Faruk Arhan :Bir kulüpten fazlası: Amedspor ya da ‘onların takımı’

Paylaş

Türkiye’de, Amedspor ile taraftarı ve futbolcularının Başakşehir ve Bursaspor maçlarından sonra verdikleri mesajlar hala tartışılmaya devam ediyor.

Amedspor, bugün sahasında Türkiye Kupası maçında Fenerbahçe ile karşılaşacak. Maçın seyircisiz oynanacağı açıklansa da.

Amedspor ve taraftarı, kendilerine Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) uyguladığı yaptırımlardan fazlasıyla rahatsız.

Kendilerinden önce Türkiye liglerinde 40 yıl mücadele ettikten sonra kapanan, aynı şehrin takımı Diyarbakırspor’un başına gelenler gibi, Amedspor da ayrımcılığa maruz kaldığını düşünüyor

1968’de kurulan Diyarbakırspor’un tarihi, Amedspor’un son olarak Bursa’da uğradığı benzer ve daha şiddetli ırkçı saldırılarla dolu.

Diyarbakırspor: Kısa ırkçı saldırılar tarihi

2008 yılının Ocak ayında dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Diyarbakır’a bir ziyarette bulundu. Ani ziyaretin sebebi PKK’nın bir polis aracına yönelik bombalı saldırısıydı.

Yaşar Büyükanıt, bu ziyaret sırasında aralarında Adnan Öktüren gibi isimlerin de bulunduğu Diyarbakırspor yöneticilerini yoğun gündemine rağmen kabul etti.

Görüşmeyi özel kılan, karşılıklı çıkarlardı. Yöneticiler Diyarbakırspor’u bir üst lige, Süper Lig’e çıkarmak; Büyükanıt ise Diyarbakır’ı sporla, şehrin futbol takımıyla gündemde tutmak istiyordu. Görüşme sonrası verilen demeçler bu yöndeydi.

Genelkurmay Başkanı, açıkça Diyarbakırspor’u Süper Lig’de görmek istediğini ve bunu başarması için yardım edeceğini söylemişti.


Öyle de oldu. Sonraki sezon Diyarbakırspor Süper Lig’e yükseldi. Tam da bu dönemde iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Kürt meselesine ilişkin yeni bir süreci başlatmak istiyordu. Süreç, kamuoyunda kabaca Kürt açılımı olarak biliniyordu.

Ancak Ankara’yı saran yumuşama ve siyasi çözüm arzusu futbol sahalarında aynı tonda karşılık bulmuyordu.

Diyarbakırspor’un bu dönemde gittiği (Eylül 2009) Bursaspor deplasmanı, Bursaspor taraftarlarının bir kesiminin, hem iktidarın Kürt politikalarına, hem de genel anlamda Kürt karşıtlığına devam edeceğini gösteriyordu.

Bursaspor maçında, Diyarbakırsporlu futbolcular, yöneticiler, taraftarlar sözlü ve fiziki saldırıya uğradı. Birçok taraftar yaralandı. Statta tam bir savaş yaşandı. Kürtler için ağıza alınmayacak sözler sarf edildi.

Bursa’daki bu saldırıyı önceki saldırılardan ayıran, şiddeti ve spontane olmasından çok, örgütlü olmasıydı.

‘Kürtler Dışarı’

Diyarbakırspor kuruluşundan (1968) beri gittiği deplasmanlarda etnik ve siyasi saldırılara uğrayan bir takım.

Örneğin kuruluşundan hemen sonra ilk defa gittiği Kırıkkale deplasmanında rakip takım taraftarlarınca “Kürtler dışarı” şeklinde karşılanmıştı.

Kırıkkale maçında takım kadrosunda yer alan Diyarbakırspor’un eski futbolcusu Şorik Veysi (Veysi Gönenç) o maçta yaşananları şöyle anlatıyor:


“Kırıkkkale maçında 4 saat sahada kaldık. O dönem PKK olmadığı halde aynı sorunlar yine vardı. Hoparlörlerle “Kürtler dışarı” diyorlardı. O zaman bile bizi istemiyorlardı.”

Bu tür saldırılar 70’ler boyunca devam etti. Diyarbakırspor’un, o dönem adı Türkiye 1. Lig’i olan zirve lige yükseldiğinde de saldırılar sürdü.

70’lerin sonunda Eskişehir ve Trabzonspor ile birlikte ligi sallayan Diyarbakırspor, İstanbul maçlarında (Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş) yine hakarete uğruyordu.

İstanbullu taraftarlar Diyarbakırspor maçlarında, Diyarbakır ve kıro sözlerini birleştirerek, “Diyarbakırrooo…” şeklinde tezehüratta bulunuyordu.

12 Eylül’den sonra kavramlar değişiyor

15 Ağustos 1984’te PKK tarafından başlatılan silahlı eylemler ile birlikte Türkiye yeni çatışmalı bir sürece girdi. Yeşil sahalarda da tezahüratlar değişiyordu.

12 Eylül 1980 darbesi öncesindeki, “Kürtler dışarı”, “Diyarbakırrooo” gibi aşağılayıcı söylem ve sloganlar yerini, “PKK dışarı” sloganına bıraktı.

Diyarbakırspor bir yandan sahalarda ırkçı ve ötekileştirici saldırılara uğrarken, öte yandan gerek yerel gerekse ulusal siyasetçiler tarafından siyasi bir rant aracı olarak görülüyordu.

1980’lerin ortasında Diyarbakır’da Anavatan Partisi’nden (ANAP) seçilmiş belediye başkanı olan Nurettin Dilek, siyasi rantı en iyi şekilde kullanan isimlerden biriydi.

Turgut Özal’ın liderliğini yaptığı ANAP’ın parlak olduğu yıllardı. Nurettin Dilek, Turgut Özal’ın desteğiyle 1986’da takımı 1. Lig’e yükseltmişti. Bu dönem aynı zamanda bölgede sıkıyönetim, Olağanüstü Hal uygulamalarının başladığı dönemdir.

Lig’de sadece bir sezon tutunabildi ve 2001 yılına kadar bir daha zirve lige yükselemedi. 2001’de sahneye Gaffar Okkan çıkacaktı.

Takım 2001’den önce, 90’larda başlayan sahipsizlik ve ekonomik sıkıntıların ardından Mehmet İpek’in başkanlık yaptığı dönemde, 1995’ten sonra, iki defa zirve lige çıkmaya çok yaklaştı.

Her ikisinde de şaibe iddiaları vardı. 1996’da Zeytinburnu ile 1999’da Rize ile yapılan play-off final maçlarında Diyarbakırspor aleyhine bariz hakem hataları yapıldığı ileri sürüldü. Her iki maç için, “Engellendik, spor ve siyasi mafyalar bizi engelledi” beyanı bizzat Mehmet İpek’e aittir.

Ayrıca o dönem, Rize maçında, koltuğunu Bülent Ecevit’e devreden Rizeli Başbakan Mesut Yılmaz’ın etkin müdahalede bulunduğu dile getirilen iddialar arasındaydı.

Gaffar Okkan rüzgarı ve Süper Lig

Gaffar Okkan Diyarbakır Emniyet Müdürü olduğu dönemde, 24 Ocak 2001 günü 5 koruma polisiyle birlikte şehir merkezinde suikaste kurban gitti. Failleri hala yakalanmış değil.

Gaffar Okkan’ın Diyarbakır’dan uğurlanan cenaze törenine on binlerce Kürt katılmış ve gözyaşı dökmüştü. Gaffar Okkan’a gösterilen bu sevginin tek nedeni halkla kurduğu diyalog ve iyi ilişkiydi.

Aynı Gaffar Okkan, iyi ilişkiler kurduğu halkın büyük desteğini alan dönemin Kürt siyasi partisi Halkın Demokrasi Partisi’ne (HADEP) iyi gözle bakmıyordu. Kendi ifadesiyle Gaffar Okkan için Diyarbakır’da olduğu sürece iki gaye baştacıdır:

  • HADEP’in şehirde aldığı oy oranını yüzde 10’un altına indirmek
  • Diyarbakırspor’u Süper Lig’e yükseltmek

Gaffar Okkan ilkini başaramadı. Ancak ölümünden sonra daha kolay olan ikinci gayesi Diyarbakırlılara ve devlet erkanına bir vasiyet gibi kaldı.

Ve nihayetinde, tarihinde hiç olmadığı kadar el üstünde tutulan Diyarbakırspor 2001 yılının Mayısında İstanbul Büyükşehir Belediyespor (Bugünkü İstanbul Başakşehirspor) ile oynadığı maçı kazandı ve Süper Lig’e yükseldi.

Diyarbakırspor’un zirve lige yükselmesi, İmralı’daki hükümlü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın da ilgisini çekmiş, Galatasaraylı Öcalan avukat görüşmesinde, Diyarbakırspor’un bölgenin toplumsal gelişiminde önemli bir rolü olabileceğini ifade etmişti.

Aynı dönem Economist dergisi, 1996’da Diyarbakır’da oynanan bir Diyarbakırspor-Galatasaray maçında açılan “Seni Seviyoruz, Seni Seveni de” pankartına atıf yaparak Kürtlerin artık Galatasaray ile Diyarbakırspor arasında duygu bölünmüşlüğü yaşayacağını yazmıştı.

Medya, Genelkurmay, bürokrasi ve devlet katında bu desteğe mazhar olan Diyarbakırspor, rakip sahalarda tam tersi bir muameleye maruz kaldı. Irkçı ve linçe varan saldırılar Diyarbakırspor’un neredeyse gittiği her deplasmanda gerçekleşti.

İzmir, Yozgat, Ankara, Rize, Trabzon, İstanbul… Hiç farketmedi. Takım her yerde, üstelik silahların pek patlamadığı bu dönemde hep “PKK dışarı” sloganlarıyla karşılandı.

Türkiye Kürt açılımını tartışmaya başlarken, Bursa maçındaki (2009 Eylül) şiddetli/organize saldırı ve sonrasında yaşananlarla birlikte takım düşüşe geçti. Aynı sezon ligden düştü. Bir sonraki sezon ikinci lige, ardından üçüncü lige, en son Amatör Bölgeler’e kadar geriledi.

Borç batağına girdi. Federasyon transfer yasağı getirdi. Futbolcuların paralarını ödeyemedi. Bazen parasızlıktan deplasman maçlarına gidemedi. Nihayetinde 2013 Ekim ayında, 1968’de Gazi Köşkü’nde başlayan bir tarih hazin bir şekilde sona erdi.

Diyarbakırspor kapanırken şehirde parlayan bir futbol takımı vardı: İsmini 2014’te Amedspor olarak değiştirecek Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor…

Biraz Barcelona biraz Athletic Bilbao: Amedspor

Bugün Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Amedspor, 18 Ağustos 1976’da Melikahmetspor olarak kurulmuş bir kulüp. Melikahmetspor 1990’da Diyarbakır Belediyespor, 1996’da ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Diskispor oldu. Takım belediyenin alt yapı desteğiyle inanılmaz başarılar elde etti.

Grupları ve ligleri bir bir atlayan takım, 2010’da Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor Kulübü olarak spor yaşamına devam etti.

28 Ekim 2014’te yapılan Olağanüstü Genel Kurul’da ise kulübün adı oy birliği ile Amed Sportif Faaliyetler oldu. Diyarbakır’ın Kürtçe adını alan kulübün TFF’ye yaptığı isim değişikliği başvurusu hep cevapsız kaldı. Nihayet TFF, 2015 Ağustos ayında, neredeyse 1 sene sonra Amedspor ismine onay verdi.

Image copyrightAmedspor

Takım, Türkiye kamuoyunda Amedspor ismini alırken ve Bursa’da Bursaspor’u yenerek Türkiye Kupası’nda son 8’e kalırken gündeme geldi. Aynı maçta tıpkı 2009’da Diyarbakırspor’un uğradığı gibi

aşağılayıcı bir saldırıyla karşılaştı.

Amedspor tribünleri, “Çocuklar ölmesin, maça da gelebilsinler” derken, Bursa taraftarları “Apo’nun p..leri yıldıramaz bizleri”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye tezahüratta bulundu.

Maçı sunan A-Haber spor spikeri, Amedspor dememek için sıkça “onlar” dedi. Sanki sahada Bursaspor Türkiye idi ve Amedspor Türkiye’nin gerginlik yaşadığı bir başka ülke. Maç, Amedspor’un galibiyetiyle bitti.

Maç sonunda Amedspor’un ünlü futbolcusu Deniz Naki, Twitter hesabından yayınladığı mesajda, Cizre ve Sur’da devam eden sokağa çıkma yasaklarına göndermelerde bulunarak, “direnişte olanları selamladığını” söylüyor ve barış temennisinde bulunuyordu.

Bursa deplasmanından önce Başakşehir maçında Amedspor’a, seyircisinin ideolojik olduğu iddia edilen tezahüratı gerekçesiyle 1 maç seyircisiz oynama cezası veren TFF, futbolcu Deniz Naki’ye de bu mesajı yüzünden 12 maçtan men cezası verdi.

Kürt taraftarlar Amedspor’a ve Deniz Naki’ye verilen cezalardan oldukça rahatsız.

Sinemada Yılmaz Güney’e, müzikte Ahmet Kaya’ya, siyasette HDP’ye uygulanan handikapın sporda Amedspor’a uygulandığı görüşü yaygın.

Şimdi gözler Fenerbahçe maçında.

Maç oynanırsa, tıpkı sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların sürdüğü Diyarbakır’ın Sur, Şırnak’ın Cizre ilçesi gibi tribünler boş olacak. Statta sadece görevliler ve güvenlik güçleri.

Ama spor barıştı, kardeşlikti…

Gazeteci Faruk Arhan’ın Geripas-Diyarbakırspor’un 33 yılı ve Düğünde Kalabalık Taziyede Yalnız-Diyarbakırspor adlı kitapların yazarıdır.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here