Anasayfa Haber FATİH KIYAK YAZDI :   BU SEFER TUTMAYACAK

FATİH KIYAK YAZDI :   BU SEFER TUTMAYACAK

Paylaş

11 Ekim günü Ankara’da, dizime giren o bilye yüzünden hastanede yatarken, devletin görevlendirdiği bir psikolog içeri girdi; “yaşadığınız şeylerle alakalı benimle konuşmak ister misiniz” diye sordu, olumlu bir yanıt alamayıp, üsteleyince “bu ülkedeki solcular, bu ülkenin katliam kronolijisini bilirler ve bu devleti tanırlar, bu topraklarda böyle şeyler olabileceğini öngörürler” gibi bir cevapla karşılaştı ve konuyu kapattı.

Evet, 1934 Trakya olaylarından, 6-7 Eylül’e; 1 Mayıs 1977’den, Çorum-Maraş katliamlarına; Madımak’tan, Hayata Dönüş operasyonlarına; Hrant Dink cinayetinden, Suruç-Ankara bombalamalarına, bu ülkedeki katliamları, cinayetleri bilenler, bunların tamamında devletin rolünü, örgütleyiciliğini, katillerini, hadi en iyi ihtimalle de yoğun ihmalini bilirler. Mustafa Suphiler’den bugüne solcu katletmenin vaka-ı adiyeden sayıldığı bu ülkede 2 yıldır MİT tarafından takip edilen, isimleri gazetelerde ifşa olan, Emniyet tarafından aranmasına rağmen yolda polis kontrol noktasından geçebilen caniler, 100 yoldaşımızı katlettiler. Bugün, soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, katliamın amaçlarını “yaklaşan seçimleri sabote ederek siyasi istikrarı bozmak ve seçim sonucunda çıkacak siyasi tablodan herhangi bir şekilde hükümet kurulmasını zorlaştırmak, bombalama eyleminde hedef seçtikleri kitleye karşı saldırıyı gerçekleştirip, bu sebeple hedef seçtikleri kitlenin marjinal kesimlerini sokağa dökmek, protesto ve eylemleri çoğaltıp ülkeyi istikrarsızlığa, kavgaya ve kargaşaya sürüklemek, yine kendi gerçekleştirdikleri bu eylemden devletin sorumlu tutulmasını sağlayarak PKK’nın Türkiye’ye saldırılarını meşrulaştırmak, eylemi başkent Ankara’da gerçekleştirerek Türkiye’ye gözdağı vermek, terör eylemlerini yaygınlaştırıp 1 Kasım genel seçimlerini erteletme” olarak açıkladı ve faillerin IŞİD üyesi olduklarını belirterek, Mersin-Adana HDP binalarının bombalanması ile Diyarbakır’daki HDP mitingi ve Suruç katliamlarının da aynı örgüt tarafından yapıldıklarını belirtti. Yine saldırı emrinin Suriye’den geldiği ve PKK ile IŞİD’e karşı olan tüm gruplara yönelik saldırı yapılmasının amaçlandığı söz konusu açıklamada belirtiliyor.

Tabii “IŞİD, PKK’ye karşı olan gruplara neden saldırı yapsın? Ankara saldırısı, PKK eylemlerini neden meşrulaştırsın? “ gibi soruların mantıklı bir cevabı bulunmamakla birlikte; Cumhurbaşkanının, “saldırının arkasında Muhaberat-PKK-PYD-IŞİD var” biçimindeki komplo teorisini çürüten bir açıklama oldu.

Aslında, olan biten ise 7 Haziran seçimleri öncesi, Ağrı provakasyonu ile başlangıcı yapılan “ derin ve kanlı stratejinin” uygulanmaya devam etmesidir. 1 Kasım seçimlerinde de istedikleri sonucu alamayacağını kestiren yönetimdeki kliğin, yeni rejim inşa hayallerinin çöpe gitmesinden önceki son çırpınışlarıdır. HDP kitlesini sokağa çekerek, 6-8 Ekim Kobani olaylarındaki gibi bir şiddet dalgası bekleyen, bu gerçekleştiği takdirde HDP’yi kolayca kriminalize edebilecek olan bu klik aynı zamanda Türkiyeli sosyalistlere de, “Kürtlerden uzak durmadıkları takdirde, başlarına bu tip katliamların geleceği” mesajını vermektedir. Ancak ne HDP kitlesi bu tuzağa düştü ne de sosyalistler, artık Türkiyeleşmiş HDP’den vazgeçtiler. Hakeza Suruç katliamı ve yeniden başlayan savaş ile amaçlanan “Tek başına hükümet olamadıkları için, bu kanlı sürecin yaşandığı” argümanı da toplumda tutmadı;  batıdaki tüm asker, polis cenazelerinde gördüğümüz, bunun tam tersi biçimde, yönetimdeki kliğe yönelik yoğun tepkilerdi. Ankara katliamı sonrası, bu tepkiselliğin yayıldığını, bu sürecin failinin, huzursuzluğun temel kaynağının bu klik olduğu algısının toplumda karşılık bulduğunu gözlemleyebiliyoruz.

 

Yukarıda bahsettiğimiz 1 Mayıs 1977 katliamı, Türkiye solunun, toplumda çok ciddi bir etkisinin olduğu dönemde gerçekleşmiş ve Türkiye solu bu katliamdan sonra, akıllı bir strateji  üretemediği için ve sonrasında tabii ki 12 Eylül ile birlikte giderek zayıflamıştı. Bu sefer devletin bu “derin ve kanlı stratejisi” amaçlarına ulaşamayacak. İşçi sınıfının, toplumda ezilen tüm kültürel kimliklerin, cinsel yönelimlerin HDP’ye daha fazla yönelmelerine engel olamayacaklar. Bu barbarlığa boyun eğmeyeceğiz, 7 Haziran’da yaptığımız gibi 1 Kasım’da da bu kirli oyunu boşa çıkaracağız.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here