini ve tüm yaşamlara hakim olma iradesini kattı bu yüzüğe. Hepsine hükmedecek tek bir yüzük… ”

Serinin ilk filmini izleyenler bu açılış tiradını hatırlayacaktır: Elf Kraliçesi Galadriel’in sesindenYüzüklerin Efendisi hikayesinin nasıl başladığını bir çoğumuz dinledik. Kimbilir belki de varlıklar arasında güce en düşkün olan insan ırkı olarak, kendimizi çizilen Orta Dünya sınırlarında hemen konumladık.

Yüzüklerin Efendisi’ni ilk okuduğum lise yıllarından bu yana -ki arada iki defa daha okudum- hikayenin izdüşümlerini hep gerçek hayatta aradım. İnsan ilişkileri arasındaki tuhaf dinamiği çözmeye çalıştığım, şaşkın ve savunmasız 20’li yaşların ilk yıllarında, böyle epik bir maceraya nereden, nasıl atılabilirim diye kafa patlattım. Bilenlere danıştım. Macera sandıklarıma atıldım da… Ama sonuç hep hüsran oldu.

Modern hayat, epiklik ve kahramanlık ihtimallerini bir bir elimden çekip alırken 2 sene önce kapımı HDP çaldı…

HALKLARIN ELROND DİVANI

Orta Dünya halklarının temsilcileri, insanlar, cüceler, elfler ve hobbitler, Elrond’un Divanı’nda toplanırlar. Asırlar sonra ortaya çıkan “Tek Yüzük”ü yok etmek zorundadırlar. Sauron’un önünü kesmezlerse Orta Dünya’nın özgür halkları birer birer düşecekler ve köleleştirileceklerdir. Herkes bir araya gelmek ve dayanışmak zorundadır. Bunca zamandır aralarına giren mesafelerin kapanması, düşmanlıkların unutulması gerekmektedir.

İlk önce Yüzük’ü alıp uzak diyarlara götürmek ve Sauron’dan kaçırmak isterler. Ancak bu, sadece başka sonuçlara yol açıp asıl felaketi geciktirmeye yarayacaktır. Sorumluluğu ötelemek, kurtuluşun parmakların arasından kaçıp gitmesine neden olacaktır. Halkların temsilcilerini bir araya getiren divana önderlik eden Elrond, mevzuya noktayı koyar:

“Hayır da olsa, şer de, Yüzük Orta Dünya’ya ait; onunla uğraşmak da hâlâ burada ikamet etmekte olan bizlere düşüyor.”

Sauron’un her yeri mutlak gücün çorak çölüne çevirmesi ve herkesi bu çöle mahkum etmesi için ihtiyacı olan tek şey “Yüzük”tür. Bütün benliğiyle onu arzulamaktadır. Divanda bazıları, Yüzük’ün bir silah olarak düşmana karşı kullanılması gerektiğini söyler. Ancak Gandalf veElrond, bunun daha büyük felaketler doğurabileceğini çünkü “Yüzük”ün kendi iradesi olduğunu belirtirler. Varlıkların içindeki güç arzusunu uyandıran bu “Yüzük” kullanıcısını her halükarda ele geçirip yozlaştıracaktır. Ona hükmedebilen tek kişi Sauron’dur.

Elrond’un Divanı’nda bir araya gelen temsilciler, bir ihtimal olarak bile düşünmek istemedikleri yolun artık önlerinde açıldığını görürler. Yüzük’ün yapıldığı Hüküm Dağı’na gidip, dünyanın özünden gelen lavların içinde Yüzük’ü yok etmeleri gerekmektedir.

“O yol ümitsizlik yolu” dedi Erestor. “Hatta Elrond’un bunca zamanlık irfanını bilmesem, divanelik yolu derdim.”

“Ümitsizlik mi divanelik mi?” dedi Gandalf. “Ümitsizlik olamaz, çünkü ümitsizlik işin sonunu kuşku duymayacak biçimde görenler içindir. Biz göremiyoruz. Yanlış umutlara tutunmuş olanlara divanelik gibi gelse de, tüm ihtimalleri ölçüp biçtikten sonra mecburiyeti teslim etmek arifliktir. Eh, bırakın divanelik bizim pelerinimiz olsun ve bizi Düşman’ın gözlerinden gizlesin! Çünkü o çok akıllıdır ve garezinin terazisinde her şeyi inceden inceye tartar. Fakat onun bildiği tek ölçü arzudur, kudret arzusu; bütün gönülleri de böyle yargılar. Birilerinin bunu reddedebileceği, hazır Yüzük’ü ele geçirmişken yoketmek isteyebileceğimiz düşüncesi, aklından bile geçmez. Eğer bunu amaçlarsak, onun hesaplarını bozarız.”

HDP

Kahraman olarak kendimi kanıtlayacağım epik bir hikayenin beni mutlaka bulacağı umudumu kurban vermek üzereydim. Beklentilerim, iş hayatının ve İstanbul hunharlığının dehlizlerinde kendini kaybetmek üzereydi. Ergenlik zamanımda okuduğum kitabın bana tattırdığı duygu kırıntılarını, maruz kaldığım fazla enformasyonun unutturdukları koleksiyonuna kattım katıyordum….

Bir gün annem eve geldi. HDK’nin partileşeceğini, kuruluş kongresi için haftasonu Ankara’ya gideceğinisöyledi. Kurucu üyelerinden biri olacaktı. Ben, sol siyasetin her zamanki parti kuruluş hikayelerinden biri olduğunu düşündüğümden çok üzerinde durmadım. Annesinin motivasyonunu düşünen sorumluluk sahibi bir kız çocuğu olarak yolculuk hazırlıklarına yardım ettim.

Şimdi geldiğimiz noktadan o zamana bakınca, Frodo’nun çoktan Shire’dan ayrılıp binbir zorlukla “Yüzük”ü Ayrıkvadi’ye getirmiş olduğunu anlıyorum. Orta Dünya’nın (Türkiye’nin) halklarına,Elrond’un Divanı’nda buluşmak üzere çağrı gelmiş, annem de bu çağrıya uyanlardan biri olarak yol hazırlığı yapıyordu.

Halkların temsilcileri olarak bir araya gelmiş, “Yüzük”ü düşmana karşı kullanmayı ya da başka yerlere kaçırmayı değil; Hüküm Dağı’nın ateşlerinde yok etmeyi düşünüyorlardı. Güçten medet ummuyorlardı. “Divaneliği” çözüm eylemekten başka yol olmadığını biliyorlardı. Hatta divaneliğin kendilerine pelerin olacağının farkındalardı… Halkların bir arada yaşaması için mutlak gücün gölgesinden bile vazgeçmiş olmak gerekiyordu çünkü.

Cepheyi genişletmek için yaymaya başladıkları çağrı bana da ulaştı. Yüzük’ü yok etmek için yola çıkmış öncü bir grup vardı evet ama kahramanlık ya da şöhret peşinde değillerdi. Aksine bu sorumluluğu herkesle paylaşmak istiyorlardı. Yüzük buraya aitti ve onunla uğraşmak bu topraklarda yaşayan halkların sorumluluğundaydı.

Bana ulaşan çağrıyla birlikte, hep hayalini kurduğum maceranın ayaklarıma kadar gelmiş olduğunu farkettim. Annemin bu yolculuğu benden önce öngörmüş olması biraz gururumu incitmişti tabii. Ne de olsa evdeki Yüzüklerin Efendisi hayranı bendim. Her bir kitabını 3 kere okumuştum. Filmlerini de sayısız kere izlemiştim. Çaat! Sonra birden aklıma geldi: Annem de Yüzüklerin Efendisi’ni okumuştu. Hem de benim zorumla…

Ergenlik çağımın tutkusuyla annemi köşeye sıkıştırmıştım. “Anneaaa çok güzel, mutlaka sen de oku bu kitabı! Fantastik deyip burun kıvırma allasen!” Yüzük Kardeşliği’nin kadının burnuna burnuna sokmuştum resmen. Verdikten sonra da her hafta kontrol etmiştim. “Okudun mu? Kaçıncı sayfaya geldin? Hangi karakteri sevdin? Sevdiysen niye sevdin? Sevmediysen niye sevmedin? Sevmeme nedenlerini maddeler halinde sıralar mısın? Sıralamazsan kavga çıkaracağım sanırım.” Evet… Böyle darlamıştım kendisini. Ki o da bu satırları okuyunca o kabus dolu günleri hatırlayacaktır. Neyse efendim, kendisi sonra bir kaptırdı ki kitaba sormayın. Artık ben sormadan o bana anlatmaya başlamıştı. Hatta benden daha heyecanlı görünüyordu. “Bak son filmine beraber gidelim. Önceki ikisinin de vcd’sini al çabuk bana.” O zamanlar vcd vardı tabii…

Bunu hatırlayınca incinen gururum kendi kendini tamir etti. Demek annemle hayallerimizi ortaklaştırmanın tohumunu ilk ben atmıştım! (Şımarıyorum anne bozma OK? )

Bu yazıyı HDP Kayseri 1. sıra milletvekili adayı olan annem Sultan Güneş Özcan için yazıyorum. Sadece annem olduğu için değil; aynı idealleri paylaştığım, aynı hayallerden beslendiğim, Yüzük’ü yok etme divaneliğine benim kadar inanan yoldaşım olduğu için yazıyorum. Yıllardır girdiği, fedakarlıklarda bulunmaktan çekinmediği bu yoldan hiç vazgeçmediği için yazıyorum. HDP için zor bir kent olan Kayseri’deki çabalarını kendi gözlerimle gördüğüm için yazıyorum. İnancını, kararlılığını yorgun sesinde bile hissettirdiği için yazıyorum. Bir kadın olarak etrafındaki erkeklere çok şey öğrettiği için yazıyorum. Onunla gurur duyuyorum.

Bugünkü seçim için başta annem olmak üzere bütün yoldaşlarıma iyi şanslar. Biz kazanacağız!Çünkü Gandalf’ın dediği gibi “… Hazır Yüzük’ü ele geçirmişken yoketmek isteyebileceğimiz düşüncesi, Sauron’un aklından bile geçmez. Eğer bunu amaçlarsak, onun hesaplarını bozarız.”

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here